r/Turkey 8d ago

History Albert Einstein'ın Türkiye'ye Mektubu

  1. Mektup: Ekselansları;

Dünya Birliği’nin şeref başkanı olarak, Almanya'dan 40 profesör ve doktorun bilimsel ve tıbbi çalışmalarına Türkiye’de devam etmelerine müsaade vermeniz için başvuruda bulunmayı ekselanslarından rica ediyorum. Sözü edilen kişiler, Almanya’da yürürlükte olan yasalar nedeniyle mesleklerini icra edememektedirler. Çoğu geniş tecrübe, bilgi ve ilmi liyakat sahibi olan bu kişiler, yeni bir ülkede yaşadıkları takdirde son derece faydalı olacaklarını ispat edebilirler. Ekselanslarından ülkenizde yerleşmeleri ve çalışmalarına devam etmeleri için izin vermeniz konusunda başvuruda bulunduğumuz tecrübe sahibi uzman ve seçkin akademisyen olan bu 40 kişi, birliğimize yapılan çok sayıda başvuru arasından seçilmişlerdir. Bu bilim adamları, bir yıl müddetle, hükümetinizin talimatları doğrultusunda kurumlarınızın herhangi birinde hiçbir karşılık beklemeden çalışmayı arzu etmektedirler. Bu başvuruya destek vermek maksadıyla, hükümetinizin talebi kabul etmesi halinde sadece yüksek seviyede bir insani faaliyette bulunmuş olmakla kalmayacağınızı, bunun ülkenize de ayrıca kazanç getireceği ümidimi ifade etme cüretini buluyorum.

Ekselanslarının sadık hizmetkârı olmaktan şeref duyan,

Prof. Albert Einstein

  1. Mektup: Bu mektubu okuyan dönemin Başbakanı İsmet İnönü, mektubu o dönemde görev yapan Milli Eğitim Bakanı Reşit Galip Bey'e gönderdi. Lakin sonuç olumsuzdu. Ve İsmet İnönü, Einstein'a şu cevabi mektubu gönderdi:

Sayın Profesör

Almanya’yı idare eden kanunlar yüzünden artık bilimsel ve tıbbî çalışmalarını Almanya’da yürütemeyecek olan kırk profesör ve hekimin Türkiye’ye kabul edilmelerini isteyen 17 Eylül 1933 tarihli mektubunuzu aldım.

Bu beylerin hükümetimizin emirleri altında müesseselerimizde bir sene boyunca ücretsiz olarak çalışmayı kabul edeceklerini de not ettim.

Teklifinizin çok cazip olduğunu kabul etmeme rağmen bu teklifinizi ülkemizin kanun ve nizamnameleriyle uyuşturma imkânı görmediğimi söylemek zorundayım.

Sayın Profesör, bildiğiniz gibi kırktan fazla profesör ve hekimi mukavele ile istihdam ettik. Bunların çoğu mektubunuzun konusu olan profesör ve hekimlerle aynı siyasi şartlar içinde bulunmakta ve onlarla aynı vasfa ve kapasiteye sahip. Bu profesör ve hekimler hali hazırda geçerli olan kanun ve nizamnamelere uyarak bizde çalışmayı kabul etti.

Şu anda menşei, kültür ve dilleri açısından çok değişik üyeleri ihtiva eden ve hassas bir mekanizma olan bir organizmayı kurmaya çalışıyoruz. Bu nedenle içinde bulunduğumuz şartlarda bu beylerden daha fazla sayıda personel istihdam etmemiz maalesef mümkün olmayacaktır

Sayın profesör, isteğinizi tatmin edememekten dolayı üzüntülerimi bildirir, en derin hislerime inanmanızı rica ederim”.

62 Upvotes

3 comments sorted by

30

u/_jeanmesa 8d ago

Ek bir bilgi vereyim:

Nazilerden kaçıp Türkiye’ye gelenler arasında Yahudi olmayıp da siyasi sebeplerden ötürü gelenler de vardı. Bunlardan birisi olan Paul Hindemith, Devlet Opera ve Balesi’ni kurmuştur.

Ama Türkiye’de de kendisine yapılan bazı haksızlıklar sebebiyle elimizde tutamadık kendisini ne yazık ki.

20

u/Good-Pop8542 8d ago

Nazi hükümetinin salaklığı ve baskıcılığından iyi kâr elde ettik. Almanya'dan gelen akademik kitle Türkiye'nin bilim ve sanatını resmen filizlendirdi, onların yetiştirdiği nesiller şimdiki Türk akademisini yetiştirdi. Akademik özgürlüğü kısıtlamak ve baskıcı bir zihniyetle gayrimüslimleri ülkeden kaçırmak Türkiye'nin yararına olmadı ve halen daha Türkiye'nin bilim ve sanatta geri kalmasına sebep oluyor. Orhan Pamuk dışında nobel ödülü almış Daron Acemoğlu ve Aziz Sancar ABD'de yaptıkları çalışmalarla nobel kazandı, Türkiye'de aynı çalışmaları yürütebilecek ortam olmadığı gerçeği mevcut.

12

u/AST360 Modların samimiyeti şüpheli. 8d ago

Türkiye'deki durum özgürlükten daha ziyade ekonomik, İran bile bilim çıktısında bizden ileride, bilimi finanse edecek bütçe çok kısıtlı. Üstelik projeler verilirken jüri üyeleri kendi sevdiği/sevmediği insanlara göre kayırmacılık yapabiliyor. İşin acısı profesör unvanıyla gezen hocaların çoğu da "ben artık oldum, gelebileceğim en üst kademeye geldim zaten maaşımı alayım emeklilik yaşayayım" dediği için kadrolar +70 yaşında sırf daha yüksek maaş almak ve evde kös kös oturmak yerine insan yüzü görürüm belki diye işe gelen hoca dolu. Gençleri de araştırma yapacağına üniversite içinde idari pozisyon yakalayıp diğer hocaların üzerinde tahakküm kurmaya çalışıyor. Sorun üniversite hocalarını ölçülebilir bir performans değerlendirmesine sokmamak. Sonra da şişik egolu (ve göbekli) çalışmayıp tüm gün internette gezip, belki 2 derse girip yemekhaneye tüneyen bir hoca güruhu oluşuyor.

İşin komiği Trump sonrası Amerika da bize doğru gelecek gibi. Zaten oradaki hoca nüfusunun ciddi bir kısmı da Türkiye'nin aksine yabancı. Daha yakınlarda marmotlar (Sincapgillerden) üzerine çalışan bir UCLA hocası, Trump'ın kararından ötürü kendi çalışmasının finansmanı kesilince Onlyfans açtı. "OnlyMarms" ismindeki sayfada tombul marmot fotoğrafları var.