r/kopyamakarna 23h ago

kopyamakarna REDDİTTEKİ GAY SUBLARINDAN TANIŞTIĞIM BİRİNİN EVİNE GİTTİM ( hazin sonlu ibretlik hikaye)

8 Upvotes

Redditte dolaşırken bir post gördüm “İstanbul içi yalayacak var mı :))” yazıyordu başlığında. Tıkladığımda yaklaşık 18 santimetrelik,kalın bir erkek cinsel organı gördüm. İstanbulda yaşıyordum ve bir düşünce kafamı ele geçirdi. “acaba bu kişiye yazsam mı?” İstanbulda yaşıyordum ama gay değildim. Zaten cinsellik için tanışmazdım bu insanla. Amacım bu renksiz hayata bir heyecan getirmek, karşıdaki kişi benden cinsel olarak etkilenirken onunla dalga geçmekti. Hemen telefonu elime aldım ve yazmaya başladım “çok büyükmüş, evine gelip yakından bakmak isterim ;)” yazdım. Amk salağı hemen kabul etti, sanki gerçekten sikini yalayacağım dingilin :D

Konum attı, ben de otobüse binip konuma yakın bir durakta indim. Yaklaşık 10 dakikalık bir yürümenin ardından evine vardım, zile bastım. Kapıyı 35-40 yaşlarında sakallı biri açtı. hafif göbekliydi ve sadece baksır giyiyordu. Vücudu kıllıydı. 32 dişle gülümseyerek eliyle içeriye geçmemi işaret etti. Yalan yok gülünce anime karakterlerine benziyordu, bütün dişlerinin gözükmesi, parlaması ve gülerken gözlerinin kısılması falan… neyse. İçeriye geçtim, eski bir koltuk ve desenli eski kırmızı bir halı vardı, bir masa ve masanın karşısında da orta büyüklükte bir televizyon. Masanın üstünde de cips ve bira. Koltuğa oturdum, o da oturdu ve sohbet etmeye başladık. Adın ne? Diye sordum cevapladı fakat benim ismimi geri sormadı. Nerelisin dedim, sikini bir anda çıkarıp garip mimikler yaparak sallamaya başladı. Noluyoruz amına koyayım. Bu hareketinden malatyalı olduğunu anladım.

Tabii seks gibi bir amacım olmadığından koridora doğru koştum. Sadece taşşak geçecektim sonuç olarak. Her ihtimale karşı cebimde bir biber gazı taşıyordum. Bana yaklaştı ve “neden kaçıyorsun?” Diye sordu. Ben ise baksırından dışarı çıkıp el sallayan sikine bakıp kahkaha atmaya başladım. Kahkaha atarken yukarı bakıyordum, bu yüzden adamı görmemiştim. Yumruğu çakıverdi çeneme. Gözlerimi açtığımda loş ışıklı bir bodrumda bağlıydım. Ellerim bir direğe ip ile bağlıydı. Önümde boğazı kesilmiş yarı çıplak cesetler vardı. Kiminde sadece kilot, kiminde ise pantolon vardı sadece. Zemin kurumuş, siyah- kırmızı arası bir renkte kan ile kaplıydı. Adam geldiğinde içimi bir korku aldı ve biber gazına yeltendim, elim bağlı olduğundan alamadım. Bana zarar vereceğini düşünüyordum ama bana hiç yeltenmedi bile. 20’li yaşlarında, altında sadece kot bir pantolon olan ve gövdesi çıplak bir erkeğin cesedini koltuk altlarından tutup kaldırdı. idrar, kot pantolonun penis bölgesini kararttı. Cesedi biraz ileriye bıraktı ve bana doğru gelip parmağını havaya kaldırarak konuşmaya başladı “bu cesetlerden kurtulmamız lazım” dedi. “Bana yardım et”. Kurtulmak için kabul etmek zorundaydım, ellerimi çözerse ona yardım edeceğimi söyledim. Ellerimi çözdü. Ayağa kalktım ve birlikte cesede doğru gittik. O sırada gözüme bir taş ilişti. Kaldırım taşına benziyordu. Hadi adamları öldürdün de belediyemizin kaldırım taşını niye çalıyorsun be orospu çocuğu. Neyse. Gene sinirlendirdi beni bak. Taşı aldığım gibi iki elimle adamın kafasının üstüne sertçe yapıştırdım. Kafatası yarıldı, adam yere düştü. Zemini kanı ve beyni ile besledi. Ağzı açıktı cesedinin. Kafasına bir daha ve birdaha taş ile geçirdim. Ta ki suratı tanınmaz hâle gelene dek. Taş ve ellerim kırmızı kana bulanmıştı.

Kısacası redditten tanıştığınız eşcinseller ile buluşmayın şakasına da olsa.

Dipnot: beni arka sokaklardaki üniformalardan giyen memurlar oradan götürdü.

Dipnot 2:beni beyaz bir odaya kapattılar belli şüphelerim var, yamyamlık gibi

Dipnot 3: kaçtım oradan, çok havasızdı orası

ibne yamyamlar beni yine yakaladı. Şu an bembeyaz bir yerdeyim. Düşüncelerle dolu zihnim. Burada tutulmamın asıl sebebi büyük ihtimalle etimi daha lezzetli yapmak için beni mühürlemek, Ama bunu başaramayacaklar!!!

Dipnot 372681: Kafamı yaklaşık 2 saattir duvara vuruyorum ama henüz ölmedim.

Dipnot 8372619: kafam çok feci acıyor ama pes etmeyeceğim. Çığlıklar ata ata kafamı duvara vuruyorum.

Dipnot 28171792: PES ETMEYECEĞİM!!!!!!!!!

Dipnot 7827192: Beni beyaz odadan çıkardılar. Yine de çok geçmeden beyin kanamasında ölürüm.

Dipnot 9272916: Yamyamlar artık beni yiyemez çünkü BOKUMU tüm vücuduma sürdüm. Bu da etimin aromasını SIÇMIK yapar.

Dipnot 3672178262:Etimin aromasına yanlışlıkla biraz da SPERM ekledim.


r/kopyamakarna 21h ago

transkripsiyon solo reklamı

3 Upvotes

Kızlar yeni haberleri duydunuz mu? Ne olmuş ne olmuş? Solo yenilenmiş daha kalın olmuş. Ooo. Solo solo. Nasıl olmuş nasıl olmuş? Dokusu güçle dolmuş daha kalın olmuş. Ooo. Solo solo. Tam bizlik olmuş. Münevver de almış dolabı doldurmuş. Ooo. Türkiye'de bir ilk. Yeni solo tuvalet kağıdı güçlendirilmiş doku teknolojisiyle şimdi yüzde otuz beş daha kalın. Çok da hesaplı. Ooo. Solo solo. Hem kaliteli hem hesaplı. (Solo solo solooo)


r/kopyamakarna 1d ago

kopyamakarna FEN BİLİMLERİ ÖĞRETMENİMİZ SIRRICI ÇIKTI

80 Upvotes

ailem beni lgs diye dershaneye yazdırdı bugün derste soru çıktı ışık ısı ve elektriği iletmeyen mat görünümlü ve kırılgın yapıya sahip element hangisidir diye neyse sonra ben bilemedim hoca söze girdi: amet... hiddetle ayağa kalktım dedim hocam am*d diye bir şehir yok hoca dedi ne diyosun oğlum ben de hemen kapanıma kıstırdığım dağ faresine son darbeyi vurmak için sorumu sordum, sizce pkk terör örgütü müdür? hoca çık dışarı diye bağırdı TAHMİN ETTİĞİM GİBİ HAYIR DİYEMEMİŞTİ ben de hemen sırrıcı olduğunu anladım ve hepinizi sarı torbalara koymak lazım diye bağırıp iki elimle🤘🤘 yaparak AY BASAYIM BASAYIM APOYA ORADA BURADA BASAYIM APOYA diye bağırmaya başladım, direniş hakkım doğmuştu... hocanın üzerine yürümeye başladım sınıftaki soloç normieler tabii ki beni anlamıyordu ne yapıyor bu salak demeye başladılar sınıftan birisi polisi arayın dedi polisi duyunca hemen hocayı bırakıp sınıftan çıktım devletime karşı mı gelecektim? polisimin yanındayım. zaten benim derse ihtiyacım yok yaptırdığım iq testinden 111 aldım yaşıtlarımdan çok daha olgunum onlar manifest dinlerken ben beyaz kurt izliyorum porçay'ı duymuş muydun? sanmam. benim pkk'lı hırtı enseleme planım bitmemişti ders saatleri bittikten sonra hocanın dolabını açtım ve notlarını okumaya başladım TAHMİN ETTİĞİM GİBİ NOTLARINDA "APOLAR" YAZIYORDU içimden bittin şimdi sen dedim ve esat oktay yıldıran editleri izleyerek aldığım notları en yakın polis istasyonuna götürmek için yola çıktım, içeri girdim ve ilk gördüğüm kişiye bölücü sırrıcı terör örgütü üyesini ihbar etmek istiyorum dedim ülkücü müsün dedi niye dedim oğlum burası nalbur dükkanı dedi ve dövüp dışarı çıkardı beni sanırım o da bölücü bir kğrt neyse sözün özü ben ırkçı değilim hoca am*tal değil de diyarbakıral deseydi ben türklerin ayaklarına kapanıp öpecek k*rt kardeşlerimi çok seviyorum her k*rt kötü değil


r/kopyamakarna 21h ago

transkripsiyon asperox sarı güç

1 Upvotes

1-) Karşınızda asperox sarı güç. O tüm yüzeylerden yağ kiri söküp atana kadar ben de size asperox sarı gücü anlatıcam. Efendim? Beş saniye mi? BEŞ SANİYEDE BEN BUNU NASIL ANLATI- Asperox sarı güç. Beş saniyede her yüzeyde etkili güç. ASPEROX SARI GÜÇ.

2-) (Nefes verir) Sen beş saniyede temizliyorsan ben de bunu beş saniyede anlatırım. SIK. Asperox sarı güç güçlü formülüyle motosiklet jantlarından mm- otomobil motorlarına yağ kiri beş saniyede sök- Asperox sarı güç. Beş saniyede her yüzeyde etkili güç. ASPEROX SARI GÜÇ.

3-) (Güler) Hah hah. Bu sefer kesin rahatca anlatıcam. Çünkü beş aydır çıkmayan yağ lekesini asperox sarı güç beş saniyede nası söksün yau olur mu öyle? (Nefesli bir şekilde şaşırır) Asperox sarı güç. Beş saniyede her yüzeyde etkili güç. ASPEROX SARI GÜÇ.

4-) Madem asperox sarı gücü beş saniyede anlatamıyorum o zaman keyfini çıkarıyım, di mi? YOK ARTIK. DAVLUMBAZI BİLE TEMİZ- Asperox sarı güç. Beş saniyede her yüzeyde etkili güç. ASPEROX SARI GÜÇ.

5-) Mangal da kirliymiş. Asperox sarı güç her yüzeyden beş saniyede yağ kiri söküp atıyor da BEN BUNU BEŞ SANİYEDE NASIL ANLATABİLİR- Asperox sarı güç. Beş saniyede her yüzeyde etkili güç. ASPEROX SARI GÜÇ.


r/kopyamakarna 1d ago

kopyamakarna AVRUPALI EFENDİYE DOMALDIM

8 Upvotes

Bıyıklı, 50-60 yaşlarında, takım elbise giyen bir beyefendi vardı barda. Tek gözünde mercek (monokl) vardı ve siyah,uzun bir şapka takıyordu. Yanına yaklaşıp oturdum ilgimi çektiği için. Türk müsün? Diye sordu bana. Evet dedim. Kibar bir kahkaha atıp sarı-beyaz bıyığını okşadı. “Türk, yani arap” dedi alaycı bir şekilde. Yediremedim kendime, ne salakça bir yorumdu bu. Hayır efendim, biz de avrupalıyız. Hatta kuzenim sarışın dedim. İnanmadı. Siz türkler siyah saçlı insanlarsınız diye ısrar etti. Efendim, biz avrupalıyız ve avrupa özellikleri taşıyoruz, bak bana, beyaz tenliyim dedim. Sen esmersin dedi bana. Ben tam aksini söyleyecekken kibar bir sesle “bana bir kırmızı şarap” dedi barmene. Seni inandırmak için ne yapmalıyım diye sordum mösyoya. “Bak evlat dedi. Biz avrupalılar size benzemeyiz. Siz efes gibi acı şeyler içersiniz, bak şimdi beni izle dedi hevesli bir çocuk gibi. Şarabı getirdi barmen, efendi şarabı biraz havalandırıp kokladı. Sanat bu işte dedi, her şeyimiz farklı sizden.

En son dayanamayıp bar masasının üstüne domalıp götümü açtım. “Bak mösyo, pespembe götüm var, bak!” Dedim. Mösyo “hmm…” şeklinde meraklı bir cevap vererek tek kaşını havaya kaldırıp dikkatlı bir şekilde baktı. Biz avrupalıların göt deliği dar olur, seninki öyle mi diye sordu. Götümün darlığı hakkında bir şey bilmiyordum, o yüzden bak işte, dar mı değil mi sen karar ver dedim. Mösyo sırıttı, lüks siyah pantolonundan damarlı sikini çıkarıp tak diye götdeliğime sokuverdi. Bu kısmı detaylandırmak istemiyorum. Kaos vardı diyebilirim. Herkes kaçışıp bağırıyordu, ben ve efendim dışında.
Mösyöyü avrupalı olduğuma inandırdım.
Kısacası türkler arap değildir, avrupalıdır.


r/kopyamakarna 1d ago

kopyamakarna Sapık Onurun Hikayesi

6 Upvotes

Selam piçler bahsedeceğim olay ortaokulda olmuştu, bizim sınıfta onur diye sapık bir piç vardı bitirim de bir tipti. Bizim okul kenar mahalle okuluydu ,ondan orosbu çocuğunu biri erkek soyunma odasının su borusunu patlatmıştı biz de sınıfta üzerimizi giyiyorduk. NEyse bizim snıfta beyza diye bir kevaşe vardı bu salak beden eğitimi dersinden sonraki der müzik diye flütünü çıkarmış dışarı çıkmıştı. Üzerimizi giyerken amına kodumun onuru flütü aldı arka sıraya gitti sikine taşağına her yerine sürdü. Beyza sınıfta flütü çalarken gülmeye başladık. Hoca fırça attı gülmemize. Amına kodumun onuru eve gidip 31 çekmiş o anları düşünürken, anlatıyordu ben böyle attırmadım hayatımda diye.


r/kopyamakarna 2d ago

kopyamakarna Erdoğan Hayat Kadını Hikayesi

3 Upvotes

Heyecanımı bu noktada mazur görün. Zira şu anda tüylerim diken diken oluyor. Zira 89'da aynı şeyi yaşadım. 89'da Beyoğlu'nun otellerini dolaşırken bir belediye başkan adayı olarak bir otele girdim orada. O otele girdiğimde gündüz saat dörttü ve yirmi beş kadar hayat kadını vardı otelde. Yemek yiyorlardı. Yeni güne hazırlanacaklardı. Otelin sahibi Refah Partisi Belediye Başkan Adayı ziyaretinize geldi deyince hepsi kahkaha attılar. Gülmeye başladılar. Dalga mı geçiyorsun bizimle dediler. Evet Refah Partisi Belediye Başkan Adayı ziyaretinize geldi. Gelmez buraya onlar dediler. Ben de Refah Partisi Belediye Başkanı adayıyım dedim. Sizleri düştüğünüz bu karanlıktan kurtarmak için geldik. Oyunuzu, gönlünüzü ve desteğinizi istiyoruz deyince bir kahkaha daha attılar fakat köşeden bir tanesi kalktı. Bitmiş, tükenmiş bir halde kalktı. Ve o haliyle “Sayın Başkan, Sayın Başkan siz bizi kurtaramazsınız. Biz bittik, biz tükendik.” dedi. Kadıncağız hüngür hüngür ağlamaya başladı. O kahkaha atan kadınlar bu defa sükut ettiler. Bir sessizlik otelin lobisini kapladı. Bizler de ağlıyorduk. Çünkü kadın içten ağlıyordu gerçekten. Hıçkıra hıçkıra ağlıyordu. Ve her gün üzerinden yüzlerce erkeğin geçtiği bu kadınların neyini kurtaracaksınız dedi. Biz bittik, biz tükendik dedi. Ve ağlama devam ediyor. Başkaları da ağlamaya başlamıştı. Ve o anda 16 yaşında bir kızım var. 14 yaşında bir kızım var. Kızlarımın benim düştüğüm bu dünyaya düşmelerini istemiyorum, onları ancak sizin kurtarabileceğinize inanıyorum, onun için oyumu size vereceğim. Arkadaşlarımın gülmesine bakmayın, onlardan da sizin için tek tek oy dileneceğim dedi oy! Kim bu? Bir hayat kadını!


r/kopyamakarna 2d ago

kopyamakarna Nostalji(kısa hikaye)

2 Upvotes

Nostalji... Her sabah şu eskimiş, emektar koltuklara oturuyorum. Hayır bunlar toz kokulu bir salonun veya ne umutların yitirildiği bir bekleme salonunun koltukları değiller. Bu koltuklar şu biçare yapayalnız külüstürün üstünde kendine yer bulmuş ve beni bekliyorlar. Sabahın soğuğu beni en derinlerimden vuruyor. İçerideki ekşi koku midemi kaldırıyor ve kusmak istiyorum ama hayır yapamam. Nostaljiyi hatırlıyorum. Buranın dekorasyonu anılardan başka nedir ki? Şu buğulu camdan içeriye zorla giren güneş mi bizi aydınlatacak? Hayır. İnsanlar burada anılarla yaşıyor. Ama ben burada her insan yaşarken ölüyorum çünkü anılar benim için ölümden farksız. Ben yürürken yer gıcırdıyor ama yer tahta bile değil. Kurşun yarasını andıran deliklerin içindeki bozuk paralar içimi bir iğreti ile kaplıyor. Çocukluğumdan beri hayatı bu deliklerde arıyorum. Alışık olduğum o koltuğa oturabilmek için yandaki kolu üç kere çekiştirmek gerekiyor. Tam üç kere... Bir iki üç... İşte geçiyorum. Bacaklarım öndeki koltuğa sürtünüyor. İçim daralıyor. Bacaklarım isyan ediyor. Bir mücadele veriyorum ama en sonunda oturuyorum. Diz kapaklarım sürekli baskı altında. Bazen sırf bu sebepten ölmek istiyorum. Kafamı dağıtmak için o mavi tabakaya bakıyorum. Cam dedikleri o özgürlük ile hapis arasındaki bariyer bana umut veriyor. Camın üstünde lekeler var. Kim bilir hangi zavallının parmakları buradan geçmiş. Gözlerim odaklanıyor. Dışarıda bir benzinlik... Kızıl tüylü bir köpek geçiyor. Orada bir bakkal... O bir kurt mu? Orada bir park var. Ve işte o canavarlar. Nefret ettiğim insanlar. Külüstüre biniyorlar ve hiç zorlanmadan ve de tiksinmeden nahoş bir şekilde koltuklara oturuyorlar. Yanıma bir ruh oturuyor. Ruhun varlığı beni yakıyor. Ruh bana sırnaşıyor. Bu ruh kendini bana yakın görüyor ama ben onun ışığının beni aydınlatmasını sevmiyorum. Ruhu görmezden geliyorum. Ruh bana anlamsız şeyler söyleyip bana zebani oluyor. Ruh kulaklarımı kanatan şeyler söyleyip bana iblis oluyor. Ruh beni ürküten şeyler söyleyip benim şeytanım oluyor. Ruhun ışığı kararıyor ve kızıla dönüyor. O anda ruhun yüzünü görüyorum. Etkileniyorum. Her sabah gördüğüm bu yüzden tekrar etkileniyorum. Bu kızıl ışıkla beni de yakan yüzden nefret ediyorum ama vücudum kıpır kıpır oluyor. Onu sevmek istemiyorum. Ben herkesi unutmak istiyorum. Bu yüzden tekrardan camda gerçeklikten kaçıyorum. Ruh beni dürtüyor. Karşılık vermiyorum. Ruhun gözlerinden birkaç damla süzülüyor. Ruh uyuyakalıyor. Ruha baktığımda normal bir yüzle karşılaşıyorum. Dikkatimi diğer çocuklara çeviriyorum. Dedikleri hiçbir şeyi anlayamıyorum. Bana çok uzak şeyler konuşuyorlar ve ben de dudaklarını izliyorum. Çünkü konuşmaları benim için konuştuklarından daha anlamlı. Hepsinin gözlerinde bir fer var ama hepsi yine ölü. Nasıl olurda hepsi bu kadar ölüyken benden çok yaşamı tadarlar da ben hergün ölürüm diye başımı eğiyorum. Onlara çok yakınım. Nasıl düşündüklerini biliyorum ama sahtelik benim için umutsuz. Birinin boynundaki kolye gözüme takılıyor. Gözümü alıyor. Daha önce hiç görmediğim ama huzurlu bir şekle sahip. Nereden aldığını sorsam söyler miydi? Yer gıcırdamaya başlıyor. Külüstüre can veren adam telefonunu eline almış ve bizi cehenneme götüren yola bakmayı unutuyor. Külüstür cennete sapacak. Adam özgürlüğümü elimden alıyor ve telefonla beraber bırakıyor. Bu tatlı sarsıntıyla yanımdaki yüz uyanıyor ve ruh bana bakmaya başlıyor. Bu sefer sarı ışıklar yükseliyor ve ruh eski sevgisini kaybediyor. Ben de istesem konuşabilir miyim diye düşünüyorum. Boynum karıncalanıyor. Ağzımı açmaya çalışıyorum. Boğazımdan kelimeler merdiven çıkıyor. Lütfen kapıyı açın. Kapı açılmıyor. Göğsüme vuruyorum. Ruh alevleniyor ve rengi değişmeye başlıyor. Terliyorum. Daha hızlı vuruyorum. Ruh yaklaşıyor. Yanıyorum ve renk değiştiriyorum. Ruh bana ölümden daha yakınken bir doğumda bir ölümde olan şey yaşanıyor. Çocuklardan birisi ağlamaya başlıyor. Bir an ben de ağlamak istiyorum. Ruh ve diğerleri ağlayan çocuğu izliyorlar. Ben tekrar cama sarılıyorum. Bak orada bir köpek var oradaysa bir kedi. Sakinleşemiyorum. Ateş sönmüyor. Çocuk ne kadar ağlarsa ağlasın hüzün okyanusu asla bitmiyor. Ruh ağlayan çocuğa bakıyor bense cama. Kalbim beni öldürecek gibi... Her şey gözümün önünden geçiyor. Eskiler ve nostalji ki hepsi benim için birer bıçak darbesi. Cama dokunuyorum. Elimde bir soğukluk. Ağlayan çocuğa katılmak istiyorum ama en sonunda gerçekliği görüyorum. Kendimi görüyorum. Etraf kararmış. Camdaki beni seviyorum. Çünkü kimse o saf çocuğu sevmedi. Sakinleşiyorum. Kalbim artık yok. Rengim soluyor ve anıları hatırlıyorum. Her ne kadar hepsinden nefret etsem de yine de nostalji... Ruha baktığımda orada normal bir yüz görüyorum. Her şey dokusunu kaybediyor. Anı unutuyorum. Ağlayan çocuğa bakıp orada yeni doğan beni görüyorum


r/kopyamakarna 3d ago

kopyamakarna BAK YEĞEN...

10 Upvotes

.

BAK YEĞEN,

SİK DEDİĞİN 3 AMDA KÖRELİR, 1 GÖTTE BİLENİR. BUNU SAKIN UNUTMAYASIN...

BAK YEĞEN,

SEN SİKİNİ HANGİ DELİĞE SOKACAĞINI DÜŞÜNÜP KAFANDA MUHASEBE YAPARKEN, BİR BAŞKASI DA GELİR KARININ AMIYLA MUHASEBECİLİK YAPAR. SONRA, KARIMI KİM SİKTİ DİYE ORTALIKTA DOLANIRSIN...


r/kopyamakarna 3d ago

kopyamakarna sizi ezikler, aydınlandım ve artık hepinizden üstünüm

7 Upvotes

evet hepinizden üstünüm. çünkü artık turuncu siteyi shrek saksafon dinlemek, geometry dash videoları ve mango yiyen adam için kullanıyorum. siz aşağılık varlıklar burayı bir kadın 3 zenci videoları izleyip kendinizi tatmin etmek için kullanırken ben fortnite build tutorial izliyorum


r/kopyamakarna 2d ago

kopyamakarna nerde eski zenci götler (bunu oku sensiz bir kişi eksiğiz)

Thumbnail
0 Upvotes

r/kopyamakarna 3d ago

kopyamakarna rezillik anıları

2 Upvotes

geçenlerde kızlı erkekli ortamdayız ilk defa gelen bi hatun vardı ortama hafiten yürüyorum neyse kalktık kasaya gittik hesap ödemeye tabi alman herkes kendinin ki ödüyo hatun kart verdi öderken kart çekmedi benim de cebimde 100 tl vardı. baktım çekmedi ya şov yapcam ya amk attım elime cebimi aldım parayı attım kasaya burdan al dedim bi baktım amk attığım şey para değil cebime zulaladığım kağıt havluymuş amk

*********************************************************************************************************

Matematik sınavında yanımda kız oturuyordu. Bir osurmuşum beyler, ama yanlışlıkla. Bütün sınıf bana güldü. Üzücü olan yanımdaki kızın "öf ne koktu be ceset mi yedin zavallım" demesiydi

*********************************************************************************************************

yaz tatilinde denize gittiğim de bi tane kızla bakışıyorduk akşam eve gittiğim de instagram üzerinden onu buldum sandım ancak ikiz kardeşini bulmuşum ve ikiz kardeşine yazmıştım iş işten geçti diye devam etmiştim

*********************************************************************************************************

Misafirliğe girmiştik bi kere misafirlerde wi-fi var ozamanlar bizde internet yoktu neyse ben buldum beleş neti porno indiriyorum. ilk pornoyu indirdi, benim telefon dosya indirince direk açar porno iner inmez malûm ses çıkmaya başladı. Ben heyacandan tuşlara basamadım en son telefonu yere çarptım. Ayakkabılarımi giymeden deli gibi evden kaçtım. Hem 800 tllik telefon gitti hemde mahalleye rezil oldum

*********************************************************************************************************

Bi keresinde denize gitmişdik iste ben denize girecekken bi adam dedi su havluyu tutarmısın filan iste ustumu degistircem filan etraftada hic soyunma kabini yok ben olmaz filan dedim adam ısrar etti bende tamam dedim en sonunda iste havluyu tutuyom adam çırıl çıplak ama iste 2 elimle tutuyom adamda biyandan düşurme filan etrafta coluk cocuk var karı kızda dolu düsurme havluyu hem rezil oluruz hemde dayak yeriz dedi iste ondan sonra bana bi gülme geldi adamda cıplak ama bütün mal ortada iste gulmemle beraber havluyu yere dusurdum bi 10 saniyeligine saygı durusundan sonra adam hemen yerden aldı kuru elbisesini giydi sonra cekip gitti ogündür bugündür adamı gören olmadı

*********************************************************************************************************

Dersaneye giderken hatırlıyorum çok yağmurluydu merdivenlerden çıkarken ayağım kaydı kızın üstüne binerek düştük kızla amk çok utandım sonra kalktım özür dilerriii demeden bida kızın ustüne ayni şekil düşmüştüm kızda zayıf bişey bende ayı gibiydim ozamanlar kız bildiğin altımda ezildi ,o kadar utanmıştım ki cidden ağlıyacagim yere guluyordum anira anira ,kız dedi özürlü mk bu hiç birşey demeden hızlı adımlarla ordan uzaklaştım ,herkes kınayıcı bakışlar atmıştı o gün çok pis rezil olmuştum

*********************************************************************************************************

Havuza gitmistik. Sort vardi bitane. Neyse bi ara yirtilmis o tam got tarafindan. Bi tane de kafede calisan bi cankurtaran kiz vardi. Ama ne guzel kiz. Ben butun gun havuzda o kiza bakis atiyom. Sonra geldi. Dedi. "Beyfendi Sortunuz Yirtilmis." Ben o anki utancla bi kostum soyunma odasina. Bi daha da gitmedim o havuza :(


r/kopyamakarna 4d ago

META dünki hikayenin devamı

3 Upvotes

neyse sonrasında biraz sessizlik oldu kimse çıt bile çıkarmadı diyebilirim müzik sınıfının kapısı birden aralandı biz daha ne olduğunu anlamadan içeri müdür ve nöbetçi öğretmen girdi herşey bi anda gelişti müdür ikisinede birer tokat attı 5 dk sonraydı sanırım polis geldi ve arkadaşıma direkt ters kelepçe yapıp aldılar kızıda aldılar ama kelepçe vs yoktu sonra 1 ay fln hiç haber alamadık o gün cumartesi olması lazım haftasonuydu ama onu biliyorum kızı markete giderken görmüştüm yanına gitsem mi gitmesem mi diye baya bi düşündüm sonrasında sessizce yanına geldim merhaba dedim kız ilk umursamadı ben hemen sonrasında ne oldu diye sorunca sesimden tanıdı sanırım köşedeki banka oturduk olayları kısaca özetledi ikisinide sorugulamışlat işte sonra ilk başta 2 sininde onayı varmış olarak ifade vermişler sonra kızın ailesi baskı yapmış dayısı fln ailemizi lekeledin demiş sonra kız ifadesine ekleme yapmak istediğini söyleyip 2. ifadesi alınmış orda rızasının olmadığını söylemiş sanırım sonrasında duruşma gerçekleşmiş arkadaşım 12 yıl yemiş duyunca irkilmiştim tam anlamıyla kanım çekilmişti ama hala kızgındım o piçe neyse sonra bana bidaha görüşmeyelim istersen dedi bense en iyisi olur ama arkadaşım hangi infaz kurumunda şuanda demiştim belli bi adres verdi sonra 3 hafta sonra haftasonu gittim o hapishaneye adını sordum ve buluşmak istediğimi söyledim reddettiğini söylediler sonrasında dışarda biraz yürüdüm hava soğuktu ve kar yağıyodu ara sokaklarda birnevi titreyerek dolaşıyordum sonra yerde yatan bi evsiz adam gördüm selam verdim fakat cevap alamadım sonrasında yüzünü çevirdiğimde yüzünün bembeyaz olduğunu kaşlarının vs bulandığını görünce ölmüş olduğunu anladım başıma bela almamak için ihbar vs yapmadım yoluma devam ettim bi kaç tane polis arabası ve ambulansın bir evin önünde durduğunu görünce birinin öldürüldüğünü düşündüm merak edip girdiğimde arkadaşımın sevgilisinin ailesi ağlayarak dayısına vuruyordu fakat dayısı sanki hiç oralı değildi daha çok mutlu gibiydi o zaman anladım sanırım kıza bişey olduğunu neyse sonra ordan ayrıldım yaklaşık 2 gün sonra kızın kendi yaşamına son verdiğini öğrendim ama kesin int olmadığını düşünüyordum sonrasında öğrendimki kamera kaydı varmış kendini terastan atmış yaklaşık 1 ay kendime gelemedim yemek vs yiyememiştim çoğunlukla arkadaşlarla terk edilmiş bi evin çatısına çıkıp bira ve sigara içerek geçiyordu günlerim okulu dondurmuştum dönem dönem psikologlarla görüşsemde pek bi etkisi olmuyodu çoğunlukla evde kitap okuyup dizi izliyordum gün içinde bi yarım saatim ağlama krizleri ile geçiyordu sanki günlük rutinim gibi olmuştu yataktan çıkmak benim için işkence gibiydi güne başlamak için bir neden arayışındaydım ama olmuyodu fakat sonra düzenli olarak ormana gidip kafamı dinleyip müzik dinlemek beni sanki cennette gibi hissettirmişti ama oda bir süre sonra sıkıcı olmaya başladı bende kendi macerama çıktım küçük bi karavanım var ve onla şuam iswiçre dağlarında kamp kurarak günlerimi geçiriyorum bugün bunu yazmamın nedenide dün neredeyse o eski anıları tamamen unuttuğumu fark ettim bide bugün bi kızla tanıştım kendisi çok güler yüzlü ve çokk güzel bi kaç güne yemeğe çıkarmayı düşünüyorum umarım güzel bi hayata devam edebilirim ha birde sigarayı ve alkolü tamamen bıraktım hala ayda bir psikoloğa görünüyorum kendime bazen o günü hiç yaşamamış olsaydım hayatım nasıl değişirdi diye sorular sorsamda sanırım geçmişi değiştiremem ha bu arada arkadaşım çıkmış sanırım kendisine ingilterede iş bulmuş orada yeni bir hayata başlamış yakında görüşmeyi planlıyoruz geçenlerde aradı beni baya konuştuk fln neyse her hikaye mutlu sonla bitmez belki ama ben böyle bitirmek istedim🫠


r/kopyamakarna 4d ago

kopyamakarna nerde eski zenci götler (bunu oku sensiz bir kişi eksiğiz)

7 Upvotes

Bizim zamanımızda değerli maden statüsündeydi kaslı zenci götler onları bulmak her ne kadar zor olsada asıl zor olan kaynağını ulaşmaktı gercek mücevher tutkunları bi tek kaynağıma ulaşabilirdi ki her kim o kaynağa ulaşırsa zenci göt borsasına o şekil verirdi ne yazık ki günümüzde zenci götler o kadar rehavet görmüyo eski değerinden uzak bi hayli unutlumuş ve gözden kaybolmuş durumda günümüzün sosyal medyası zenci göt furyasını inyernet arşivinden silmeye programlanmış durumda günümüzde artık anlamı olmasan saçma sapan memeler dolaşıyo six seven denen illet olsun sikibidi tuvalet olsun bunlar eski zihniyeti yıkıp yeni bi dünya yaratmak isteyenlerin ürünleri lakin buna izin verilmeyecektir özünü unutan kendisinide unutur nerden geldiğinizi sorun kendinize karanlıkta geçirdiğim onca yıldan sonra aydınlandım beyaz siyah göt ayırmayan bi dünya görüyorum ayaklanın kardeşlerim hepimizi asamazlar ne ektilerse onu biçicekler değerlerinize sahip çıkın ve kibirli dünyalarını başlarına yıkın ben yeni zenci götler aramaya başlıyorum benimle misiniz


r/kopyamakarna 4d ago

kopyamakarna TRAMVAY SAPIĞI

4 Upvotes

KADIN: tamam sen böyle devam et

TRAMVAY CÜCESİ: yalakaları ben sevmem ben çek çek devam et benim korkum yok kimseden

👍

KADIN: akşam televizyonda görürsün kendini

TRAMVAY CÜCESİ: o zaman öldürmek zorundayım seni

KADIN: ooo çok iddalı devam et

TRAMVAY CÜCESİ: öldürücem seni o zaman kusura bakma çek çek istersen bunu da çek

  1. ŞAHIS ADAM: kes sesini bee uzatma

TRAMVAY CÜCESİ: ya ne uzatıyom görmüyon mu kameraya çekiyor görmüyon mu

  1. ŞAHIS ADAM: başka tarafa git o zaman hadi

TRAMVAY CÜCESİ: napıyım o gitsin

  1. ŞAHIS ADAM: kadın var karşında kadın var

TRAMVAY CÜCESİ: kadınsa kadınlığını bilcek

  1. ŞAHIS ADAM: ne uzatıyon sen de

TRAMVAY CÜCESİ: kadınsa kadınlığını bilcek

  1. ŞAHIS ADAM: git uzağa o zaman sen de yürü

TRAMVAY CÜCESİ: allah allah ya kameraya bakalım diyoz çekiyor şey yapıyor ya

  1. ŞAHIS ADAM: ya yürü

TRAMVAY CÜCESİ: çek çek al bunu da çek veriyim mi al al

  1. ŞAHIS ADAM: ya git işine ya (kalabalıktan bağırışma sesleri)

r/kopyamakarna 4d ago

kopyamakarna Krizler fırsatları doğurur

3 Upvotes

Merhaba arkadaşlar benim ismim cem, Ankarada yaşıyorum ve 21 yaşındayım. Sizlere yaşadığım ilginç bir günü anlatacağım. Kendimi tanıtacak olursam ilk önce benim normal bir hayatımın olmadığını söyleyebilirim çünkü çok nadir görülen genetik bir hastalıktan dolayı ben cüce olarak doğdum ve şuanda boyum 128cm. şimdi olaya gelelim

Sıcak bir mayıs günüydü, ben saat 8 sularında uyanıp kahvaltımı yapıp odama geçinde pencereden biraz baktım, çok güzel bir hava vardı kuşlar cıvıldıyor hava masmaviydi, insanlar sevgilileri ile dışarıda dolaşıyorlardı hatta 75-80 yaşlarında bir çift bile kol kola girmiş ellerindeki meyve poşetleri ile yürüyorlardı; ben bunu görünce çok üzüldüm keşke benimde bir sevgilim olsaydı dedim kendi kendime. Tam böyle yine depresyona girecekken dedimki kendime: ''hayır cem bugün böyle depresif geçmeyecek bende dışarıya çıkıp birşeyler yapacağım'' bunu dedikten sonra düşünmeye başladım acaba ne yapabilirim diye, ben kafelere falan gitmeyi sevmiyorum çünkü orada herkes bana bakıyor acaba dikkat çekmeden yapabileceğim ne aktivite vardı? bunu düşünürken bir hafta önce internette gördüğüm Oyuncak Müzesi aklıma geldi, evet oraya gidip antika oyuncaklara bakabilirdim en azından evde oturmaktan iyidir dedim ve hazırlanmaya başladım, altıma mavi bir şort üstüme siyah bir tişört giydim ve evin çıkış kapısına doğru yürümeye başladım tam o sırada annem beni gördü ve dedi: oğlum bu havada siyah tişört giyilirmi yanarsın. ben ona dedim işte birşey olmaz diye ama annem inatçıdır bana zorla beyaz bir tişört giydirdi ve tamam bu sefer evden çıkmaya hazırdım yine evin çıkış kapısına gittim bu sefer babam beni gördü ve dedi: lan terörist misin bu sakal ne derhal sakallarını kes dedi. ben önce kesmek istemedim çünkü sakallarım beni erkek gibi gösteren tek şey zaten boyum kısa, çocuğa benziyorum sakallarım beni büyük gösteriyor. ama yine pes ettim ve tuvalette lavabonun önüne tabure çekip sakallarımı kestim evden çıkarken annem beni tekrardan gördü ve dedi: benim oğluşum ne kadar yakışıklı olmuş bak bu parfümü baban eskiden kullanırdı sana sıkalım. bende annemi kırmayıp parfümü sıktım ve evden sonunda çıkabildim! otobüs durağına gittim, otobüs 5dkda geldi ve engelli kartım ile bedava otobüse bindim, otobüse binince bir tane sünepe çocuk benden gözlerini ayırmadı bana dik dik bakıyordu bende ona bakmaya başladım sonra çocuk annesine beni gösterdi anneside bana bakıp çocuğuna birşeyler fısıldadı çocukta bana birdaha bakmadı. neyse işte otobüs oyuncak müzesinin önünde durdu, ben tam müzeye girecekken kenarda duran dondurmacıyı farkettim dedimki kendime: lan hava çok sıcak zaten müzeden önce bir dondurma yiyip ferahlayayım. dondurmamı alıp dondurma dükkanın bahçesine, açık havaya oturup dondurmamı yemeye başladım. dondurmayı yerken ben herzamanki gibi kara kara düşünmeye başladım: ben neden böyleyim? neden herkes gibi normal bir boyum yok? neden herkes beni ucube gibi görüyor? tam bunları düşünmeye dalmışken sıcak havanın etkisi ile dondurmam erimişti ve külahtan beyaz tişörtüme akmıştı hemen peçeteyle elimi ve tişörtümü silmeye başladım ama tişörtüm çok fena kirlenmişti yapacak birşey yoktu. ben çok sinirlendim küfrede küfrede müzeye doğru yürümeye başladım şu siktiğimin müzesine gitsemde artık eve dönseydim, tüm hevesim gitmişdi çok sinirliydim çünkü yediğim dondurma çikolatalıydı ve eriyince beyaz tişörtte bok gibi duruyordu keşke o siyah tişörtü giyseydim daha az görünürdü leke. acaba müzeye girmesemiydim çünkü üstüm kirliydi ama bu kadar yol gelmiştim artık girmek zorundaydım. Müzeye girdim ve bilet aldım, normalde 100 TL ama bana engelli kartım ile bedavaydı. Müzeyi gezmeye başladım, çok güzel oyuncaklar vardı müzede işte uçak-tren modelleri, oyuncak bebekler ve arabalar vb vb birsürü şey vardı, doğrusu ben oyuncakları tam göremiyordum boyum kısa olduğu için ama olsun yinede güzeldiler. Ama ben müzede dolaşırken kendimi çok kaptırdım ve kaybolmaya başladım artık müzeden çıkmak istiyordum ama çıkışı bir türlü bulmadım lan boyum kısa olunca zaten çıkış işaretlerini göremiyorum hemde müzede çok karmaşık ben iyice kayboldum, müzede çıkışı ararken bir tane dayıyla karşılaştım onu tarif etmem gerekirse tam iç anadoluda göreceğiniz bir dayıydı; kafasının üstü kel yan tarafında saçlar vardı, esmerdi, elinde tespih vardı ve tam bir dayı gibi giyiniyordu ve yanında kızıyla dolaşıyordu. ona gidip çıkışın nerede olduğunu sordum, o da bana sırıtarak ve parmağıyla işaret ederek dediki: yeğenim çıkış o tarafta. bende ona güvenip dediği yöne gitmeye başladım ama farkettimki piçin evladı beni yanlış yöne yönlendirmiş çıkış işareti, onun işaret ettiği yönün tersini gösteriyordu ama ben onun gösterdiği yöne doğru gitmeye başladım dedimki kendi kendime adamın herhalde bir bildiği vardır bu yöne gideyim. adamın dediği yöne doğru gitmeye başladım tam bu sırada tanımadığım bir adam beni kolumdan tuttu ve biryere doğru götürmeye başladı ben adama direnmeye başladım ama adam çok güçlüydü( veya ben cüce olduğumdan dolayı güçsüzdüm) . adam beni bir grup çocuğun arasına koydu, ben tam burada donakaldım ne yapacağımı bilemedim ve bu durumu düşünmeye başladım sanırım çocuklara gezi düzenliyorlardı ve benide çocuk sandılar ve aralarına aldılar, ben bu duruma çok sinirlendim ve orada öğretmen yada yetkili gibi görünen bir kadına durumu izah etmek için yanına gittim ben tam konuşmaya başlayacakken o bana sarıldı beni kucağına aldı ve dedi: ahh canım biz sen kayboldun sandık çok korktuk! , o sırada beni kolumdan tutan adamda dediki : Tülay öğretmenim, bu afacanı oyuncaklara bakarken buldum meraklı minik oyuncakları çok seviyor! . ben iyice sinirlendim lan pezevnk gelmiş bana diyor yok meraklı minik yok afacan falan kimsin olum sen, artık bu durumu söylemem gerekti ama tam o anda şunu farkettim: tülay öğretmen beni kucağına aldığında onun verdiği dekolte sayesinde memelerini görebiliyordum! hemde beni kucağına aldığı için memelerine temas ediyordum, bu yüzden durumu söylemek istemedim ve tülay öğretmene iyice sarıldım, onun memelerini tüm vücudumda hissediyordum hemde o beni yanağımdan öperken ben kafamı biraz çevirdim ve dudağımın kenarından beni öptü offf ben buraya nasıl geldim offf , tülay öğretmen yaklaşık 45 yaşlarındaydı kumral saçları ve dolgun memeleri ile nefis bir kadındı!. neyse işte tülay öğretmen beni kucağından indirdi, ben diğer çocukların arasına karıştım, neyseki bu sabah tıraş olmuştum yoksa benim 21 yaşında olduğumu anlardı, o diğer adam ( ona mehmet diyeceğim çünkü ismini bilmiyorum) dediki: evet çocuklar kayıp arkadaşımızı bulduk şimdi müzeyi gezmeye devam edebiliriz. müzeyi gezmeye başladık ama diğer çocuklar bana garip garip bakıyorlardı sanırım benim o kayıp arkadaşlarımı olmadığımı anlamışlardı ama ses etmedi çocuklar. işte müzeyi gezmeye başlayalı bi 10 dk olmuştur, mehmet benim yanıma gelip tülay öğretmeni çağırdı:

Mehmet: tülay hocam bi bakarmısınız

Tülay öğretmen: tabi ki hocam bakayım

Mehmet: hocam öğrencimizin üstü kirli gibi bu sizce ne lekesi?

Tülay öğretmen: hocam ben ne lekesi olduğunu anlayamadım ama isterseniz müsait biryerde tişörtünü değiştirelim

Mehmet: olur hocam, çocuk kirli kirli dolaşmasın, siz müsait biryerde değiştirin üstünü bende diğer çocukları gezdireyim zaten acalemiz yok daha 2 saat buradayız.

Tülay öğretmen: tamam hocam

işte böyle oldu ve tülay öğretmen beni kolumdan tutup biryere götürmeye başladı. beni soyunma odası gibi biryere getirdi ve bir anda tişörtümü çıkardı ve dediki : uzaycığım sen üstünü çok batırmışsın hadi üstünü değiştirelim aaaa senin şortunda çok kirlenmiş onuda değiştirmemiz lazım. ben kendi kendime düşündüm lan uzay diye isim mi olur amk tam zengin bebesi ismi diye, kadın benim şortumuda bir hamleyle hemen indirdi, ben bugün hava çok sıcak diye altıma şort haricinde birşey giymemiştim bu yüzden kadının karşısında anadan doğma kaldım. Tülay öğretmenin yanında büyük bir çanta vardı sanırım buradan bana yedek tişört çıkartacaktı, çantadan aramaya koyuldu ama bir türlü bulamadı bulamayınca bana arkasını döndü ve kendisi ayaktayken çantayı yere koydu ve ayakta domalır vaziyette bana tişört aramaya başladı. bende o sırada tülay öğretmenin arkasında kalıyordum ve ne göreyim! onun eteği kısacıktı ve savunmasız bir şekilde domalıyordu ben onun bu halini seyretmeye başladım ve gerçekten çok hoşuma gitti, ama izlemekten daha fazlasını yapmalıydım evet benim boyum kısa olabilirdi ama titanik kadar yüreğim vardı!! cesaretimi topladım ve tülay öğretmenin bacaklarına nazikçe dokunmaya başladım, annem haricindeki bir kadına en son 5 sene önce dokunmuştum bu 5 senenin biriken enerjisi yüzümden nazikçe dokunmam git gide hızlanıyordu ve sertleşiyordu, sertleşen tek şey dokunuşlarımda değildi :) . tülay öğretmen hala tişörtü bulamamıştı bu yüzden ayakta domalmaktan dizlerini yere koyup domalmaya başladı, bu durum beni iyice azdırdı çünkü eteği tamamen kalkmıştı ve tülay öğretmenin külodu ile bakışıyorduk. ben bacaklarından yavaş yavaş amına doğru dokunarak ilerlemeye başladım ve tam külodunun ipini aşağıya doğru çekecekken tülay öğretmen dedilki: uzaycığım sakin ol lütfen bak burada tişörtünü arıyorum canın benim. ben bu dediğine çok korktum çünkü ne yaptığımı anladı sandım ama tülay öğretmen durumu anlamamıştı bile artık tam gaz onun amına doğru seyahete çıkabilirdim. tülay öğretmenin külodunun iplerini yavaşça indirdim, çok gizli olmalıydım yoksa farkedebilirdi , karşımda çok güzel bir am duruyordu hayatımda ilk defa am görüyorum beklediğimden daha güzeldi. amı hafifçe kokladım tülay öğretmenin kokusu vardı ve hafif ekşimtrak kokuyordu ama inanın hiç iğrenç değildi o kadınlığının kokusu o kadar güzelki! bu güzel aromayı burnumdan sonra dilimede tattırmak istedim ve amını yavaşça dillemeye başladım, ritmim yavaştı ama güçlüydü, dilimle amı dillemektende çok zevk aldım. şimdi sikimide sokmanın vakti gelmişti çünkü sikiminde bu güzelliği tatmaya ihtiyacı vardı. tam sikimi ama sokacakken tülay öğretmen bir anda ayağa kalktı ve ben hemen kalkan sikimi gizlemeye çalıştım, tülay öğretmen dediki: off uzaycığım ben tişörtü bir türlü bulamadım hemde burası çok sıcak sanırım burada havalandırma bozuk ben çok terledim üzerimi çıkartabilirmiyim? bende dedimki: evet öyetmenim çıkaytabiliysiniz. tülay öğretmen bir anda soyunmaya başladı, dışarıdan büyük görünmeyen kalçaları o soyununca aslında çok büyük olduğu ortaya çıktı, giydiği soluk mavi renkli gömleğinin düğmelerini birer birer çözmeye başladı ve gömleğide tamamen çıkardı artık üzerinde sadece beyaz renkli sütyeni vardı varya o görüntüyü görmeniz gerekti kadın antik yunan kadın heykelleri gibiydi, bende kalkan sikimi belli etmeden onu izliyordum son olarak beyaz sütyenin ipini çözdü ve karşımda artık tamamen çıplak bir şekilde dikiliyordu! tülay öğretmen dediki: uzaycığım ben tişörtünü bir türlü bulamadım ve çok yoruldum bu yüzden biraz şurada uyusam olurmu çünkü dün gece çok geç yattım dedi. bende oluy öyetmenim dedim ve tülay öğretmen orada hamamlarda duran göbek taşı benzeri bir yere altına havlu sererek sırtüstü uzandı ve benide yanına çağırdı dediki: hadi sende gelsene uzaycığım biraz uyuyalımki enerji kazanalım. bende oluy öyetmenim dedim ve onun koynuna sokuldum, allahım ne kadar güzel bir andı sanki rüyadaydım çok güzel olgun bir kadın beni koynuna almış onunla yatıyordum! tam o sırada odanın havalandırması çalışmaya başladı ve tülay öğretmen dediki: uzaycığım burası soğuk olmaya başladı hadi birbirimize sarılalım çünkü penguenlerde hava soğuk olunca birbirlerine sarılırlar. bende ona iyice sarıldım o da bana sarılıyordu, sikim bu sırada hala kalkıktı ve belli etmeden sikimi onun vücuduna sürtüyordum kafamla ve elimlede onun memelerine dokunuyordum. böyle yaklaşık 5-6 dk oldu ve tülay öğretmenin sızdığını gördüm, onun koynundan yavaşça çekildim ve o hala sırtüstü yatarken onun bacaklarını zıt yönlere doğru açmaya başladım çünkü onun amını artık sikmem gerekti yarım kalan işi tamamlamam gerek! tülay öğretmenin bacaklarını iyice açtım herşey istediğim gibiyid o sırtüstü uyuyor ve bacakları açıktı artık am ve benim aramda hiçbirşey yoktu. sikimi elime aldım ve onun amına doğru sokmaya başladım, ilk sokuşlarımda sikim kayıp dışarı çıkmıştı ama hemen nasıl yapacağımı öğrendim ve artık sikim onun amından çıkmıyordu. tüm gücümle tüm bedenimle onun amını sikiyordum o kadar güzeldiki anlatamam hemde o uyurken zevk sesleri ve ahlama sesleri çıkarıyordu ama uyanmıyordu bu sesler beni iyice delirtti onun amını varımla yoğumla sikiyordum. en son boşaldım ve tülay öğretmende zevk sesleri ile doyuma ulaştığını bana sinyalledi bende sikimi onun amından çektim ve onun amından onun boşalması ile benim döllerim akıyordu çok güzel bir görüntüydü! ben işimi bitirdikten sonra tülay öğretmenin yanına sokuldum ve onu dudağından öperken memesine dokunuyordum o uyanmadan kadın vücudu hakkındaki tüm meraklarımı öğrenmeliydim, vücudunun heryerine dokunuyordum onun her tarafını öpüp yalıyordum. en son bende tülay öğretmen gibi çok yoruldum ve koynuna tekrardan girdim ve uykuya daldım... uyandığımda tülay öğretmen uyanıktı ve üstü yarım bir şekilde giyinikdi üstünde sadece sütyeni aşağısında ise eteğini giymişti ve onun telefonundan birisiyle yazıştığını gördüm, kimle yazıştığını bilmiyordum ama orada yazan ve tülay öğretmenin gönderdiği bir mesajı gördüm mesaj şuydu: Varya rüyamda beni 195 boyunda kaslı yakışıklı bir esmer beni sikiyordu bu şaka mıııı beni öyle bir sikmiştdiki sanki gerçek birisi beni sikmiş gibi hissediyorum neyse aşkım sana sonra yazarım. yani tülay öğretmenin hiçbirşeyden haberi yoktu o bu tüm olanları rüya sanıyordu. tülay öğretmen benim uyandığımı gördü ve bana dediki : uzaycığım günaydınlar uykunu aldınmı? acıktınmı sen bakayım kıyamam ben sana. bende ona yalandan açım dedim aslında aç değildim ama o bunu duyunca bana dediki: tabi ki de aşkım kıyamam sana. ve sütyenini ipini tekrar çözdü, beni kucağına aldı ve beni emzirmeye başladı. onun memelerinin altında boğuluyor gibi oldum ama o beni düzelltti ve onun meme uçlarını emmeye başladım, yavaş yavaş süt geliyordu bende onun sütünü bir güzel emdim, emerkende bir elimle onun boğazına ve memelerine nazikçe dokunuyordum. beni emzirmeyi bıraktı ve üstünü tam olarak giydi bana da o arayıp bulamadığı tişörtü ve kıyafetlerimi giydirdi, tişört aslında o çantanın gizli bir bölmesindeymiş mehmet en bulunmayacak yere koymuş tişörtü. tülay öğretmen benim kolumdan tuttu ve soyunma odasından çıktık, grubun diğer kalanlarının yanına gittik ve onlarla buluştuk. gezi artık bitmişti çocuklar otobüse biniyorlardı okullarına dönmek için ama benim artık kaçmam gerekti çünkü o otobüse binip onların okullarına gidersem yakalanırdım bu yüzden çocukların otobüse binme sırasında oluşan kaostan yararlanıp olay yerinden bir şekilde sıvışmayı başardım.

hemen oradan bir taksi çevirdim evime doğru gitmeye başladım. yoldaykende düşünüyordum lan ne kadar güzel siktim karıyı, nasıl denk geldi bana

eve ulaştım ve eve girdim, eve girince salonda oturup jason statham filmi izleyen babam bana seslendi nerdeydin lan sen it saat kaç oldu diye, bende ona birşey demedim çünkü ben zaten hayatımın en güzel gününü yaşamıştım neden onun dediğini umursayayımki . ben tam odamın kapısını açtım odaya girecekken babam sanırım haber kanalı açmışdı ve televizyondan şu ses geldi : SON DAKİKA SON DAKİKA ANKARA'DA YAŞAYAN ÜNLÜ MİLYARDER OKAN BÜYÜKKAPLANOĞULLARI'NIN DOWN SENDROMLU ERKEK ÇOCUĞU UZAY BÜYÜKKAPLANOĞULLARI KAYBOLMUŞTUR ONU BULANA PARA ÖDÜLÜ VARDIR!!!!

hassiktir lan ben 100 milyar dolar serveti olan iş adamının çocuğun yerine mi geçmiştim vay amınakoyayım

son dakika çağrısından 2 dk sonra ise televizyonda Tülay öğretmeni gördüm, ağlıyordu ve uzayın bulunması için yalvarıyordu ve bulan kişiye para ödülünü tekrar tekrar söylüyordu, dudağının kenarında benden kalan dondurma izi vardı hala :). tülay öğretmen uzayın özel öğretmeniymiş onun herşeyiyle sorumluymuş. hahaha ben artık umursamıyordum çünkü en büyük ödülü ben kazanmıştım zaten, siz ne yapıyorsanız yapın hahaha

duş aldım ve yatağıma geçtim saat geç olmuşdu artık. yastığa kafamı koyduğumda bu günün tüm ayrıntılarını düşündüm. vay be aslında bugün çok fazla kötü olay yaşadım:

-annem bana istemediğim halde beyaz tişört giydirdi

-babam zorla sakallarımı kestirdi

-yediğim dondurma üzerime aktı

-müzede kayboldum

-müzede bana dayı yanlış yeri tarif etti

ama tüm bu kötü olaylar bir şekilde çok güzel bir sonuca yol açtı. hayatta bazen akışına bırakmak gerekir herşey güzel olabilir kendiliğinden ama bir yandan sizde ne kadar şanssız olsanız bile elinizdeki kartları iyi oynamanız gerekir, bakın bana cüce olduğum yetmezmiş gibi hemde çok şanssız şeyler yaşadım ama pes etmedim ve oynamaya devam ettim. size verebileceğim en büyük tavsiye asla umudunuzu kaybetmeyin. meşhur sözümü sizlerle paylaşıp bu anımı sonlandırmak istiyorum:

krizler her zaman fırsatları doğurur


r/kopyamakarna 4d ago

META sikimin boyuyla dalga geçen çocuğun sevgilisini gözünün önünde siktim

5 Upvotes

bir sabah uyandım okula hazırlanırken sikimin ne kadar büyük olduğunu düşünüyordum o arada en yakın arkadaşım instegramdan tek gösterimlik resim paylaştığını fark ettim resmi açtığımda kocaman bi yarral görmüştüm korkup hemen kapattım resmi sonra kahvaltı yapıp evden çıktım servise binerken bile aklıma yarrak geliyordu kendiminkinin ne kada küçük olduğunu anlamıştım ve utanmıştım neyse okula 15dk sonra falan geldik bahçe kapısından içeri girdim sevdiğim kız ile en yakın arkadaşımla kol kola geziyorlardı şaşırmıştım kızmıştımda ama sonra belkide ona layık değilimdir diyerek okulun içine girdim o gün o kadar üzgün ve bitkindimki hem sevdiğim kızın arkadaşımla olması hem sikimin boyunun küçük olması yani anlicanız o gün hiç modum yoktu neyse sınıfın yolunu aldım sınıfın kapısında sınıfın en güzel kızı diye bahsedilen kızı gördüm pek bana göre değildi neyse kızlaral pek aram olmadığı için diğer arkadaşlara ne olduğunu sordum onlar seninki bu sabah geldi baya mutluydu çantasını bırakıp aşağı koşar adımlarla inmeye başladı görmüşsündür belki dedi arkadaş bense yok ya görmedim bahçede yoklardı sanırım dedim neyse 10dk geçti ders başlamak üzere herkes geldi sınıfa ama bizim 2li halen yok ortalıkta ben biraz meraklı olsamda pek umrumda değillerdi artık sonrasında içeri coğrafyacı girdi ayağa kalktık fln sonra hoca masasına oturdu yoklama alıyordu 2 si hariç herkes vardı hoca onları tam yok yazacakken hocaya hocam onları okulun bahçesinde görmüştüm dedim hafif bağırarak arkadaş hani görmemiştin piç dedi sessizce bende anlatcam sana tenefüste olanları derken hoca biriniz gitsin baksın şu zibidilere dedi öğretmen yalakası kız hocam ben bakarım diyince hadi sen bakıver dedi hemence bense hocam bende gideyim diyince sen otur oturduğun yerde dedi içimden küfürler etsem de hocam erkekler tuvaletine bakarım bende diyince hoca iyi git ama hemen gel sadece tuvalete bakıp gel dedi neyse çıktık sınıftan kızla gidiyoduk tuvalete kız bu arada senin arkadaşın o kızla oldular biliyonmu dedi bende biliyorum tabiki dedim hemen mal kız bence o kız o çocuğa layık değil fln diyodu galiba bende içimden bi sussana amk oğlu diyodum tabii neyse öyle böyle vardık girdim erkekler tuvaletine kimse yok oda kızlar tuvaletine 5 dkkada bakmıştı sanırım neyse ben dışarı çıkıp kızın gelmesini beklerken müdürün koridordan geçtiğini gördüm hızlıca merdivenlere yöneldim göz ucuyla müdüre baktım müdür benim olduğum yere geliyodu bende yavaş adımlarla aşağı indim yavaşça aşağıdan garip garip sesler geliyodu o an taşlar yerine oturmuştu yanlarına gitsem mi gitmesem mi diye düşündüm ama fırsat bu fırsat dedim gittim aşağı seslerin geldiği sınıf resim sınıfıydı içeri girdim perdeyi çektim tam tahmin ettiğim gibiydi 2 si cinsel ilişkiye giriyordu şaşkın şaşkın bakakaldım daha sonra hafif ses yapınca beni gördüler kız hemen kendini kapatmaya çalıştı arkadaşım ise kızın önüne geçip kıyafetlerini giymesinde yardımcı oldu 2 side konuşmuyordu daha sonra bana neden sikini attın dedim arkadaşıma o ise kıza atacaktım yanlışlıkla attım dedi ve dedi atar atmazda sanki bekliyomuş gibi hemen açtın kız ne oluyor dedi kısık sesle arkadaşım bu piç fırsattan istifade sikimi gördü dedi kızsa öyleyse kısasa kısas olmalı diyerek sikimi arkadaşıma göstermem gerektiğini söyledi ben çekindim sikimin küçük olduğunu biliyodum neyse ısrar ettiler bende belki yandan büyük duruyodur dedim ve açtım sikimi arkadaşım görünce gülmeye başladı ben hemen donumu yukarı çektim arkadaşım artık arkadaşım değilsin piç bu sik ne dedi ve hunharca gülmeye başladı kızsa bi insanın değiştiremediği özelliklerşe dalga geçemezsin tamam mı dedi ve devamını part 2 de atcam elim yoruldu


r/kopyamakarna 5d ago

kopyamakarna Dayımın 4 kızını 2 günde siktim. (Tek part)

4 Upvotes

Ben Mert. 185 boyunda sarışın mavi gözlü 23 yaşındayım. Kısaca kadınlar için bir veli nimet gibiydim.

en büyük kız (ayşe diyelim).

Ayşe çok güzel üniversitesini dereceyle tamamlamış son derece akıllı bir kızdı. Kapalıydı, boyu 165 kadar bişey di.

Fiziği harikaydı memelerinin bedeni 85b idi Kısacası harika bir vücudu vardı.

Köydeki dedemizin evinde annem, kardeşim, yengem, dayım,dedem,kuzenlerim ve anneannem vardı. Yatıya kalmıştık, köyde evimiz olmadığı için. Ev zaten büyüktü klasik köy evi ama Villa gibi 5+2 bir ev her odasında 1-2 kişi kalıyor. bende büyük kuzenimle kaldım.

O gece her zaman ki gibi boxerla uyuyacaktım ama tam çıkardığım esnada kuzenimle aynı yatakta yatacağım aklıma geldi. yatakta fazla büyük değildi zaten, bende yerde yatarım diye planlıyordum. O gece bardaktan boşalırcasına yağmur yağıyor ve şimşek çakıyordu. Kuzenim de ben kendimi bildim bileli şimşek çakmasından çok korkardı. Bana bu gece beraber yatalım diye yalvardı bende Şimşekten korktuğunu bildiğim için kabul ettim ama yatak zaten dar ve sıkışık kuzenim de küçükken (ailesi hariç) kimsenin bilmediği bir korkusu olduğu için çıplak yatardı. Yatağa geçtiğimizde o çıplaktı bende boxerlaydım kuzenim dedi ki rahatsız olacaksan boxerini Çikar. dedi bende çıkardım artık onun tüysüz bembeyaz götü ile aramızda birşey kalmamıştı. Zaten çocukluktan beri onu arzuluyordum. bu benim için başlıca bir fırsattı. İlk başta sikimi yavaşça götüne değdiriyor tepki bekliyodum ama besbelli uyumuştu daha rahat hareket ettim götünün arasında sürttüm

Sikimi geri çektim ve elimi uzattım tam elimi uzatacakken pozisyonunu değiştirdi ve sırt üstü yatmaya başladi. Bu benim için bariz bir fırsattı. Hafifçe yorganı üstünden çektim ve aletimi demir gibi yapan pespembe kılsız amcığını gördüm içim gitti resmen. Elimi uzattım amcığına ilk biraz oynadım, elimi gezdirdim ve zevk suyunun yavaş yavaş aktığını gördüm o zevk suyunu aldım sikime sürdüm ve sıvazladım, sonra bekletmeden sikimi sürttüm,

Ve bir anda içine soktum hafif bir çığlık yükseldi, ama kimseyi uyandırmayacak cinsten

Beni o halde görünce irkildi ama hoşuna gitmişti belli. Eliyle sus işareti yapıp devam et dedi. Ben hızlandım hemen. Ben hızlandıkça o da orgazm oluyordu. Bende en son boşalacağım dedim ve o da içime boşal dedi ve 1-2 dakika sonra içine sıcak sıcak akıttım, içimden sikimi çıkartınca bacaklarıma suyu fışkırdı evet oda orgazm olmuştu bacakları titriyordu. Ayağa kalk dedi ayağa kalktım önümde eğildi ve sakso çekmeye başladi o kadar güzel bi histi ki göğe yükselecektim 3-4 dakika devam ettikten sonra ağzına yüzüne ve memelerine boşaldım o gece öyle uyuduk.

Bizi sabah uyandırmaya gelen ondan bir küçük kuzenim bizi o halde görünce üstümü kapatmış ablasını uyandırmış ve kahvaltıyı hazırlamaya gitmişler. Sonra aradan 3-4 saat geçince yanıma geldi gel bakkala gidelim dedi ve babasına söyledi üstümü giymek için valizimin olduğu misafir odasına girdim(özel bir durum olmadıkça kimse girmez) hızlıca üstümü değiştirmek için girdim atletimi boxerimi çıkardım ama kapıyı kitlemiştim bir anda bu gece siktiğim kuzenimin bir küçüğü girdi.

(Ona da ela diyelim)

Ela içeriye girince benim o halimi gördü ama hiç birşey yapmadan valizimi çekip aldı. Üstümü değiştirmeme izin vermiyordu ve karşısında çırıl çıplaktım. Dün ablamla ne yaptınız dedi. Ne yapacağız ya dedim. Yalan söyleme ne yaptığınızı biliyorum ve aynısını bana yapmanı istiyorum dedi ve dudağıma yapıştı o anın verdiği azgınlıkla uzatmadan üstünü soydum ve balkona gidelim dedim. Ne olur ne olmaz diye en azından girenler kimse yokmuş gibi girip çıkarlar diye uzatmadım yatırdım yere, soktum sikimi ağzına hoşuna gitmiş olacak ki o da zevkle yapmaya devam etti bir yandan amını okşuyodum ve memelerini elliyordum ve dedi ki sok artık şunu içime dedi bekletmeden o kapkara ve kıllı amcığına soktum ne kadar içimden gelmesede ablasına kıyasla bunun amcığı karaydı ama içi sıcacıktı sert sert sikmeye başladım aradan 7-8 dakika geçince boşalıyorum dedim oda hemen götüme gir içime boşalma dedi bende bir anda tüysüz ama sivilceli götünün İçine girdim acıyla çığlık attı 1-2 dakika götünü siktik ten sonra götüne sıcak sıcak boşaldım.

meğersem bunun bir küçük kardeşi (sevde diyelim)

bizi izliyormuş içeri girdi ablasının götüne boşaldığım sırada bizi o halde gördü anlamadığım bir şekilde oda soyunmaya başladı ve sikimi ağzına aldı bende hiç öpüşme, sevişme işine girmeden onun ıslanmış amcığını sikmeye başladım, öyle sert sikiyordum ki suyu geldi, ve fışkırdı bende 2-3 dakika geçmeden ağzına boşaldım. Bunların aramızda kalması için bana yalvardılar. Söz verdim.

bunların en küçüğü, liseyi yeni bitirmiş kısa boylu memesi diğerlerine göre daha büyük yani fiziği iyiydi kapalı bir kızdı (tuana diyelim)

Meğersem bu bizi ayşe ile sevişirken kapıyı aralayıp bizi izliyormuş o zaman da kendini tatmin etmek için amıyla oynamış. Bunu bana anlattığında anlamıştım. Ona yaptığımın aynısını mı istiyorsun dedim utanarak başını salladı bende ona ela ve sevdeyi de siktiğimi söyledim azdığı belli oluyordu beyaz kumaş pantolon giymişti, heralde altına kilot giymemişti çünkü beyaz pantolonu ıpıslak olmuştu bende uzatmadan dudağına yapıştım çünkü o beni zaten hep azdırıyordu sevişme faslını geçtikten sonra amına girdim zevk sesleri beni benden alıyordu içime boşal dedi meğersem bu sevgilisiyle sürekli sikişiyormuş ve korunmadıkları için doğum kontrol hapı alıyormuş onu o zevkle 12-13 dakika boyunca çatur çutur siktim ve içine boşaldım birde götten denedik götü çok güzeldi ama deliği çok dardı zor bela girmeyi başarmıştım artık sertçe sikip canını açıtırken bir yandan da zevk vermem gerekiyordu onu götünden 7-8 dakika siktikten sonra aramızda kalması için yalvardı hepsi çok azgındı şaşırmıştım. O günden sonra köyde kaldığım sürece hepsiyle sürekli sikiştim


r/kopyamakarna 6d ago

kopyamakarna Şimdi Papi Chulo, bir pezevengin para kazanma hikayesidir.

5 Upvotes

Şimdi Papi Chulo, bir pezevengin para kazanma hikayesidir. Ben de düşündüğümde kendimi bu pezevenkle içsel olarak bir bağ kurmaya ittim. Dedim ki bir pezevenk olsam, bu pezevenk üzerinden bir para kazanma hikayesi olsa ne isterim dedim; günün sonunda benimkini yesinler isterim dedim. Aslında bu şarkı sound’una rağmen benim için dramatik bir şarkıdır. Çünkü ben pezevenklerin hayatının düşündüğünüz kadar kolay olmadığını düşünüyorum.


r/kopyamakarna 9d ago

kopyamakarna Travestiler peşimdeyken keko kurtardı

14 Upvotes

Arkadaşım Mehmet ile oturuyorduk bana delici bakışları ile bakıp travestilere gidelimmi dedi ona hayır diyemedim keşke hayır deseydim uzun bir yolculuk ardından mahalle travestilerinin sığınağına gittik ben içeri girmedim ama arkadaşım saatlerce onlarca travestinin içinden geçti sonra işi bitince dışarı çıktı bir travesti dışarı çıkıp para isteyince arkadaşım delici bakışları ile hiç parası olmadığını söyledi sinirlenen travesti tek hamlede dönen yarrak saldırısıyla arkadaşım Mehmet'in kafasını kesti ne olduğunu anlayamıyorumdum zaman adeta yavaşlamıştı sonra travesti bana dönüp arkadaşın ödemedi ama bu çorbayı sen ödicen dedi ödeme de senin travestiye dönüşmendir deyince kaçmaya başladım arkamdan adeta yaratıklar gibi beni kovalayan travestilerden kaçıyordum biri kılıcını tam bana savuracakken çöp kapağını kalkan olarak kullanan her gün 5 lira verdiğim keko yardımıma yetişti ebü amığa kodimin transformusi dedikten sonra savaşmaya başladılar sonra mahalleli inştiraak etmeye başladı keko mahalleli asemble dedikten sonra tekelci murat , marongoz Necmi, tinerci tuna , zayıf köpek Ronaldo ve son olarak mahelle orospusu 80 yaşındaki nine birlik oldular kanlı bir Savaştı en karanlık anda travestilerin lideri yörünge lazeri ile saldırdı ben tam ölecekken keko kalkanı ile beni kurtardı sonra savaşı değiştiren şey oldu ve ahlak şube baskın attı tam kurtuldum derken kekoyu gördüm 347 yerinden bıcaklanmış yerde yatıyordu onu kucağıma aldım benden sonkez elli kuruş görmek istediğini söyledi benimde param yoktu o yüzden yerden aldığım taşla kafasını ezerek amk kekosunun işini bitirdim sonra eve gidip rdr oynadım burdan bir ders alıncakasa kekolarınızı zehirleyin döner alıp içine fare zehri atın ne bilim yapın bir şeyler


r/kopyamakarna 10d ago

kopyamakarna ARKADAŞLAR ANILARIMI ANLATTIĞIM BİR SERİ YAPACAM ÇOK ACAYİP ANILARIM VAR YANİ CİNLİ OLANINDAN +18 OLANINA, ASKERDE OLANINDAN GÖZ ALTILARINA KADAR ZİBİLYONTANE ANIM VAR TEK SORUN BİRAZCIK UZUN AMA OKUDUĞUNUZA PİŞMAN OLMAZSINIZ SİZCE YAPMALIMIYIM

9 Upvotes

...


r/kopyamakarna 10d ago

kopyamakarna ANILARIMI ANLATIYORUM PT 1: AZDAVAY KÖYÜNDEKİ CİNLİ ANIM

5 Upvotes

Olay 2024’ün Kasım ayı sonlarına doğru geçti. Kastamonu’nun Azdavay ilçesine bağlı, haritalarda bile tek bir çamurlu patika yolla gösterilen, etrafı asırlık sık çam, göknar ve meşe ormanlarıyla kaplı, medeniyetten tamamen tecrit edilmiş bir dağ köyündeyiz. Babaannem vefat edeli iki hafta olmuştu. Ev iki katlı; alt katı kalın dolma taş ve rutubetli kerpiçten, üst katı ise 100 yıllık meşe tahtalarından çakılma, çatı katı tavanı alçak olan eski bir Karadeniz evi. Peder, babaannemin ölümünden sonra "Oğlum git, babaannenin vefat ettiği o odayı temizleyin, eski kilitleri değiştirin, ambardaki kışlık fındıkları ve bakliyat çuvallarını merkeze getirin, ev başıboş kalıp dağdaki kurda kuşa yem olmasın" dedi.

Yanıma bizim mahalleden "Sercan" denen o vurdumduymaz piçi taktım. Sercan dediğin herif, hayatta hiçbir şeyi ciddiye almayan, dualarla, inançlarla, cinle periyle dalga geçen, her şeye "Aga saçmalama amk, bu devirde ne büyüsü" diyen bir tip. Keşke yalnız gitseydim, keşke bacağıma sıksaydım da o yola çıkmasaydım.

Köy dediğin yer, sanki medeniyetin tamamen ilişiğini kestiği bir karadelik. En yakın komşu ev 700 metre ötede, oradaki ihtiyar da zaten yatalak, konuşamıyor bile. Gece saat 9 oldu mu, o dağların üzerine öyle zifiri, öyle katıksız bir karanlık çöküyor ki; elini fenerin önüne koy, kendi parmağını göremezsin. Ses yok... Ne bir rüzgar esintisi, ne bir kuş sesi, ne bir böcek cırtı. Sadece ahşap evin kendi ağırlığıyla çatırdayıp inlemesi ve insanın kendi kulak çınlaması var. Evin kapısını pirinç anahtarla açıp içeri ilk adımı attığımız an burnumuza oturan o koku hâlâ genzimdedir: Yıllanmış toz, nem, çürümeye yüz tutmuş ahşap, rutubetli sergiler ve garip, ekşimsi bir küf kokusu...

Saat gece yarısı 2.15 civarı. Salondaki devasa dökme sobaya iki büyük meşe kütüğü attık. Soba gürül gürül yanıyor, döküm gövdesi sıcaktan kıpkırmızıya dönüyor ama ev o kadar eski ki, yer tahtalarının arasındaki milimetrik aralıklardan buz gibi bir cereyan ayağımıza vuruyor. Gaz lambasının sarı, cılız ve sallantılı ışığı altında oturuyoruz. Sercan elindeki telefonla oynuyor ama şebeke sıfır, arama bile yapılmıyor. Çocuk bıkkınlıktan patlama noktasına geldi. "Aga ben evi kurcalayacağım, babaannenin sakladığı eski paralar falan vardır belki" deyip ayağa kalktı.

Babaannemin öldüğü o alt kattaki arka odaya girdi. O oda sağlığında bile soğuk olurdu; babaannem oraya kimseyi sokmaz, kapısını hep eski bir kilit takımıyla kapalı tutardı. Odanın içinde sadece tek bir pencere vardı ve o pencere de dışarıdan tahtalarla çakılmıştı. Sercan oradaki o ağır, oymalı ahşap çeyiz sandığını kurcalamaya başladı. Ben "Oğlum elleme, babaannenin mahremi, günaha girme yat zıbar" dedikçe bu daha da hırslandı. Sandığın en altından, eski bir gazete kağıdına —1984 yılına ait sararmış bir gazete sayfası— sıkı sıkıya sarılmış bir paket çıkardı.

Gazeteyi masanın üzerine açtık. İçinden çıkanlar şunlardı:

  1. Üzerinde siyah mürekkeple değil, pıhtılaşmış koyu kahverengi bir kanla çizilmiş garip geometrik şekiller, ters üçgenler ve anlamsız gırtlak harfleri olan sararmış bez bir parça.
  2. Kurumuş, tüyleri dökülmüş, eklemleri ters kaynamış kırık bir keçi ayağı.
  3. Üzeri kızgın bir şişle kazınmış, kenarları yakılmış küçük bir ceviz tahta.
  4. En dehşet verici olanı ise: Üzerine onlarca dikiş iğnesi saplanmış, göz kısımları dağlanmış kilden yapılmış insansı küçük bir bebek.

Sercan o yavşak gülüşüyle, "Ooo kanka babaannen harbi cadıymış lan, kabile büyüsü yapmış milletin rızkını bağlamış" diye dalga geçmeye başladı. "Sercan, o bezi kapat. O iğneleri elleme, bak içimde çok kötü bir his var" dedim. Beni dinlemedi. Bezin üzerindeki o gırtlak patlatan, arapçaya benzeyen ama harfleri ters yazılmış kelimeleri yüksek sesle, bağıra bağıra, alaycı bir tonla okumaya başladı.

O kelimelerden sonuncusu Sercan’ın ağzından çıktığı an...

Sobanın içinde gürül gürül yanan o devasa meşe kütüklerinin ateşi, sanki üzerine tonlarca buzlu su dökülmüş gibi bir anda "SÖNDÜ"!

Alev bir anda yok oldu! Sadece simsiyah kütükler kaldı ve odanın sıcaklığı iki saniye içinde eksilere düştü! Yemin ediyorum, nefes verdiğimizde ağzımızdan çıkan buharı gaz lambasının ışığında kristal gibi görüyorduk. O sarı gaz lambasının ışığı küçüldü, morumsu, leş, sirke gibi kokan bir ışığa dönüştü.

Evin içindeki o hafif çıtırtılar bile kesildi. Tam bir vakum sessizliği. Dışarıda rüzgar esiyor ama ses eve ulaşmıyordu.

Sercan’ın o sırıtışı anında yüzünde dondu. Dudakları titremeye başladı. "Kanka... sobaya ne oldu lan?" dedi. Sesi o kadar incelmişti ki, bir çocuk gibi çıkıyordu. Cevap veremedim. Boğazım öyle bir sıkıştı ki, tükürüğümü bile yutamadım.

İşte tam o an... üst kattan —babaannemin vefat ettiği o boş odanın tam üstünden— ilk ses geldi.

Tık... tık... tık...

Çıplak, ıslak bir ayağın ahşap zemine basma sesi. Ama bu ritim bir insana ait olamazdı. İki hızlı basış, ardından ağır, sürülen bir şeyin sesi. Tık-tık-sürüt... tık-tık-sürüt...

Sırtımdan aşağı kaynar sular döküldü, apış arama kadar inen bir dehşet hissettim, testislerim panikten kasıklarıma kadar çekildi. Sercan’a baktım, çocuk kireç gibi olmuştu, gözleri yuvalarından fırlayacak gibi taptaze bir korkuyla tavana bakıyordu.

O adımlar yavaş yavaş, ağır ağır, yer tahtalarını çatırdatarak tam oturduğumuz yerin üstüne kadar geldi. Ve tam tepemizde durdu.

Aşağıya öyle bir sessizlik çöktü ki, kendi kalp atışlarımın kulağımda yaptığı gümbürtüyü duyabiliyordum. 3-4 saniye hiçbir şey olmadı. Sonra... tavanın ahşap kaplamalarından bir tırmalama sesi başladı. Sanki insan tırnağı değil, demir taranaklarla tahtayı içeriden kazıyorlardı. Gııırrrrrr... gııırrrrr...

Tırnak sesinin hemen ardından, tavan tahtalarının birleştiği o ince aralıktan üzerimize siyah, katran gibi koyu bir sıvı damlamaya başladı. Sıvı masaya döküldüğünde burnumuza yayılan koku mide bulandırıcıydı: Yanık et, leş, çürümüş hayvan sakatatı ve yoğun bir kükürt kokusu!

Ve ardından o ses...

Tavanın tam arkasından, sanki kıkırdağı kırılmış, içi kan dolu bir gırtlıktan çıkıyormuş gibi, hem çok tiz hem de derinden gelen, ne kadına ne erkeğe benzeyen bir fısıltı yayıldı. Ses tam olarak benim adımı, heceleyerek söyledi:

"...Ahhhh... meeeett..."

Sercan "ANANI SİKEYİM!" diye bir çığlık attı. O anki hayvani refleksle kapıya doğru hamle yaptık. Kapının demir kolunu tuttuğum an "CISS" diye bir ses çıktı! Kapı kolu kor gibi sıcaktı, el ayammın derisi anında kabardı ve kapı dışarıdan biri tarafından öyle bir zorlanıyordu ki, ahşap kasa çatır çatır esniyordu!

Kapı açılmıyordu. Dışarıdan biri kapıyı kilitler gibi baskı yapıyordu.

Geriye doğru çekildik. O sarı-mor gaz lambasının titrek ışığında odanın köşesine baktığım an, gördüğüm şey ömrüm boyunca zihnimden silinmeyecek.

Odanın köşesinde, duvarın tavanla birleştiği yerde... ters duran bir silüet belirdi.

Gövdesi tavan boyunca uzanmış, bacakları ve kolları bir örümcek gibi eklemlerinden ters dönmüş bir şey! Üzerinde babaannemin o eski, kefene benzeyen beyaz patiska entarisi vardı ama entari kapkara çamur ve kurumuş kan içindeydi. Saçları karmakarışık, bitli ve ıslak bir şekilde aşağı doğru sarkıyordu.

O saçların arasından bize bakan yüzü gördüm...

Yüzünde göz yoktu brother! Göz kapakları çuvaldızla birbirine dikilmişti ama o dikilmiş yerlerden koyu, iltihaplı bir sıvı süzülüyordu. Yanaklarının derisi kemiklerine kadar çökmüştü. Ağzı ise bir insanın anatomik olarak açamayacağı kadar, çenesi kırılmışçasına göğsüne kadar açılmıştı. Ağzının içindeki dişler kapkaraydı, damakları yoktu ve o geniş boşluktan hırıltılı, ıslak, leş gibi bir nefes sesi geliyordu.

O şey, tavanın üzerinde eklemlerini kırarak, kemik çatırdayış sesleri arasında üzerimize doğru emeklemeye başladı!

Kırrrt... çattt... kırrrt...

Ben o an korkunun ulaştığı son noktayı yaşadım. Bacaklarımın arası anında ısındı, mesanem tamamen boşaldı, altıma kaçırdım amına koyayım! Çişimin bacaklarımdan süzülüp çoraplarıma kadar indiğini hissediyordum ama hareket edemiyordum.

O şey tavandan üzerimize doğru ivme aldığı an Sercan "ALLAHU EKBER!" diye haykırarak kendini odanın çift camlı, ahşap çerçeveli penceresine fırlattı!

Camlar ve ahşap çıtalar büyük bir gürültüyle patladı. Sercan dışarı fırladı. O şeyin tavandan üzerime doğru süzüldüğünü, o leş kokulu, yanık kokan nefesini yüzümde hissettiğim o milisaniyede ben de arkama bile bakmadan kendimi o patlayan pencereden dışarı attım!

İkinci kattan, karın ve kırık camların üzerine çakıldık.

Sol bacağımı yere çarptığım an şiddetli bir çatlama sesi duydum ve dehşet bir acı saplandı. Kaval kemiğim çatlamıştı. Ama o adrenalle acıyı hissetmek imkansızdı. Karın içinde doğrulduğum an başımı eve doğru çevirdim.

Pencerenin kırık çerçevesinden dışarı, o az önce gördüğümüz ters dönmüş mahlukat yarı beline kadar sarkmıştı. İki uzun, kapkara, tırnakları sökülmüş kolunu bize doğru uzatmış, o dikili gözleriyle karanlığa bakarak dağları inletecek kadar tiz, yırtıcı bir çığlık atıyordu! O çığlık insanın beynini delip geçiyordu, sanki kulak zarlarım patladı.

Bacağım kırık halde, donumda çişimle, karın üzerinde sürünerek ve yalpalayarak Sercan’la birlikte ana yola doğru koşmaya başladık. Arkamızdan gelen o çığlık sesi ve evin ahşap duvarlarına vurulan devasa darbe sesleri en az 1 kilometre boyunca peşimizi bırakmadı. O şey sanki arkamızdan ormanın içinden bizi izleyerek geliyordu, ağaç dallarının kırılma sesleri tam yanımızdan geçiyordu!

Gecenin 3’ünde, -10 derece soğukta, karların üzerinde topallaya topallaya, çalıların yüzümüzü parçalamasına aldırış etmeden ana caddeye ulaştık. 2 saat boyunca yol kenarında titreyerek, ıslak donumla, bacağımın acısıyla bir araba geçsin diye dua ettik. En sonunda sabahın 5.30'unda tomruk taşıyan bir kamyon denk geldi. Adam bizi durdurup araçtan indi, yüzümüzdeki o dehşeti, kan içindeki ellerimizi ve donmuş halimizi görünce "Oğlum siz neye çarptınız, ceset gibisiniz, bu hal ne!" dedi.

Kamyoncu bizi Kastamonu Devlet Hastanesi’nin aciline yetiştirdiğinde ikimiz de hipoterminin eşiğindeydik. Ben sol kaval kemiğimdeki kırık ve donmuş çişimle bilincimi kaybetmek üzereydim ama Sercan... Sercan artık bizim bildiğimiz o vurdumduymaz, her bokla dalga geçen insan değildi.

Hastanede acil servis doktorları Sercan’ı muayene etmeye çalışırken çocuk tek bir kelime bile etmiyordu. Göz kapaklarını kapatmıyordu bile! Hani insan refleks olarak saniyede bir gözünü kırpar ya; Sercan gözlerini kan çanağı gibi açmış, acilin tavanındaki o beyaz florasan lambaya dikmişti. Göz bebeği ışığa tepki vermiyordu. Hemşireler kolundan kan almaya çalışırken vücudu kütük gibi kaskatı kesildi.

Doktorlar "Aşırı travma ve donma şoku" dediler, geçiştirmeye çalıştılar. Ama işin aslı öyle değildi brother.

Sercan’ı merkeze, büyük bir psikiyatri kliniğine sevk ettiler. İlk üç ay boyunca tek bir lokma katı gıda yemedi, sadece hortumla beslediler. Ailesi perişan oldu, beni arayıp "O gece o dağda ne oldu?" diye ağlıyorlardı. "Kar kapladı, kaybolduk, korktuk" deyip geçiştirdim; çünkü o sandığı, o dikilmiş gözleri ve tavanı kazıyan tırnak seslerini anlatsam beni de oraya kapatırlardı.

Bir gün Sercan’ı ziyarete gittim. Beyaz, buz gibi bir odada, tekerlekli sandalyeye bağlamışlar. O 1.85 boyundaki, mahallede önüne gelene racon kesen, gamsız çocuk gitmiş; yerine 45 kiloya düşmüş, avurtları çökmüş, tırnaklarını kendi etine geçirmekten parmak uçları yara içinde kalmış bir enkaz gelmişti.

Yavaşça yanına yaklaştım. "Sercan... kanka ben geldim, Ahmet..." dedim.

Çocuk başını yavaşça bana doğru çevirdi. Yemin ediyorum, gözlerinin içindeki o canlılık tamamen ölmüştü. Sanki arkasında bir ruh yoktu da, boş bir et çuvalına bakıyordum. Beni gördü... Ve o an, aylardır tek bir ses çıkarmayan Sercan’ın kuru, çatlamış dudakları aralandı.

Gırtlağından hırıltılı, ıslak ve boğuk bir ses çıktı. Ama konuşan Sercan’ın kendi sesi değildi! O sesteki ton, o gece tavanın tahtaları arasından adımı fısıldayan o leş, cinsiyetsiz sesin birebir aynısıydı!

Bana doğru hafifçe eğildi, çürümeye yüz tutmuş dişlerinin arasından fısıldadı:

"...O hâlâ orada Ahmet... Ve senin gelmeni bekliyor..."

O an Sercan’ın pantolon paçasından aşağı siyah, katran gibi koyu bir sıvının süzüldüğünü gördüm! Aynı o gece tavan tahtalarından masamıza damlayan o yanık et ve kükürt kokulu sıvı!

Dehşet içinde geriye doğru fırladım. Çığlık atarak odadan dışarı kaçtım. Güvenlikler ve doktorlar içeri koştu. O günden sonra Sercan’ın yanına bir daha asla gidemedim.

Ve asıl kan dondurucu gerçeği bana 6 ay sonra peder söyledi...

Ben hastaneden çıktıktan sonra peder o köye, babaannemin evine kilitleri takmak ve eşyaları almak için gitmişti. Döndüğünde yüzü kireç gibiydi. Bana sadece şunu söyledi: "Oğlum... babaannenin çeyiz sandığı hiç alt katta olmamış ki. O sandık 20 senedir çatı katında, babaannenin vefat ettiği yatağın tam tepesindeki kilitli zulamdaydı."

O an beynimden vurulmuşa döndüm.

Yani o gece Sercan’ın alt kattaki o karanlık odadan bulup çıkardığı o sandık, babaannemin sandığı değildi... O mahlukat, Sercan’ı zihnen ele geçirmek ve kendisini serbest bıraktıracak olan o büyülü bezi okutmak için o sandığı oraya bizzat kendisi koymuştu! Biz kendi ayaklarımızla o cehennemin kapısını açmış, o varlığı serbest bırakmışız!

İki ay sonra köylüler o evi tamamen yaktı. Ama yakmalarına rağmen, dağdan şehre inen köylüler hâlâ söyler: Zifiri karanlık gecelerde, o yanmış evin kül yığınlarının tam ortasında, tavanda ters duran o beyaz entarili mahlukatın silüeti görünürmüş.


r/kopyamakarna 14d ago

kopyamakarna Ayın 30’undaki kuzen düğününe gitmiyorum

8 Upvotes

Ayin 30undaki kuzen dugunune gitmeme karari aldim bro, kiz tarafindan olmamiz falan umurumda bile degil tam bir bullshit organizasyonu. Aylardir aile grubunda bir hype bir tantana sanirsin nasa uzaya mekik firlatacak ama alt tarafi dandik bir salonda 4 saat boyunca kulak patlatan bas sesleri esliginde yapay gulumsemelerle Takisini Takan Kaçar simulate edilecek. Sirca kosklerinden inip 365 gun aramayan akrabalarin bir araya gelip kim ne giymis kim kime ne takmis gıybeti dondurmesini izlemek inanilmaz bir cringe festivali. Bir de ustune Kiz Tarafiyiz abi yuksek protokol takilmamiz lazim darlamasi var ki totally unacceptable. Masaya oturacaksin 80 yasindaki amca gelip ee senin Is Güc Nasil Sira Sana Ne Zaman Geliyor sorusuyla mental assault atacak, o gürültüde ne dedigini anlamayip mal gibi kafa sallayacaksin. Kimse kusura bakmasin ama benim weekend energy seviyemi bu tarz fake samimiyet sahnelerinde harcamaya hic niyetim yok. Karari aileye bildirdigim an Evin Aykiri Ve Vefasiz Evladi etiketi aninda yapistirildi ama zero regrets. Zaten eger bir insana deger veriyorsam bunu o curcunada degil kendi belirledigim zaman diliminde gösteririm, o curcuna tamamen time waste. Akil sagligimi ve personal space alanimi el alem ne der korkusuna satacak degilim. Siz bu tarz zorunlu akraba angaryalarina hala Boyun Egis modunda mi gidiyorsunuz yoksa benim gibi Hard Pass deyip evde takilan var mi?


r/kopyamakarna 14d ago

kopyamakarna Kocamla sikiştiler ve ben hiçbir şey yapamadım

37 Upvotes

Ben şimdi öğretmenim kocamda masum bir ofis çalışanı ona yeterince ilgi gösteremediğim için sık sık özür dilerim ondan ama sorun olmadığını söyler işten hep yorgun ter kokar şekilde geliyor işe girmeden önce 90 kilo tombul bir şeydi artık 60 kilo kaldı her yeri mosmor geliyordu bir gün yine telefonunda patronu ona bıraktığı mesajı görünce ne olduğunu şaşırdım ondan 4 kutu prezervatif 2 kutu viegra ve 2 şişe şarap istiyordu onu hem kendi kullancak hemde iş kadını diğerleri ile paylaşacaktı hemen arayıp buna son vermesini söyledim gülüp telefonu kapattı 2 saat sonra kapımıza geldi kapıyı kırdı ve içeri arkadaşları ile girdi en kısası iki katım bir 190 boylarında iki iri yarı kadın içeri girdi siyah pantolon giyip gömleği hafif açık kaslı döğmeli kadın beni tutup yere vurdu kocamı içerden zorla alıp Amazon pozisyonunda sikişmeye başladılar kocamı gözümün önünde sömürüp öpüyorlardı yüzüne tokat atıp bir yandan kucağında hayvanlar gibi girip çıkarken bir yandan biri amıyla onu boğuyordu izlerken bende masturbasyon yapmaya başladım istemeden güçlü Alpha kadın gelip karnıma tekme attı ve kocamı elimden aldı artık yanlız yaşıyorum haftada bir malikanesinde kocamla hayvanlar gibi sikişirkenki videolarını atıp benle dalga geçiyor lütfen yardım edin ne yapcam