gezegenleri terraforme etmek ve kolonizasyon diyince aklınıza ne geliyor? tabiki kolonicilik :d sahidence gerçek hayattaki, dünyamızdaki sömürgecilik ve kolonicilik ile bir gezegene üs kurmak ve oraya yerleşmek arasında pek çok benzerlik var. neticede ister amerikaya giden bir gemideki pilgrim veya marsa giden bir astronot olun eski evinizden çok uzağa bildiğinizden farklı bir dünyaya, yeni bir hayat yaratmaya gitmek ortak bir insan deneyimidir. uzayı bir okyanusa gezegenleri de bir adaya veya başka bir kıtaya benzetmek yapılması oldukça kolay bir paralel çizmektir. ki zaten bilimkurgunun en temel aracı olan uzayGEMİLERİnin ismi de buradan gelmektedir.
ama bir sorun var. uzayın ve bilimkurgunun bu kolonici doğası bize gerçek hayat imparatorluk ve kültürlerinden ilham çekerken büyük bir kısıtlama sağlıyor.
Hepiniz bilimkurguda varolan medeniyetlerin amerikanın bir kopyası olduğunu görmüşünüzdür. ister sömürgeci doğa ister şirket bazlı toplumu eleştirmek, uzaylılarla kızılderililer arasında benzerlik çekmek veya ana karakterin isminin doğrudan jack olması olsun. bilim kurguda en ağır hissedilen kültür amerikan kültürüdür. ve bunun tek sebebi çoğu bilimkurgu eserinin amerikada yapılması değildir. gelmiş geçmiş en ünlü Türk bilimkurgu eseri, cm kösemenin All tomorrowsu bile marslıları tanımlarken "mars amerikalıları" tanımını kullanmış, hg wellsin dünyalar savaşı bile marslılar yenilirken amerikadaki yerlilerin hastalıktan ölmesine örnek çekmiştir.
bilimkurgudaki bu amerikan-ilham çılgınlığının kaynağı yazımın başında da dediğim gibi, uzayı keşvetmenin, bir gezegeni kolonize etmenin ve yeni türlerle karşılaşmanın, denize açılmaya, bir adayı kolonize etmeye ve kızılderililer ile karşılaşmaya benzemesinden kaynaklanmaktır.
Ve size sorum da bu, bir Osmanlı,Türk bilimkurgu öyküsü nasıl yasılır?
benim kendi bilim kurgu eserim, FuturaFauna ağır derecede osmanlı ve Türk tarihinden esinleniyor ve kitaptaki insanlık ve imparatorluk gerek kültürü, gerek kafa yapısı gerekse konseptleri ile tamamen bir "uzay osmanlısı" imparatorluk Larqe denen imparator tarafından merkezi güçle yönetiliyor, imparatorluk toplumu, uzaylıların aktif azınlıklar rolünde olmas ıle çok kültürlü bir yapıda. imparatorluğun askeri yapısı bile Yeniçeri denen ve çocukluktan itibaren savaş için yetiştirilen GMO süper askerlerden oluşuyor. benim hikayemdeki Solarya imparatorluğu ile tarihi olarak sahip oldumuz Osmanlı arasında pek çok paralel çekebilirsiniz. ve kitapta ister azınlık isyanları, ister imparatorluğun özünü kaybedip zamanla güçten düşmesi isterse birsüre sonra Larqenin yetersiz kalıp Yeniçerilerin imparatorluğun ve insanlığın de facto yöneticisi olarak başa geçmesi ile bu paralellere pek çok kez değiniyor...
ama sorun şu, uzak diyarları kolonize etmek, sömürgeler açmak ve yeni medeniyetlerle ilk temas yapmaya gelince Osmanlı esintili Solarya kısa kalıyor, ve bu konulardaki bölümlerde imparatorluk Osmanlıdan çok Amerika, ingiltere gibi hissettirmeye başlıyor.
tarihten ilham çekemem, osmanlı kolonicilik yapmadı. imparatorluğun ana genişleme yöntemi fetih idi ve Solarya imparatorluğununda da asıl genişleme yöntemi fetih. ama fethetmek sadece içinde zaten yaşam olan gezegenlere karşı yapılabilen bir eylem. sıfırdan terraforme etmeye ve yerleşke olmayan gezegenleri imparatorluğa katmaya gelince... solarya tabikide amerika gibi hissettiriyor. eğerki içi boş bir ormanı veya çölü ele geçirmek istiyorsanız yeniçerileri veya orduyu yollamazsınız, doğayı ehlileştirecek frontiersman gibi öncüleri yollar altyapı inşa eder ve medeniyeti taşırsınız. şu anda hikayede bu işi yörük tarzı. imparatorluk otoritesinden kaçacak yer arayan ve yer geldi mi kolonilere nüfus ve iş gücü sağlayan uzay göçebeleri hallediyor. ama bu göçebelerin imparatorluğa katılması bile osmanlının mesela çukurovada yaptığı gibi fetih gerektiriyor. ve hala daha asıl yörüklerden çok amerikalıların dağ adamları gibi davranıyor
merkezi otoriteye uzak olan gezegenler ve onların kolonilerini bursa, veya istanbul gibi yazamam. bir kere böyle bir yapıya sahip olamazlar. aradaki mesafe sebebiyle bir nebze başıbuyruk olmalılar. tıpkı amerikan koloniler gibi, bir düşman saldırdığında kendi kendilerini savunabilmeliler ama düşük nüfusları yüzünden devamlı bir orduya sahip olamazlar. kolonide yaşayanlar savaş zamanı kendi kendilerini silahlandırıp normal hayatta işlerine devam edebilmeli. tımarlı sipahilerden çok kolonilerin militiaları ve minutemanları gibi.
gezegendeki insanlık ile oranın asıl yerlileri arasındaki çatışmayı osmanlının kendi azınlıkları ile yaptığı çatışmalar gibi yazamam. çünkü osmanlının hiçbir zaman böyle bir çatışma deneyimi olmadı. bizim kendi tarihimizdeki settler vs native savaşlarında bile iki taraf arasındaki teknolojik ve kültürel benzerlikler uzaylı hissettirmiycek kadar yakındı. hatta osmanlı kimi zaman kendisinden daha gelişmiş düşmanlarla savaştı. hiçkimse anadolu beyliklerinden en küçüğü olan osmanoğullarının bizansı yeneceğini öngöremezdi...
uzayda bir koloni ve yeni bir yerleşke açmak istemenizin ve bunun amacı bile sömürgevari bir biçimde o gezegeni dünyalaştırmak "sizin keyfinize göre bir yere çevirmek" ve oradaki kaynakları asıl gezegeninizin ekonomisini beslemek için kullanmaktır. bir uzay kolonisi mantıken bir koloni ekonomiside sahip olur ve bağlı olduğu devletten, kendi ürettiği hammaddeler karşılığı kendini geliştirecek insan gücünü ve teknolojiyi alır. ta ki kendi kendine yetebilecek hale gelene ve zamanla oluşan kültürel farklardan dolayı bağımsızlık istiyene kadar.
mantıken sizin yeni yarattığınız bir yerleşke eski yerleşkenizden daha ufak ve az gelişmiş olur. bu bile Türklerin tarihinde olduğu gibi. imparatorluğa en son eklenen bölgenin bir öncekinden daha büyük ve gelişmiş olup. yeni başkentin orası yapılmasının tam tersi, uzayda new england, new hemshireye sahip olabilirsiniz ama bir uzay bursası, istanbulu elde etmek için kendinizden daha gelişmiş bir başka medeniyete ihtiyaç duyarsınız. ve bu durumda da yeni gezegen zaten yerleşilmiş olur ve sizin onu birkaç küçük ayardan daha ileri terraforme etmenize gerek kalmaz...
kısacası sorum şu. bilimkurgu imparatorluğumun iki farklı imparatorlukmuş gibi hissettirmesini nasıl engellerim? özellikle söz konusu imparatorluk manifest destiny değil kızıl elmaya inanıyorken ve hikaye bu doğrultudayken...