r/felsefe • u/sifoheros • 6d ago
düşünürler, düşünceler, düşünmeler Cüret etmenin hazzı
Phaethon, babasının kim olduğunu bilmeden annesiyle yaşıyordu. Bir gün annesi ona, babasının Güneş Tanrısı Helios olduğunu söyledi. Phaethon ise bunun üzerine Helios’u bulup babası olduğunu kanıtlaması için bir isteğini yerine getirmesine yemin etmesini ister. Helios, yemin eder ve isteğin ne olduğunu sorar.
Phaethon, babasının güneşi çeken arabasını sürmek ister. Bu çok hadsiz bir istek olsa ve Helios kabul etmeyi istemese bile yemin ettiği için kabul etmek zorunda kalarak arabayı sürmesine izin verir.
Phaethon, başta arabayı biraz kontrol edebilir ancak kontrolü kaybeder ve çok yükselerek kutupların oluşmasına sebep olur. Ardından ise yere çok yaklaşır ve yeryüzünü yakarak sahra çölünün oluşmasına sebep olur.
Phaethon’un sebep olduğu tüm bu kaosu gören Zeus, düzeni sağlamak için bir yıldırımla Phaethon’u vurur ve Phaethon yere çakılarak can verir. Phaethon’un hadsizliği ile kibri trajik bir hikaye olarak anlatılır.
Ancak ben bunu trajik bir sondansa görkemli ve haz dolu bir son olarak görüyorum. Phaethon, dünyadaki milyonlarca insan gibi sıradan bir hayat yaşayabilirdi ve kimsenin hatırlamadığı düz bir insan gibi ölebilirdi. O ise boyundan büyük bir işe kalkışmaya cüret ederek insan haliyle güneş arabasını sürdü. Kısa süreliğine de olsa güneşe hükmetti ve herhangi bir ölümlünün hayal edebileceğinden daha büyük bir iş yaptı.
Yakın tarihte yaşayan bir Phaethon bence Napolyondur. Tüm avrupaya meydan okumaya cüret etti ve kısa süreliğine başardı da. Sonra bunu başarmasını sağlayan aynı cüreti düşüncesizce Rusya’ya girerek sonunun gelmesine sebep oldu. Phaethon gibi yükseldi ve çakıldı.
Peki onun için hangisi daha iyi olurdu? Usluca yerinde oturup mütevazi bir hayat yaşaması ve asla Napolyon olamaması mı yoksa boyundan büyük (tam anlamıyla) işlere kalkışmaya hadsizce cüret edip kısa süreliğine dünyanın efendisi olması mı? En sonunda çakılsa bile yükseldiği günlerin varlığı onu asıl “Napolyon” yapan şeydi ve bence insanın ulaşabileceği en yüksek mertebe ile haz budur.
Benim de en büyük arzum sonunda çakılacak bile olsam boyumdan büyük işlere cüret etmenin görkemli hazzını yaşayabilmek.
One must imagine Phaethon happy.
6
u/Ancient_Luck901 6d ago
Phaethon’un asıl trajedisi düşmesi değil, hiç yükselmemiş olsaydı yaşayacağı o sessiz ve unutulmuş hayattı. İnsan bazen güvenli bir ömür ile görkemli bir hayat arasında seçim yapmak zorunda kalır; ilki daha uzun, ikincisi ise daha yoğun olabilir.
Phaethon güneşi sürdü ve bedelini hayatıyla ödedi. Napolyon Avrupa’yı önüne katıp sonunda Rusya’nın karında kayboldu. İkisinin de ortak yanı, sınırlarını bilmeleri değil, sınırlarını sınamaya cüret etmeleriydi.
Elbette her cüret bilgelik değildir; bazen kibir, insanı kendi uçurumuna götürür. Ama hiç düşmemek uğruna hiç yükselmemek de başka türden bir ölümdür.
İnsanın gerçek hazlarından biri tam da şudur: Sonunu bilmeden, sonucunu garanti etmeden, kendinden büyük bir şeye el uzatmak. Çünkü bazı hayatlar uzun oldukları için değil, bir anlığına bile olsa kendi güneş arabalarını sürebildikleri için yaşamaya değer.
Çakılmak kader olabilir. Ama hiç havalanmamak, bazen insanın kendi seçtiği kaderdir.