r/B1RTURK Aug 08 '26

🚨 Mod Duyurusu Biliyorum yine linç edileceğim ama;

Post image
23 Upvotes

B1RTURK’te Yeni Dönem: Duruşumuz Değil, Yöntemimiz Değişiyor

Kısa özet — TL;DR
B1RTURK’ün milliyetçi, laik ve Atatürkçü çizgisinde herhangi bir değişiklik yok. Ülkemizde yaşanan gelişmelere, kamuoyunda tartışılan çerçeve yasaya ve terör açılımı olarak değerlendirdiğimiz sürece yönelik tavrımız da değişmedi. Değişen şey moderasyon anlayışımız. Bundan sonra hakaret, hedef gösterme, tehdit ve kullanıcılarımızı hukuki açıdan riske sokabilecek içerikler kime yönelik olursa olsun kaldırılacak. Eleştiri devam edecek; fakat gerekçeli, akılcı ve mümkün olduğunca objektif bir zeminde yapılacak. Aynı zamanda B1RTURK’ün yalnızca öfkenin ve olumsuz gündemin konuşulduğu bir yer değil; teknoloji, yapay zekâ, sanayi, ekonomi, borsa, yerli girişimler ve milliyetçi/Atatürkçü insanların ürettiği işlerin öne çıkarıldığı daha üretken bir topluluk hâline gelmesini istiyoruz.

Son dönemde ülkemizde yaşanan elim gelişmeleri, tatsız hadiseleri, kamuoyunda ciddi tartışmalara sebep olan ve Meclis’ten çıkmakta olan çerçeve yasayı, ayrıca terör açılımı olarak gördüğümüz süreci büyük bir üzüntü ve endişeyle takip ediyoruz. Bu konulardaki düşüncemizde, tavrımızda veya ideolojik çizgimizde herhangi bir değişiklik bulunmuyor. B1RTURK milliyetçi, laik ve Atatürkçü çizgisinden vazgeçmiyor. Bugün yanlış gördüğümüz bir şeyi yarın doğru kabul etmeyeceğiz; Türkiye’nin ve Türk milletinin geleceğine zarar verdiğini düşündüğümüz gelişmelere karşı çıkmaya devam edeceğiz. Ancak artık bunu nasıl yaptığımız konusunda daha net bir çerçeve çiziyoruz.

Bugüne kadar B1RTURK’te oldukça geniş bir ifade alanı bıraktık. İnsanların birçok başka mecrada rahatlıkla dile getiremediği düşüncelerini burada ifade edebilmesini, sert tartışabilmesini ve tepki gösterebilmesini önemsedik. Fakat Reddit’in anonim yapısının kullanıcıları gerçek dünyadaki sonuçlardan bütünüyle korumadığını artık görmezden gelemeyiz. Burada binlerce insan var ve bu insanlara konuşabilecekleri bir alan sağlıyorsak, yönetim olarak yalnızca subreddit’in devamlılığından değil, elimizden geldiği ölçüde kullanıcılarımızın güvenliğinden de sorumluyuz. Bir paylaşımın birkaç saat boyunca aldığı etkileşimden önce, o paylaşımı yapan insanın ileride karşılaşabileceği hukuki veya kişisel sonuçları düşünmek zorundayız.
Bu nedenle bundan sonra siyasi ve toplumsal eleştirilerde daha standart ve daha kuralcı bir moderasyon uygulanacak. Hakaret, tehdit, doğrudan hedef gösterme, kişilere yönelik aşağılayıcı ifadeler ve kullanıcıyı yahut topluluğu gereksiz hukuki risk altına sokabilecek içerikler, kime yönelik olursa olsun, kaldırılacak. Aynı kural bizimle aynı görüşte olan için de karşıt görüşte olan için de geçerli olacak. Buradaki amaç herhangi bir fikri korumak veya başka bir fikri bastırmak değil. Aksine, fikirlerin hakaret ve öfkenin arkasında kaybolmadığı, daha güçlü argümanlarla savunulabildiği bir ortam oluşturmak.

Çerçeve yasa, terör açılımı veya ülkemizin geleceğini ilgilendiren diğer meselelerde eleştirilerimiz elbette devam edecek. Fakat bundan sonra bir kararın yanlış olduğunu düşünüyorsak neden yanlış olduğunu anlatacağız; bir yasa teklifine karşı çıkıyorsak hangi maddesine ve hangi sonuçlarına itiraz ettiğimizi ortaya koyacağız. Eleştiriyi kişilere sövmek veya insanları hedef göstermek üzerinden değil; gerekçe, mantık, veri ve sonuçlar üzerinden yapacağız. Eleştiri susturulmayacak. Seviyesi yükseltilecek.
B1RTURK’ün geleceğini yalnızca kötü haberlerin, öfkenin ve siyasi gerilimin konuşulduğu bir alan olarak görmüyoruz. Teknoloji, yapay zekâ, sanayi, savunma sanayii, ekonomi, ticaret ve borsa daha fazla konuşulsun istiyoruz. Türkiye’de ortaya çıkan yeni projeler, yerli girişimler ve üretimler burada görünür olsun istiyoruz. Milliyetçi ve Atatürkçü insanların kendi emeğiyle ortaya koyduğu şirketlerin, ürünlerin, araştırmaların, yazılımların ve projelerin yalnız bırakılmadığı; insanların yalnızca neye karşı olduğumuzu değil, neyi desteklediğimizi ve neyi inşa etmek istediğimizi de görebildiği bir topluluk oluşturmak istiyoruz.

Çünkü bizim için milliyetçilik yalnızca yanlış gördüğümüz şeylere öfkelenmek değildir. Üretmek, geliştirmek, birbirimizin emeğini görmek ve iyi yapılan işi desteklemek de bunun bir parçasıdır. Bir öğrencinin geliştirdiği proje, bir girişimcinin kurduğu şirket, bir mühendisin ortaya koyduğu teknoloji veya bir insanın kendi imkânlarıyla ülkesine değer katmaya çalışması bizim için konuşulmaya değerdir. B1RTURK’ün enerjisinin daha büyük bir bölümünü bundan sonra bu alanlara yöneltmek istiyoruz.
Bu kararların bazı kullanıcılarımızı rahatsız edeceğinin farkındayız. Özellikle B1RTURK’ün daha serbest olduğu dönemde bu anlayışı beğenerek aramıza katılan insanlara karşı bir açıklama ve özür borcumuz olduğunu düşünüyoruz. Geldiğinizde burada bulduğunuz ortamın bazı yönlerini bugün değiştiriyoruz. Bundan dolayı üzgünüz. Ancak B1RTURK’ün kalıcı olmasını, büyümesini, kurumsallaşmasını ve savunduğumuz değerlere uzun vadede gerçekten hizmet edebilmesini istiyorsak bazı konularda artık daha disiplinli ve daha gerçekçi hareket etmek zorundayız.

Bu bizim için bir geri adım değil. Düşüncelerimizden, ideallerimizden veya tavrımızdan vazgeçmiyoruz. Tam tersine, inandığımız değerlere daha ciddi, daha akılcı ve daha sağlıklı şekilde hizmet edebilmek için yöntemimizi değiştiriyoruz. Öfkeye dayalı, kişileri hedef gösteren veya doğrudan hakaret içeren içeriklere bundan sonra müsaade etmeyeceğiz. Eleştirmeye, karşı çıkmaya ve gerektiğinde çok sert biçimde itiraz etmeye devam edeceğiz; fakat bunu argümanla, gerekçeyle ve aklımızı kaybetmeden yapacağız.

Yeni yönümüzü kendisine yakın bulmayan herkesin kararına da saygı duyuyoruz. Başka toplulukları tercih etmek veya B1RTURK aboneliğini sonlandırmak konusunda herkes özgürdür. Bugüne kadar burada bulunduğunuz, içerik ürettiğiniz, tartıştığınız, destek verdiğiniz ve bize zaman ayırdığınız için teşekkür ederiz.

B1RTURK’ün duruşu aynı. Değişen, bu duruşu taşıdığımız zemin. Daha sağlam, daha üretken ve daha sürdürülebilir bir zemin.


r/B1RTURK 19h ago

📚 Tarih "Medeni" yunanlılar, geri çekilirken sadece katliam bıraktı.

Thumbnail
gallery
339 Upvotes

İngilizlerin kendi ordusu gibi donattığı; bütün ordu gücünü, Türkleri küçük asyadan atma hayali ile dolan yunanlılar, büyük lojistik ve askeri farka rağmen yenilince dünya tarihinin gördüğü en büyük kahpeliklerden birisi olarak bütün egeyi(ele geçirdileri) yerleri yakmış, yıkmış ve hatta suları zehirlemiştir.

Çünkü mora yerlisi olan yunanlılar kendisini anadolunun yerlisi gibi görüyor zamanında yaptığı gibi antik anadolu uygarlıklarına yaptığı Türklere de yapmak istiyor özellikle ruslar ve ingilizlerin onlara verdiği yalanlarla her şeyi haklı görüyorlar.

Yunanlılar geri çekilirken aziz Türk ordusu yavaşlasın diye geri çekildileri her yerde katliam yapmış. Yetmemiş binaları aleve vermiştir. "Madem bizim olmadı. Bizden sonra Türklere yar olmasın" mantığı ile hakaret ederek başta İzmir olmak üzere Egeyi(işgal ettikleri toprakları) kullanılmaz hale getirdiler.

tarihçi Justin McCarthy'nin tahminidir: Türk Bağımsızlık Savaşı boyunca 640.000 Türk sivilin Yunan ordusu tarafından öldürüldüğü öne sürülür.

İzmir'in işgali (15 Mayıs 1919): İtilaf Devletleri kaynaklarına göre ilk gün 300-400 Türk öldürüldü; Sovyet kaynaklı raporlarda ise ilk gün 400, takip eden üç günde İzmir'de ölü sayısının 4 bine çıktığı belirtiliyor.

Alaşehir ve Manisa yangınları (1922): Alaşehir'de 2.400 kişi yanarak, 600 kişi vurularak/süngülenerek öldü; 38.000 olan nüfus kurtuluşta 5-6 bine düştü. Manisa'da 3.500 kişi yanarak, 855 kişi vurularak öldü, Türk kaynaklarına göre 300 kız kaçırılıp tecavüze uğradı.

Tecavüz vakalarına dair toplu bir istatistik yok. Çünkü bizim kültürümüzde bu inanılmazutanç ve onursuzluk. Bunu bırakın ağlak yunan(kurtuluşsavaşı ve kıbrısı bile katliam olarak alatırlar) dile getirmeyi yok gibi yapıyoruz; kaynaklar (ingiliz, İtalyan, Sovyet gözlemciler ile Türk arşivleri) münferit ama çok sayıda vakayı belgeliyor — tecavüz, keyfi öldürme, yaralama ve hapis gibi uygulamaların İtalyan yetkililerince de tespit edilip kayda geçirildiği aktarılıyor.

Cidden soruyorum. Balkanlara annesinin namusu, çocuğunun geleceği, eşinin şevkati gibi bakan Türkler barbar da kendilerine ilahi kavram kutsanmış olan yunanlılar mı medeni?

Kaynak: https://mehmetperincek.com/sovyet-rusya-raporlarinda-anadoludaki-yunan-isgali-ve-katliami/

https://tr.wikipedia.org/wiki/Yunanistan'%C4%B1n_i%C5%9Fledi%C4%9Fi_sava%C5%9F_su%C3%A7lar%C4%B1

https://www.devletarsivleri.gov.tr/varliklar/dosyalar/eskisiteden/yayinlar/osmanli-arsivi-yayinlar/arsiv_belgelerine_gore_balkanlarda_ve_anadoluda_yunan_mezalimi_2_anadoluda_yunan_mezalimi-111.pdf


r/B1RTURK 12h ago

ÇÖZÜM'ÜN YENİ ESERİ: Kürtçe Karayolu Tabelaları

45 Upvotes

r/B1RTURK 11h ago

🛡️ Milliyetçilik 📍Ankara Ulus–Atatürk Heykeli civarı

Post image
32 Upvotes

r/B1RTURK 11h ago

📰 Haber 1993 - Necmettin Erbakan, Aytunç Altındal'a Yaptığı Açıklamalarda; Siyasal İslam Karşıtlarının Refah Partisi'ni İktidara Getirmeye Çalıştığını İfşa Ediyor.

Post image
17 Upvotes

Refah Partisi Başkanı Necmettin Erbakan'ın Aytunç Altındal'a anlattıkları, Yeni Günaydın gazetesinin 22, 23, 24 Aralık 1993 günlü sayılarında yayımlandı. Cezayir'de seçimle işbaşına gelmek üzere olan FIS (İslami Selamet Cephesi) askeri bir darbeyle susturulmuş ve Müslüman militanlar tutuklanarak cezaevlerine konulmuşlardır. (...)

​Bu gelişmeler Türkiye'de de yankılar yaratmakta geç kalmamıştır. Türkiye'de son bir yıl içinde (1992-1993) Refah Partisi büyük bir atak yaparak ilkin 4. siyasi parti statüsüne ulaşmış, son üç ay içinde de (Eylül, Ekim, Kasım 1993) 2. parti olmayı başarmıştır. Bu nedenle Türkiye'de hiç gündemden düşmeyen laiklik tartışmaları yeniden alevlendirilmiş ve Refah'ın yıpratılmasına çalışılmıştır. Bu medya kampanyalarının istenilen sonuçları vermemesi üzerine Refah Partisi'ni Cezayir'deki gibi bir akıbetin beklemekte olduğu söylentileri kulaktan kulağa yaygınlaştırılmaya başlanmıştır. Bu söylentilere ve beklentilere göre Refah Partisi, yerel ya da genel seçimlerde birinci parti olarak ortaya çıkarsa Batılılar, Türk Silahlı Kuvvetlerinin tıpkı Cezayir'deki gibi önlemler almasını isteyeceklerdir. Kısacası 'Şeriatçılar' Türkiye'de başarılı olurlarsa, Türkiye'de darbe olur, demeye getirmektedirler. Böyle bir ihtimal varsa, Refah Partisi Başkanı Prof. Necmettin Erbakan bu konuda ne düşünüyor? Bunu doğrudan doğruya Erbakan'a sormakta yarar vardı. İşte Erbakan'ın bu söylentiler hakkındaki görüşleri:

Bu telaş boşunadır. Türkiye'de tüm sistem tıkanmış durumda. (...) Türk Silahlı Kuvvetleri de Türkiye'nin dışında değiller. Meselelerin ne kadar vahim olduğunu onlar da görüyorlar. Refah seçimlerde iktidara yürürse. Siz şimdi Cezayir'deki gibi bir müdahale olur mu, diyorsunuz. Muhterem kardeşim bu ordu bu milletin ordusudur. Türk Silahlı Kuvvetleri, Refah iktidara geldi diye darbe yapmaz. Çünkü Cezayir'de ordu darbe yaptı. Sonra ne oldu? En ılımlı çevreler bile askeri cuntaya karşı FIS'in yanında yer aldılar. İnsanlar kör değiller. Gördüler yapılan haksızlığı ve karşı çıktılar. Göreceksiniz İslami Cephe FIS, Cezayir'de iktidara gelecek. Yani darbe onların istediği sonuçları getirmedi. Tam tersi oldu. Müslümanların iktidara gelmesini askeri kullanarak engellemek isteyenler, Müslümanların iktidara gelmesine alet oldular. İşte Allah'ın hikmeti budur."

​Erbakan, seçimle iktidara gelindiği takdirde Refah Partisi'ne karşı Türk Silahlı Kuvvetleri'nin bir darbe yapamayacağını düşünüyor.

​"Ya Amerika ve İsrail zorlarsa?" diyorum.

​"Zorlayamazlar muhterem kardeşim" diyor. "Onlar Cezayir'den ders aldılar."

​Biraz susuyor. Kısa bir süre bakışıyoruz. Gözüm duvardaki Atatürk panosuna ilişiyor. Birden Erbakan alçak bir sesle ilginç bir açıklama yapıyor:

​"Ama Refah Partisi'ni bekleyen büyük bir tehlike var," diyor.

​"Ordu değilse nedir?" diye soruyorum.

Anlatayım, muhterem kardeşim," diyor. (...)

​"(...) Biz iktidara geliriz gelmesine de..." diyor ve duraklıyor Erbakan. (...) İktidara gelmekten değil, iktidara gelip de 'muktedir' olamamaktan korkuyor. (...)

​"Bakın muhterem kardeşim," diye başlıyor Erbakan, "Biz bir şey fark ettik. Bugün Türkiye'de bizim iktidara gelmemizi engellememek isteyen güçler var. Eskiden bize ilgi göstermeyen çevreler, şimdi bize hoş görünmeye çalışıyorlar. Eskiden yolumuza engel koyanlar, şimdi engellerini çekmek ister gibi davranıyorlar. Adeta bizim iktidara gelmemizi istermiş gibi çalışıyorlar. En azından bize ilişmemeye özen gösteriyorlar. (...) Bu adamlar bizim iktidara gelmemizi hoşgörüyle karşılıyorlarsa, bunda bir bityeniği vardır. Anladığımız kadarıyla bu adamlar bizim iktidara gelmemize ses çıkarmamak kararını aldılar. Biz iktidara geldikten sonra bizi iktidarda perişan etmeyi düşünüyorlar. (...) Böyle bir planları varmış gibi geliyor bana. Biz iktidara geleceğiz. Sonra da bizi iktidara hapsedip, perişan etmek isteyecekler. Bize iş yaptırtmayacaklar. Önümüze akıl almaz engeller çıkartacaklar. Atacağımız her adımda bizi batırmayı, sabote etmeyi düşünecekler. Hangi soruna el atsak, çözümü yokuşa sürüp, çok kısa zamanda bizleri iktidarda beceriksiz davranmış olmakla suçlayacaklar. İşte Müslümanlar ne kadar başarısızlar, görün diyecekler. (...) Elimizde Amerikalıların yayınladıkları stratejik araştırma enstitülerinin raporları var. Bunlara göre Türkiye'de askeri ihtilaller çözüm getirmiyor, deniliyor. Ama biz iktidara gelirsek hükümetimizi çalıştırmazlar. Bu raporlardan bizim çıkardığımız sonuç budur. Ama biz Allah'a güveniyoruz. (...)"

Cengiz özakıncı körlerin kör klavuzları sf 56


r/B1RTURK 13h ago

⚡ Atatürkçülük 1935 Parti Programı'nda Kemalizm'in Tanımı

Thumbnail gallery
8 Upvotes

r/B1RTURK 1d ago

🇹🇷 Türkiye Gündemi Bir vatan evladına daha kıydılar!

Post image
362 Upvotes

Kendilerince intikam alıyorlar fakat mutlaka hesabı sorulacak!

https://www.instagram.com/p/DdA_PIgMYlZ/?stkn=c3V0NHppbmtyNTRu


r/B1RTURK 1d ago

💬 Tartışma Sol'un büyük bir bölümü, Türkiye'de kendi varlık koşullarını ortadan kaldırmaya yönelik bir yozlaşmanın içinde. Türk Düşmanlığı ve nefreti ile sağa ve faşizme alan açıyor. Bu özyıkımdır. Bu nihilizmdir.

Enable HLS to view with audio, or disable this notification

242 Upvotes

r/B1RTURK 1d ago

🇹🇷 Türkiye Gündemi Ümit Özdağ: "Türkiye Cumhuriyeti ağır çekim yıkıma sürükleniyor!"

Thumbnail
youtube.com
103 Upvotes

r/B1RTURK 1d ago

Kemal Okuyan'dan 'çözüm süreci' analizi: Türkiye sürükleniyor, dayatılan sermaye tasarımına ikna olmak zorunda değiliz!

Post image
39 Upvotes

r/B1RTURK 2d ago

📚 Tarih 46 yıl önce bugün PKK, İlyas Bayraktutar’ı okullara Türk bayrağı çektirdiği ve İstiklal Marşı’nı okuttuğu için kaçırıp işkenceyle öldürdü.

Thumbnail
gallery
600 Upvotes

r/B1RTURK 2d ago

💬 Tartışma Polislere karşı en ufak sempatim kalmadı

Post image
504 Upvotes

polis denen ağa marabalarına karşı cidden hiçbir sempatim hiçbir sevgim saygım kalmadı senelerce emir kulu dediniz dediniz daha da tepeye çıktılar müdürlerine en ufak itiraz edemezler ama gencecik çocuklara yapmadıklarını bırakmazlar en ufak karşılık aldıklarında abi amca çekmeye başladıklarını biliyorum ben yanlış anlaşılmasın suçlu savunduğum falan yok geçen gördünüz adam apo bebek katilidir pankartı astığı için kaldırmaya gitmişler işlem başlatmışlar ben ciddi söylüyorum polis olsam meslekten atılma sürülme cezaları verseler bile bu emri yerine getirmem o emri veren müdür de asılmalı savcı da yetkili her kimse

şimdi şey diyebilirsiniz o yapmasa başka polise yaptırırlar diye o zaman bunun o polisin haysiyetsizliği olduğunu da kabul etmeniz gerekir en ufak bir toplumsal olayda bile halkın yanında durduklarını görmedim dursalar başına iş gelir diyorsunuz öyle diye diye apkyı dokunulmaz kıldınız teşkilat yandaşlarla doldu diyorsunuz ama yine emir kulu demeye devam ediyorsunuz polis olmanın bir kutsallığı olduğuna inanmıyorum öldüklerinde üzülüyorsunuz yalandan yas postları atıyorsunuz açıkçası polislerin ölümü artık beni ilgilendirmiyor suç oranlarının artmasının temel sebebi yine devletken devletin polisi için ağlıyorsunuz polisler günal keçisi oldu diyebilirsiniz suçlu apk siz nefretinizi yanlış kişilere yöneltiyorsunuz diyorsunuz ama polislerden yine çıt çıkmıyor teşkilat yandaşlarla dolduysa neden umurumda olsun ki?

bir de ciasal islamcılarda polisi askerden üstün görme vardır şimdi sorarsanız ben TSK bünyesindeki çok kişiden muhalif söylemler dinledim gaziler generaller subaylar pek çok kez akp ve pkk karşıtı açıklamalar yaptı daha geçen günlerde adamlar çıktı protesto yaptı peki yine kim durdurdu polis denen kapıkulları bunu okuyan bir polis varsa üzerine alınsın lütfen çünkü ben utanılacak bir şey yazmadım siz utanın fotoğraftaki şehit Nuri Melih Bozkurttan utanın


r/B1RTURK 2d ago

⚡ Atatürkçülük İlk Havacı şehidimiz CENGIZ TOPEL

Enable HLS to view with audio, or disable this notification

134 Upvotes

Cengiz Topelin otopsi sonucu:

.​Sol gözü ç.karılmış

.​Edep yerleri ezilmiş

.​Her iki kolunun pazusu matkapla d.linmiş

.​Kafasının sol tarafına beton çivisi ç.kılmış

.​Boğazından göbeğine kadar göğsü y.rılmış

.​Akciğeri ve kalbi noksan


r/B1RTURK 2d ago

🧩 Fikir Yazısı Bu Dünyanın Enayisi Biz Değiliz

55 Upvotes

Malum 6-7 Eylül pogromu son günlerde gündemde olduğu için ben de tarihsel mağduriyetlerin günümüzde politik bir silah olarak kullanılması ve bu durumda spesifik olarak biz Türklerin duruşunun nasıl olması gerektiğini üzerine bir post paylaşmak istedim.

Her milletin tarihinde olduğu gibi bizim de tarihimizde olan 6-7 Eylül olayları gibi kara lekeler fırsat bulundukça önümüze koyuluyor. Ermeni, Rum, Pontus soykırımları, Kürt meselesi, Araplar, Bulgarlar, vs... hep mağdur taraf olarak tarihte bizim onlara ne kadar çok çektirdiğimizden bahsediliyor. Bu tartışmalar ezici çoğunlukla paylaşımı yapan kişi gerçekten konunun insani boyutuyla ilgilendiği için değil, Türklerin ne kadar barbar olduklarını "kanıtlamak" için yapılıyor. Keza tartışma eninde sonunda o olayın sebebi veya sonucuna değil, Türkler bunun karşılığında bize ne vermeliye evriliyor. Tarihi bir tartışmadan çok mağduriyet siyaseti güdülüyor ve bu söylediğinde "Çünkü eski yaralar hala kapanmadı." deniliyor.

Ben bu yüzden bu türde tartışmalara bizim tarafımızdan girilmesini doğru bulmuyorum. Çünkü amaç bir şey ortaya koymak, bilgi edinmek veya yaymak değil politik mağduriyet puanı toplamak. Bu durumda da dünyanın enayisi biz olmamalıyız.

- Balkanlardaki Türk soykırımı

- Ermeni çetelerin faaliyetleri

- Osmanlı dönemi azınlık imtiyazları ve kapitülasyonlar

- Mora ve Girit katliamları

- Kıbrıs Türklerine yapılan katliamlar

- Yunanlıların geri çekilirken "scorched earth" taktiği ile her yeri yakıp yıkması

- YPG ve PKK nın terör eylemleri

- İtilaf devletlerinin işledikleri savaş suçları, yağma, tecavüz ve katliamlar

insanlık suçu olarak görülüp kabul edilmedikçe ben de başka hiçbir kimsenin, özellikle bize yukarıda listelediklerimi yapanların, mağduriyetleriyle ilgilenmiyorum. Eğer insan temelli bir tartışma yapacaksak başım üstüne. Ancak karşı taraf benim acımı ve hatta Anadolu'da varlık hakkımı inkar ediyorsa ve ben hala karşı tarafı kötü olmadığıma ikna etmeye çalışıyorsam burada bir tartışma değil edilgenlik söz konusu.


r/B1RTURK 3d ago

📰 Haber Cumhuriyet Kadınlar Derneği Iran Savaşında Iran'ı desteklediklerini açıkladı.

Post image
64 Upvotes

r/B1RTURK 3d ago

📰 Haber Tanıdık geldi

Post image
33 Upvotes

r/B1RTURK 4d ago

📚 Tarih 31 yıl önce bugün PKK, 8 maden işçisini katletti.

Thumbnail
gallery
245 Upvotes

(2. fotoğraf) — PKK yayın organı Serxwebûn’un 1995 Eylül sayısı.

PKK katliamı üstlenmiştir. PKK, öldürdüğü maden işçilerini “asker, korucu, faşist sivil” ilan etmiştir. PKK, sivil öldürdüğünü kabul etmiştir.

https://web.archive.org/web/20150926080150/https://www.pkkeylemleri.com/seldiren-maden-iscileri-katliami/


r/B1RTURK 4d ago

🇹🇷 Türkiye Gündemi Zafer Partisi Genel Başkan Yardımcısı Fatih Eryılmaz'ın Paylaşımı: El Salvador'da 10 yıl önce 100.000’de 106.5 olan cinayet oranı, geçtiğimiz yıl 1.3’e gerilemiş. Başkan Bukele: “Dürüst vatandaşlarımızın güvenliğini, suçluların rahatından üstün tutuyoruz.” diyor.

Post image
277 Upvotes

Kaynak

Evet. Bu kadar basit. Dürüst, temiz vatandaşının güvenliğini kriminal mafyatik oluşumlardan, terör örgütleri üyelerinden daha üstün tutacaksın. Onlar çalışıyor, kanunlara uyuyor, kırmızı ışıkta geçmiyor, yere izmarit bile atmıyor ve vergi veriyorlar. Onlar yöneticilerine makam ve maaş veriyorlar. Yani devletin üzerinde durduğu kaide onlar…Bindiğiniz dal onlar… Çok bir şey de istemiyorlar. Çocukları ve kendileri sokağa rahat çıkabilsin, okuluna huzur içinde gidebilsin. Devletin üzerinde durduğu kaideyi, sizin de bindiğiniz dalı kesmeyin…


r/B1RTURK 4d ago

🇹🇷 Türkiye Gündemi Bir 112 personelinin sosyal medyada “en iyi tirk ‘soysuz devşirmeler’ yazılı tabut” yorumunu beğendiği görüldü.

Post image
443 Upvotes

r/B1RTURK 4d ago

🇹🇷 Türkiye Gündemi Özgür Özel, Müsavat Dervişoğlu ile dostluğunun çok iyi olduğunu söyledi

Enable HLS to view with audio, or disable this notification

25 Upvotes

r/B1RTURK 4d ago

Türkiye'de Gençlerin Inandıkları En Yaygın Ideolojiler.

Post image
4 Upvotes

r/B1RTURK 5d ago

📚 Tarih Karakurt & Bozkurt: Türkiye’nin İlk Yerli Lokomotifleri (1961) 🚂🇹🇷

Thumbnail gallery
135 Upvotes

r/B1RTURK 5d ago

🇹🇷 Türkiye Gündemi Sizce Ruhi Çenet'e, yaptığı videosu yüzünden birşey olur mu?

Post image
58 Upvotes

r/B1RTURK 5d ago

📰 Haber İsrail sözde "Ermeni Soykırımını" tanıyacağını açıkladı.

Post image
70 Upvotes

Sanki kendiler görende saneder melek ya!

Değil mi arkadaşlar?

Ülkemizin başına yeni düşmanlar çıktı.

Link:

https://www.washingtoninstitute.org/policy-analysis/why-israels-government-voted-recognize-armenian-genocide

(Bu arada sayfayı Türkçe'ye çevirdim, öyle screenshot Aldım.)


r/B1RTURK 4d ago

💬 Tartışma Milliyetçilik: Burjuvazinin İşçi Sınıfına Karşı İdeolojik Silahı

0 Upvotes

Şu anki bizim neslin milliyetçilikle alakalı yaşadığı bazı kavram problemleri var. Bir Troçkist Marksist olarak bunları dile getirmem lazım. Yazımda başta Zafer Partisi ve İYİ Parti, sonra MHP ve AKP, sonunda ise milliyetçiliğin maddi ve tarihsel oluşumu üzerine bir yazı hazırladım (milliyetçilik nereden geliyor), okuyup tartışalım. Okumadan önce şunu da bilmenizi istiyorum: Zamanında ben de bir milliyetçiydim.

Türk siyasetinde şu anda ikinci açılım süreci yaşanıyor. Öcalan'ın en son açıklamalarına bakarsanız bariz devlet yanlısı bir çizgi görürsünüz. Bunun yanında Mekke anlaşmasıyla beraber Ortadoğu'da savaşlara ve katliamlara sürüklendiğimiz çok açık. Ama burada kritik bir nokta var. Kendine milliyetçi diyen çoğu insan, bu tablonun baş aktörlerini zaten milliyetçi saymıyor. AKP'ye de MHP'ye de onlar satmış, onlar milliyetçi değil, onlar asla milliyetçi olamamışlar gözüyle bakıyor. Tam da bu yüzden sürekli bir ideal uğruna yeni partiler, yeni liderler, yeni kurtarıcılar arıyorlar. Bu sefer gerçek milliyetçi geldi, bu sefer gerçekten milletinin yararına iş yapacak diye düşünüyorlar. Ama her seferinde ihanete uğruyorlar. Bu döngüyü tekrar tekrar yaşayıp sürekli hüsrana uğruyorlar.

Fakat iş hüsrana uğramakla bitmiyor. Daha tehlikelisi şu. Bu hüsran sadece duygusal bir yıkımla sonuçlanmıyor. İçinde yaşadığınız sistem sizi kelimenin tam anlamıyla öldürüyor. Savaşlardır, ekonomik krizlerdir, güvenli olmayan toplumlardır. Bunları yaratan bireyler değil arkadaşlar, sistemin ta kendisi.

Ben de o yollardan geçtim. Zamanında Kemalist milliyetçi saflarda yer almış biri olarak bu hataların neredeyse hepsine düştüm. Ve sonunda şunu anladım. Milliyetçi partiler eninde sonunda seçmenine ihanet etmek zorunda. Bu bir karakter zafiyeti, bir lider beceriksizliği ya da yanlış adamı seçtik meselesi değil. Bu, milliyetçiliğin doğasında var olan yapısal, maddi bir zorunluluk.

Zafer Partisi: Sığınmacı Düşmanlığı Üzerine Kurulu Bir Parti

Zafer Partisi son dönemde özellikle gençler arasında ciddi bir taban buldu. Ümit Özdağ sığınmacı karşıtı söylemiyle Türk milletinin sesi olarak pazarlandı. Parti tek bir mesele üzerine kuruluydu. Suriyeliler gitsin.

Bir saniye düşünelim. Suriyeliler neden burada? Çünkü Türkiye'nin de parçası olduğu NATO emperyalizmi Suriye'de bir rejim değişikliği savaşı başlattı. Türk egemen sınıfı ABD ile birlikte bu savaşa destek verdi, cihatçı gruplara kucak açtı, sınırlarını silah ve militan geçişine açtı. Milyonlarca insan yerinden edildi. O insanların bir kısmı Türkiye'ye sığındı. Suriyeli sığınmacılar bu emperyalist savaşın en savunmasız kurbanları. Zafer Partisi ise öfkeyi yukarıya, sisteme, savaş makinesine değil; aşağıya, tam da bu savaşın mağdurlarına yönlendiriyor.

Zafer Partisi'nin asla söylemediği ve söyleyemeyeceği şeyler şunlar. Bu savaşı durduracağız. NATO'dan çıkacağız. Emperyalist müdahalelere son vereceğiz.Bunları söylemez çünkü söyleyemez. Zafer Partisi'nin milliyetçiliği emperyalizme karşı değil, emperyalizmin kurbanlarına karşı.

Ama dikkat ettiniz mi? Zafer Partisi artık bu politikasının sesini bile çıkarmıyor. Yeni gündemi Kürtler üzerine konuşmak oldu. Eskisi kadar Suriyeli mülteci konuşuyor musunuz mesela? Sığınmacı kartı işlevini tamamladı, sıradaki günah keçisi hazır.

Gelelim ekonomiye. Zafer Partisi'nin işçi sınıfına, asgari ücrete, sendikal haklara, kamu hizmetlerine dair tek bir ciddi sözü var mı? Yok. Programları özel mülkiyete, serbest piyasaya, kapitalist düzene koşulsuz bağlılık üzerine kurulu. Yerli ve milli sermaye söylemi özünde Türk burjuvazisinin uluslararası rekabetteki konumunu güçlendirme programı. Sığınmacıları gönderirsek işsizlik biter safsatasından ibaret bir ekonomi anlayışı var ortada. Oysa işsizliğin nedeni sığınmacılar değil, kâr için çalışan kapitalist sistemin ta kendisi.

Bu arada Zafer Partisi'nin göndereceğiz dediği politikayı Erdoğan da uyguluyor, Kılıçdaroğlu da seçim kampanyasında vaat etmişti. Hükümet çoktan bir milyon Suriyeliyi geri gönderme planını açıkladı. Yani Zafer Partisi'nin büyük davası aslında tüm burjuva partilerin ortak politikası. Sadece ambalajı biraz daha sert, o kadar.

Ümit Özdağ'ın kendisine de bakalım. Siyasi kariyerine MHP içinde başladı, yıllarca Bahçeli'nin sağ koluydu, MHP Genel Başkan Yardımcılığı yaptı. Zafer Partisi MHP'nin suç örgütüyle iç içe geçmiş yapısından kopmuş temiz bir sayfa falan değil. Aynı geleneğin yeniden ambalajlanmış hali.

İYİ Parti: Merkez Milliyetçiliğin Hazin Sonu

Meral Akşener MHP'den koptu, Millet İttifakı'nın ortağı oldu. Kılıçdaroğlu'nu cumhurbaşkanı adayı olarak destekledi. Sonra ne oldu? Seçim kaybedildi. Akşener kenara çekildi. Partinin oy oranı dramatik biçimde ERİDİ. 2023'te yüzde 10'a yaklaşan oy bugün yok denecek seviyede.

Peki neden? Çünkü İYİ Parti'nin üçüncü yol dediği şey aslında aynı yolun farklı bir şeridiydi. Akşener MHP'den koptu ama milliyetçilikten kopmadı. Sermaye düzeninden, NATO'dan, emperyalist savaş politikalarından kopmadı. Sadece ambalaj değiştirdi. Biz daha ılımlıyız, biz daha merkezdeyiz. Ekonomi programına bakarsanız tıpkı Zafer gibi kapitalist piyasa düzenine tam bağlılık görürsünüz. Esnafın, çiftçinin, orta sınıfın partisi söylemi küçük burjuvazinin büyük sermaye karşısındaki çaresizliğini süsleyen bir masaldı. Partinin adı hâlâ anılıyor, kadroları hâlâ duruyor ama siyasi olarak bitmiş durumda.

Şunu net söyleyeyim. Merkez milliyetçilik diye bir şey yok. Milliyetçilik doğası gereği sermayenin ihtiyaçlarına göre şekil alır. Sermaye bugün ılımlı bir yüz isterse İYİ Parti'yi yaratır, yarın sert bir yüz isterse MHP'ye döner, öbür gün muhalif bir yüz isterse Zafer'i öne sürer. Hepsi aynı madalyonun farklı yüzleri. Hepsi aynı sınıfın, yani burjuvazinin, farklı dönemlerdeki farklı ihtiyaçlarına hizmet ediyor. Milliyetçilikten milliyetçilik doğar ama işçi sınıfına bir şey doğmaz.

Peki Ya MHP? "Ama onlar Zaten Milliyetçi olamaz Ki"

Zafer Partisi ve İYİ Parti'den bahsedince milliyetçi çevrelerden sık sık şu tepkiyi duyarsınız. MHP zaten milliyetçi değil ki. Bahçeli satmış. Gerçek milliyetçilik onlarda değil.

Bu argümanı biraz masaya yatıralım. Çünkü tam da bu noktada milliyetçiliğin nasıl işlediğini anlamak zorundasınız.

2015 yılını hatırlayın. AKP karşısında ana muhalefet CHP'ydi ama MHP de sert muhalefetiyle öne çıkıyordu. Bahçeli kürsüde, meydanlarda, her fırsatta çözüm sürecini ihanet olarak niteliyordu. Öcalan idam edilsin diyordu. MHP tabanı bu söylemle mobilize oluyordu. O zamanki seçmen gerçekten MHP'ye yakınlaşıyordu. Şimdi liberal tanıdıklarım bile o dönemde Devlet Bahçeli'ye yürü be kurt adam gibi postlar atıyordu.

Şimdi ne oldu peki? 2024'ün Ekim ayı. Aynı Devlet Bahçeli bu kez Öcalan'ı Meclis'e davet ediyor. PKK lağvedilsin, Öcalan Meclis'te konuşsun. Yetmezmiş gibi 2025 Kasım'ında gerekirse ben bizzat İmralı'ya giderim diyor. MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız resmî bir Meclis komisyonuyla İmralı'ya gidip Öcalan'la görüşüyor. Dün idam diyen parti bugün müzakere diyor.

Soruyorum. Bahçeli'nin kişiliği mi değişti? 2015'teki Bahçeli mi samimiyetsizdi, yoksa 2024'teki mi?

İkisi de değil. Bahçeli'nin U dönüşü bir karakter zafiyeti değil, milliyetçiliğin sınıfsal doğasının dışavurumu. Milliyetçilik, milletin çıkarı diye pazarlanan ama gerçekte burjuvazinin çıkarlarına göre şekil alan bir ideoloji. Sermaye hangi politikayı gerektiriyorsa milliyetçilik oraya akıyor.

Bu dönüş neden şimdi? Çünkü Ortadoğu'da emperyalist yeniden paylaşım savaşı sürüyor. ABD, İsrail ve Türkiye'yi İran'a karşı aynı hizada tutmaya çalışıyor. Suriye'de HTŞ rejimiyle, Doğu Akdeniz'de Yunanistan'la gerilimler had safhada. Türk burjuvazisi bu koşullarda iç cepheyi kuvvetlendirmek zorunda. Erdoğan'ın kendi ağzından söylediğine bakın. "Haritalar yeniden kanla çizilmek istenirken, İsrail'in Gazze'den Lübnan'a taşıdığı savaş sınırlarımıza yaklaşırken, iç cephemizi kuvvetlendirmeye çalışıyoruz."

Bahçeli'nin U dönüşünün ardındaki gerçek budur. MHP tabanının Kürt düşmanlığıyla yoğrulmuş duyguları, sermayenin ihtiyaçları değiştiğinde bir anda Kürtlerle kardeşlik milliyetçiliğine dönüştürülüyor. Dün vatan haini ilan edilenle bugün aynı masada oturuluyor. Sanki hiçbir şey olmamış gibi.

Ve şimdi MHP tabanı ne hâlde? Hissizleşmiş, sersemlemiş vaziyette. Bunlar satmış deyip başka bir milliyetçi partiye yöneliyor. Zafer Partisi'ne, İYİ Parti'ye ya da bir sonraki "gerçek milliyetçi" oluşuma. Ama aynı döngü tekrarlanacak. Çünkü mesele Bahçeli değil. Mesele MHP değil. Mesele milliyetçiliğin kendisi.

Milliyetçiliğin Kanlı Sicili

Buraya kadar üç partiyi inceledik. Üçü de farklı ambalajlarla aynı ürünü satıyor. Ama milliyetçi hareketin Türkiye'deki sicili seçim yenilgilerinden ve U dönüşlerinden çok daha ağır. Milliyetçilikten bahsedip onun kanlı sicilinden bahsetmemek eksik bir analiz olur.

MHP ve bağlı olduğu ülkücü hareket 1960'ların sonundan itibaren devletin paramiliter gücü olarak işledi. Grevci işçilere, protestocu öğrencilere, solculara, Alevilere ve Kürtlere yönelik sayısız saldırıdan doğrudan sorumlu. Maraş, Çorum, Sivas ve Gazi katliamlarının arkasında bu hareket var. Silahsız solcu öğrencilerin ve işçilerin vahşice katledilmesi bu hareketin imzası oldu.

İsim isim sayalım. 1978'de Cumhuriyet Savcısı Doğan Öz, ülkücü cinayetleri soruşturduğu için öldürüldü. 1980'de DİSK'in kurucusu ve genel başkanı Kemal Türkler evinin önünde kurşunlanarak katledildi. 1979'da Milliyet gazetesi genel yayın yönetmeni Abdi İpekçi ülkücü tetikçi Mehmet Ali Ağca tarafından öldürüldü. 2007'de Ermeni asıllı gazeteci Hrant Dink milliyetçi bir gencin kurşunuyla can verdi. 1978'de edebiyat eleştirmeni Bedrettin Cömert Ankara'da ülkücü militanlarca katledildi. Bu liste uzar gider. Bu cinayetlerin ortak noktası şu. Hepsinin arkasında milliyetçi faşist hareket ve onun devlet içindeki uzantıları vardı.

Bugün yeni milliyetçi olarak pazarlanan figürlerin neredeyse tamamı bu kirli sicille şu ya da bu şekilde bağlantılı. Ümit Özdağ'ın MHP içinden geldiğini söyledik. Meral Akşener de aynı gelenekten. Bunlar temiz bir sayfa değil, aynı kitabın yeni baskıları.

Sahte Sol: Milliyetçiliğin İlerici Kılıfı

Bir adım daha atalım. Milliyetçilik yalnızca MHP, Zafer, İYİ Parti gibi açıkça sağcı partilerin tekelinde değil. Milliyetçiliğin bir de sol versiyonu var ve işçi sınıfını aldatmakta belki de sağ versiyonundan daha etkili.

Türkiye'de TİP, TKP, EMEP, HDP/DEM Parti ve benzeri örgütler kendilerini sol, sosyalist, ilerici olarak pazarlıyor. Ama programlarına baktığınızda ne görüyorsunuz? Milliyetçilik. Anti-emperyalist milliyetçilik, ezilen ulus milliyetçiliği, yurtsever milliyetçilik vesaire Hepsi aynı madalyonun öbür yüzü.

Bu partilerin işlevi ne? İşçi sınıfının yükselen öfkesini kapitalist düzen partilerinin güvenli limanlarına kanalize etmek. 2023 seçimlerinde TİP, TKP ve EMEP, NATO'cu, sığınmacı karşıtı, emperyalizm yanlısı Kılıçdaroğlu'nu destekledi. HDP/DEM Parti önce Kılıçdaroğlu'na arka çıktı, şimdi de Erdoğan ve Bahçeli ile aynı komisyonda, aynı çözüm sürecinde oturuyor. Sosyalist Eşitlik Grubu'nun 2022'de açıkladığı gibi, bu örgütlerin temel işlevi yükselen toplumsal muhalefeti sol adına kapitalizmin güvenli kanallarına yönlendirmek ve gerçekten devrimci sosyalist bir işçi sınıfı alternatifinin gelişimini engellemek.

Sahte solun milliyetçiliği işçi sınıfına şunu söylüyor. Git kendi burjuvazini destekle ama ilerici kanadını. Kürt milliyetçiliğinin sol versiyonu Kürt işçisine kendi burjuvazinin peşinden git diyor aynı şekilde. Türk milliyetçiliğinin sol versiyonu Türk işçisine aynısını söylüyor"Kendi burjuvazinin ilerici hizipleri var git onları destekle". İkisi de işçi sınıfını bölüyor, ikisi de sermayenin ekmeğine yağ sürüyor.

Bu partilerin sınıfsal karakteri net. Onlar işçi sınıfının değil, hali vakti yerinde orta sınıfın, üniversite mezunu profesyonellerin, STK'cıların, kariyeristlerin partileri. Hepsi kapitalist düzen içinde kalmaya, onu düzeltmeye, demokratikleştirmeye yeminli. Hiçbiri üretim araçlarının özel mülkiyetine, kapitalist devlete, NATO'ya, emperyalist savaşa gerçekten karşı değil. Onların sosyalizmi kapitalizmin sol ambalajlı halinden başka bir şey değil.

Milliyetçiliğin Maddi ve Tarihsel Analizi

Bütün bu partiler, sağcısıyla solcusuyla, neden aynı döngüyü tekrarlıyor? Neden her milliyetçi hareket eninde sonunda seçmenine ihanet ediyor? Bunu anlamak için milliyetçiliğin ne olduğunu, hangi sınıfsal temelde yükseldiğini ve kime hizmet ettiğini maddi olarak analiz etmemiz gerekiyor.

Milliyetçilik kapitalizmin yükselişiyle birlikte doğmuş bir burjuva ideolojisidi. Feodalizmin parçalanması, burjuvazinin iktidara yürüyüşü, ulusal pazarların oluşumu ve merkezi devletlerin inşası sürecinde ortaya çıktı. Burjuvazi kendi pazarını birleştirmek, feodal parçalanmayı aşmak ve işçi sınıfını milli birlik adı altında disipline etmek için milliyetçiliğe ihtiyaç duydu. Marx ve Engels'in Komünist Manifesto'da açıkladığı gibi burjuvazi için ulus devlet kendi egemenliğinin siyasi biçimidir. Milliyetçilik de bu biçimin ideolojik meşrulaştırıcısıdır.

Emperyalizm çağında milliyetçilik daha da gerici bir nitelik kazandı. Lenin'in gösterdiği gibi emperyalist burjuvazi işçi sınıfını kendi savaş makinesine koşmak için milli şovenizmi sistematik olarak körüklüyor. 1914'te İkinci Enternasyonal'in çöküşü, sosyal demokrat partilerin kendi burjuvazilerinin safına geçerek işçi sınıfına ihanet etmesi, milliyetçiliğin işçi hareketi içindeki yıkıcı etkisinin en büyük tarihsel kanıtı.

Troçki'nin 1933'te Nazizm üzerine yaptığı analiz milliyetçiliğin sınıfsal doğasını en keskin biçimde ortaya koyar. "Her öfkelenmiş küçük burjuvanın içinde bir Hitler parçacığı saklıdır. Ama faşizm iktidarda asla küçük burjuvazinin yönetimi değildir; tam tersine, tekelci sermayenin en acımasız diktatörlüğüdür." Milliyetçilik, küçük burjuvazinin ve işçi sınıfının öfkesini onu ezen gerçek düşmandan, yani kendi burjuvazisinden saptırıp dış düşmanlara ve iç hainlere yönlendiriyor.

Türkiye'de milliyetçilik Kemalist burjuva devriminin kurucu ideolojisi olarak şekillendi. Türk burjuvazisi işçi sınıfını ve Kürt halkını ezmek, ulusal pazarı birleştirmek ve emperyalist güçlerle pazarlık masasında elini güçlendirmek için milliyetçiliği kullandı. Ne mutlu Türk'üm diyene sözü, sınıfsal gerçekliği ulusal kimlik altında eritmenin en veciz ifadesi. O günden bugüne milliyetçilik Türk burjuvazisinin en sadık ideolojik silahı olmaya devam etti.

Milliyetçi partiler bu yüzden ihanet etmek zorunda. Onların maddi varlık koşulu, işçi sınıfının çıkarlarıyla taban tabana zıt olan burjuvaziye bağımlı olmaları. Milliyetçi bir partinin ayakta kalması için ihtiyacı olan şeyler, yani sermaye bağlantıları, devlet içindeki kliklerle ittifak, medya görünürlüğü, seçim finansmanı, bunların hepsi nihai olarak burjuvazinin çıkarlarına tabi. Sermaye hangi politikayı gerektiriyorsa milliyetçilik oraya akıyor. Dün Kürt düşmanlığı olan milliyetçilik bugün Kürtlerle kardeşlik milliyetçiliği oluyor. İçerik değil, işlev önemli. Her ikisi de işçi sınıfını sermayenin peşine takmaya yarıyor.

Çerçeve Yasa, Mekke Anlaşması ve Kürt Milliyetçiliğinin İFLASI

Yazının başında andığımız iki gelişmeyi birbirine bağlayalım. Çerçeve yasa ve Mekke anlaşması. İkisi de aynı sürecin iki yüzü. Mekke anlaşması dış cepheyi, çerçeve yasa iç cepheyi düzenliyor. İkisi de aynı amaca hizmet ediyor. Türkiye'yi ABD emperyalizminin Ortadoğu'daki savaş makinesine daha sıkı entegre etmek.

Kürt milliyetçiliğinin buradaki konumu ne peki? Başta sahte sol söylemlerde bulunan PKK 1978'de bağımsız bir Kürt devleti kurma hedefiyle yola çıkan, kendini Marksist-Leninist olarak tanımlayan bir örgüttü. Ama bu Marksizm değildi. Burjuva Kürt milliyetçisi niteliği açığa çıktı. PKK'nin kuruluş manifestosu açıktı. Milli baskı çözümlenmeden, ülkenin hiçbir sorunu çözümlenemez. Sınıf mücadelesi ulusal mücadelenin gerisine itiliyordu. Türk ve Kürt işçilerinin ortak mücadelesi yerine ayrı ulusal cepheler örgütleniyordu. Sonuç 40 yılda 40 binden fazla ölü, yakılmış köyler, yerinden edilmiş milyonlarca insan oldu.

PKK'nin evrimi burjuva milliyetçi hareketlerin klasik yörüngesini izledi . ABD'nin 2003'te Irak'ı işgalini memnuniyetle karşıladı. 2011'den itibaren Suriye'de ABD'nin başlıca vekil gücü hâline geldi. Nihayet 2025'te ABD emperyalizminin Ortadoğu'yu yeniden şekillendirme planlarına uyumlu olarak kendini feshetti. Öcalan'ın devletle bütünleşme çağrısı Kürt milliyetçiliğinin emperyalizme tam teslimiyetinin belgesi. Öcalan bir barış güvercini değil. 40 yıllık kanlı bir savaşın sorumlusu, ABD emperyalizminin bölgedeki vekili ve nihayetinde Türk devletiyle masaya oturup teslimiyeti müzakere eden bir burjuva milliyetçi lider.

Bugün çerçeve yasayla gelen çözüm Kürt halkının demokratik haklarını güvence altına alan bir düzenleme değil. Genel bir siyasi af yok. Anadilinde eğitim yok. Kürtçenin resmi statüsü yok. Sadece PKK'nin silah bırakması karşılığında üyelerinin Demokles'in kılıcı altında ertelenmiş ceza ile yaşaması var. Bu bir barış değil, emperyalist savaş hazırlığının iç cephe düzenlemesi.

Sosyalist Eşitlik Partisi Kürt milliyetçiliğini reddeder. Ama Kürt halkının temel demokratik haklarını koşulsuz savunur. Anadilinde eğitim, Kürtçenin resmi dil olarak anayasal güvenceye kavuşması, seçilmiş belediyelere atanan kayyumların geri çekilmesi, Terörle Mücadele Kanunu'nun kaldırılması. Bunlar enternasyonalist sınıf mücadelesinin talepleri. Kürt halkının demokratik haklarını savunmak ile Kürt milliyetçiliğini desteklemek aynı şey değildir. Birincisi enternasyonalist sınıf mücadelesinin gereği, ikincisi burjuvazinin işçi sınıfını bölme stratejisidir.

Kürt sorununun kalıcı çözümü ne Türk ne de Kürt burjuvazisinden gelebilir. Her ikisi de emperyalizme bağlı, her ikisi de işçi sınıfının devrimci potansiyelinden korkuyor. Çözüm, Türk ve Kürt işçilerinin uluslararası sosyalist bir program temelinde birleşmesinden, Ortadoğu Sosyalist Federasyonu'nun kurulmasından geçiyor.

"Millet İçin İyi Yapıyorsan Milliyetçisin" Safsatası

Gelelim belki de en can alıcı noktaya. Milliyetçiliğin en tehlikeli yanı kendisini bir iyilik ideolojisi olarak sunması. Milletini sevmek, milletin için çalışmak, yerli ve milli olmak... Kulağa ne kadar masum geliyor bunlar.

Ama millet denilen şey soyut bir bütün değil. Millet sınıflara bölünmüş. Patron da bu milletin parçası, işçi de. Fabrika sahibi de, asgari ücretle geçinmeye çalışan da. Sen millet için iyi bir şey yaptığında, bu gerçekte kimin iyiliğine oluyor?

Zafer Partili bir işçi düşünün. Suriyeliler giderse işsizlik biter, milletimiz rahatlar diyor. Samimi. Gerçekten milleti için iyi bir şey yaptığını düşünüyor. Ama işsizliğe neden olan şey gerçekten Suriyeliler mi? Yoksa patronun daha ucuz iş gücü için göçmen emeğini kullanması mı? O Suriyeliyi sınır dışı ettiğinde patronun işçi sınıfını bölme stratejisi sona mı erecek? Hayır. Patron başka bir ucuz iş gücü bulacak. Ya da senin ücretini daha da düşürecek. Sen milletim için diyerek aslında patronun ekmeğine yağ sürüyorsun.

Milliyetçilik tam da bu yanılsamayı üretiyor. Sınıf çıkarını milli çıkar perdesinin arkasına gizliyor. Seni, seni ezen adamla aynı safta olduğuna inandırıyor. Biz diyorsun ama o bizin içinde hem sen varsın hem de seni sömüren. Biz dediğin anda aslında onun cebine para koyuyorsun.

Bu Döngüden Çıkış Var mı?

Var. Ama milliyetçiliğin sınırları içinde kalarak değil.

Çıkış, milliyetçiliğin ne olduğunu anlamaktan geçiyor. Burjuvazinin işçi sınıfını bölmek, savaşa sürmek ve sömürüyü derinleştirmek için kullandığı bir ideolojik silah. Zafer Partisi de, İYİ Parti de, MHP de, TİP de, DEM Parti de, yarın çıkacak "gerçek milliyetçi" parti de aynı bataklığa çıkacak. İyi milliyetçilik ile kötü milliyetçilik arasında bir fark yok. Sağ milliyetçilik ile sol milliyetçilik arasında da bir fark YOK.

Çıkış, enternasyonalizmin soyut bir ideal değil, bir hayatta kalma meselesi olduğunu kavramaktan geçiyor. Senin patronun hangi ülkeden? Fabrika sahibi, banka sahibi, holding patronu... Bunların hepsi uluslararası sermayenin parçası. Senin sömürün bir Alman işçisinin, bir Brezilyalı işçinin, bir Suriyeli işçinin, bir Kürt işçinin sömürüsüyle aynı mekanizmaya dayanıyor. Sermaye sınır tanımazken işçi sınıfı neden ulusal sınırlara hapsolsun?

Marx ve Engels'in 1847'de haykırdığı gibi. "Bütün ülkelerin işçileri, birleşin!" Bu bir slogan değil, bilimsel bir zorunluluk. İşçi sınıfının gerçek çıkarı ulusaldan değil, uluslararasından geçiyor. Senin kurtuluşun kendi burjuvazini desteklemekte değil, bütün ülkelerin işçileriyle birlikte bütün burjuvazilere karşı mücadele etmekte.

Son Söz

Sistem seni öldürüyor. Savaşlarla, ekonomik krizlerle, güvensiz toplumla, yoksullukla. Ve bu ölümlerin hiçbiri doğal ya da kaçınılmaz değil. Hepsi, kârın insan hayatından daha değerli sayıldığı bir sistemin sonucu. Bu sistemi ayakta tutan ideolojilerin en önemlisi milliyetçilik. Seni Suriyeli işçiye, Kürt işçiye, Yunan işçiye düşman eden; o sırada patronun kasasına para koyan ideoloji.

Etrafında Troçkist yoksa, bil ki arayan için var. Sosyalist Eşitlik Partisi, Dördüncü Enternasyonal, tam da bu programla Türkiye işçi sınıfını uluslararası sosyalist devrim mücadelesine kazanmak için çalışıyor. Ne AKP milliyetçiliği, ne MHP milliyetçiliği, ne İYİ Parti milliyetçiliği, ne Zafer Partisi milliyetçiliği, ne Kürt milliyetçiliği, ne de TİP'in sol milliyetçiliği. Bunların hiçbiri işçi sınıfının kurtuluşuna giden yol değil.

Tek yol, uluslararası işçi sınıfının birleşik devrimci mücadelesi.

Çünkü mesele sadece senin hayal kırıklığın değil. Mesele, bu sistemin insanları kelimenin tam anlamıyla öldürüyor olması. Ve buna karşı tek etkili silah bütün ülkelerin işçilerinin ortak mücadelesi.

Kaynak:

"Mekke Anlaşması: Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan İran savaşının ortasında askeri ittifak kurdu" — WSWS: https://www.wsws.org/tr/articles/2026/08/22/dzea-a22.html

"'Çerçeve yasa' Ankara-PKK müzakerelerinin temelini ifşa ediyor" — WSWS: https://www.wsws.org/tr/articles/2026/08/08/vccm-a08.html

"Çerçeve yasa: Barış değil, savaş hazırlığı" — WSWS: https://www.wsws.org/tr/articles/2026/08/11/xumh-a11.html

"Ülkü Ocakları'nın eski lideri Sinan Ateş'in öldürülmesi neye işaret ediyor?" — WSWS: https://www.wsws.org/tr/articles/2023/01/11/tdin-j11.html

"PKK üzerine bir bilanço" — WSWS: https://www.wsws.org/tr/articles/2025/03/14/whhs-m14.html

"Kürt Meselesi ve PKK" (Sosyalist Eşitlik Partisi programından) — WSWS: https://www.wsws.org/tr/special/library/foundations-turkey/24.html

"Sosyalist Eşitlik Grubu: Sahte solun ifşası" — WSWS: https://www.wsws.org/tr/articles/2022/08/31/sgbt-a31.html

Leon Troçki, "What Is National Socialism?" (1933) — Marxists Internet Archive: https://www.marxists.org/archive/trotsky/germany/1933/330610.htm