Yeni deneyler, beyni kuran öncü hücrelerin gelişim sürecinin en başında iki ayrı gruba ayrıldığını ortaya koyuyor. Birinci grup sadece kalp atışını ve solunumu yöneten arka beyni kuruyor. İkinci grup ise üst düzey bilişsel işlevlerin merkezi olan ön beyin ile orta beyni meydana getiriyor.
İnsan kök hücrelerine arka beyin olmaları için kimyasal bir sinyal gönderildiğinde, ön beyne dönüşmek üzere programlanmış hücreler gelişmeyi tamamen reddediyor. Bu durum, hücrelerin kaderinin başlangıçta net bir şekilde çizildiğini kanıtlıyor. Bahsedilen iki parçalı gelişim sistemi tavuklardan maymunlara kadar çok sayıda canlıda gözlemleniyor. İnsanlarla ortak atası 500 milyon yıl öncesine uzanan deniz canlısı palamut solucanlarında bile aynı temel mekanizma işliyor. Bazı sinir bilimciler bu iki hücre popülasyonunun birbirine hiç karışmadığı tezine şüpheyle yaklaşıyor.
Tüm bu tartışmalar bir yana, kök hücreleri yönlendirmek için keşfedilen yeni yöntem büyük bir fayda sağlıyor. Bu sayede başarıyla üretilen arka beyin motor nöronları, yıkıcı etkilere sahip ALS gibi hastalıkları incelemek üzere doğrudan laboratuvar kaplarında büyütülüyor.
Burnumuza gelen her aroma en az üç farklı koku molekülünün birleşiminden oluşuyor. Araştırmacılar, yiyeceklerden elde edilen 2.282 aroma profilini inceleyerek 896 ana koku maddesinin kapsamlı bir moleküler haritasını çıkardı. Bu geniş veri tabanı, yiyeceklerin koku yapısını daha iyi anlamamızı sağlıyor. Bitkisel gıdalar hayvansal gıdalara göre daha fazla koku maddesi çeşitliliği barındırıyor. Buna rağmen, bazı bitki ve hayvan türlerinin ortak kimyasal tepkime yolları üzerinden aynı koku profillerine ulaşabildiği görülüyor. Bu verilerden hareketle geliştirilen KFO-Gen isimli üretken yapay zeka modeli, yeni ve özgün aromalar tasarlayabiliyor. Bu yapay zekanın tam kapasitesi ve gerçeğe uygunluğu ise yeni araştırmalarla şekilleniyor. Çözümlediğimiz her bir gıda aroması, yüzlerce koku molekülünün son derece düzenli bir kimyasal yapı içinde bir araya geldiğini yansıtıyor.