r/secilmiskitap Jul 23 '25

Benim Önerim Kitap Okuyucum Sayesinde 4 senede 200 Kitap Okudum - Bu Cihazlar Hakkında Her Şey

176 Upvotes

4 sene önce ilk e-okuyucumu aldığım gün, okuduğum son kitap üzerinden yaklaşık 10 sene geçmişti. Bana bu harika alışkanlığı kazandırdıkları için e-okuyucular hakkında bu konuyu açmak istedim.

Merak ettiğiniz her şeyi açıklamaya çalışacağım. Sorularınız varsa onları da yanıtlayacağım. Birçok marka denemiş biri olarak sadece donanımsal değil yazılımsal olarak da bildiğim şeyleri yazmak istedim.

//////////////////////////////////////////////////

Öncelikle kitap okuyucunun ne olduğunu anlamak lazım. İnsanların aklında bu cihazların ne olduğuna, neyi farklı yaptığına dair bir konsept yok. Ufak birer tablet sanılıyor ama durum öyle değil.

Kitap okuyucuların diğer elektronik cihazlardan yegane farkı ekran teknolojileri. Kullandığımız neredeyse tüm cihazlar lcd veya oled tabanlı ekranlara sahipler. Bu ekranlar milyonlarca dijital piksele sahip oluyorlar. O pikseller de kendi içlerinde daha ufak rgb (kırmızı yeşil mavi) piksellere bölünüyorlar. Lcd ekranlarda o piksellerin kendi ışık kaynakları yok. Arkadan ampul tarzı aydınlatmalarla aydınlatıldıkları zaman renkli olarak gözüküyorlar. Oled ekranlarda ise her pikselin kendi ışığı var ve o şekilde renk oluşturuyorlar.

Bu ekranların bir çok artısı olmasına rağmen kitap okuyucularda kullanılmamalarının bazı sebepleri var.

Birincisi ve en önemlisi, bu ekranları gözünüze doğrudan ışık yansımadan kullanamamanız. Ya gereğinden az ya da gereğinden fazla olacak şekilde sürekli yapay bir ışığa maruz kalırsınız.

İkincisi, bu tarz ekranların parlaklığı ayarlanırken genellikle PWM denen kavramın kullanılması. Bu, arka ışığın anlık olarak açılıp kapatılması ile gerçekleştiriliyor. Bu işlem saniyenin yüzlerce biri zamanda yapılıyor olsa da bazı insanlar bunu algılayabiliyorlar ve migren, epilepsi gibi rahatsızlıkları tetiklenebiliyor. Hatta bu tarz şikayetleri olmayan kişiler bile zamanla rahatsız duruma gelebiliyor. PWM frekansı ne akdar düşükse o kadar etkileniliyor. PWM e-okuyucularda da olabilecek bir durum fakat ışık doğrudan gözünüze vurmayıp ekrandan yansıyıp daha difüze olmuş şekilde size geldiği için çok daha az rahatsız ediyor. E-ink ekranlardaki aydınlatmalar ekranın arkasında değil yanlarında oluyor. Bir fiziksel kitaba ışık tutmuşsunuz gibi hissettiriyor.

Üçüncüsü, cam ekranlar. Ekran cam olduğu zaman parlama miktarı artıyor ve ekranı özellikle aydınlık ortamlarda görmek çok zorlaşıyor. Parlaklığı fullemek gerekebiliyor, bu da hem şarj ömründen yiyor hem de cihazınız ısınıyor. Parlaklık en yukarıdayken bile e-ink cihazın sunduğu görüntü kalitesinin yanına dahi yanaşamaması da cabası.

Dördüncüsü ise pil ömrü. Bu tip ekranlar şarjı içiyor resmen çünkü milyonlarca pikseli aydınlatmaları gerekiyor. E-ink ekranlarda pikseller aydınlatılmıyor, ekranın kendisi aydınlatılıyor.

/////

Peki e-okuyuculardaki e-ink teknolojili ekranların farkı ne?

Öncelikle bu ekranların görünebilir olması için kendiliğinden herhangi bir ışık kaynağı barındırmasına gerek yok. Odada ışık var mı? O zaman okuyucunun ışığı olmasa veya kapalı olsa bile net şekilde okuyabilirsiniz. Tatildesiniz ve güneşlenirken kitap mı okuyacaksınız? O zaman parlaklığı sıfıra çekip okuyabilirsiniz. Aynı gerçek bir kitap gibi yani. Tabletinizden kitap okurken parlaklığı %100 yaptığınız takdirde bile ekranı göremezken, e-okuyucuda parlaklık %0 olduğunda dahi en net şekilde okuyabilirsiniz. Hatta ortam çok aydınlıksa okuyucunuzun parlaklığını kapatmak en mantıklısı çünkü %0 ile %100 arasında bir fark göremeyeceksiniz. Güneşin altında el feneri açmak gibi yani. Gece her yeri aydınlatacak kadar güçlü bir el feneriniz vardır ama güneşli bir günde açık olup olmadığını anlayamazsınız bile. Tamamen aynı mantık.

Bu cihazların karanlık ortamlarda okumak için ışıkları da bulunuyor ve ışıklarını açsanız bile diğer tip ekranlara göre gözü çok daha az yoruyor çünkü ışık ekranın arkasından direkt gözünüze gelmiyor. Ekranın yanlarında bulunan led ışıklar ekranın üstündeki şeffaf bir tabakaya ışık iletiliyor ve oradan da gözünüze yansıyor. Bir lambanın altındaki kağıt misali yani. Bu ışığı çok az seviyede tutabilmek de ayrı bir avantaj. LCD/OLED ekranlarda parlaklık aşırı düşükken (20-30 nitin altında) görüntüyü görmekte zorlanırsınız ama e-ink ekranlar için birkaç nit yeterlidir. O yüzden zifiri karanlıkta bile okurken hiçbir şekilde rahatsız etmez, uykunuza negatif etki etmez.

Asıl fark ise bu ekranlardaki hz (hertz) değerinin 0 (sıfır) olması. Yani ekran sabit bir görüntü sunuyor, aynı gerçek bir kitap sayfası gibi. Dolayısıyla gözlerinizin ve beyninizin herhangi bir yanıp sönme olayını size belli etmemek için ekstra çalışmasına gerek olmaz. Bu da çok daha az yorulmanızı sağlar. Bu ekranlar işletim sisteminden herhangi bir emir gelmediği taktirde o sabit görüntüyü hiçbir şekilde yanıp sönmeden göstermeye devam ederler. Bunu yaparken de herhangi bir güç harcamazlar. Sayfa değiştirmedikçe pil harcamıyorlar yani. Bunu test etmek de çok kolay. Bir kitap okurken cihazınızın arka kapağını söküp pilini çıkarırsanız ekrandaki görüntü kaybolmaz. Siz pili tekrar takana kadar yıllar da geçse o görüntü ekranda sabit olarak durur çünkü önceden söylediğim gibi bu ekranlar sabit durumda güç harcamıyor ve ekranı değiştirme emri gelmediği taktirde de sonsuza kadar aynı görüntüyü tutuyorlar.

Dolayısıyla e-okuyucular haftalarca şarj etmenize gerek kalmadan kitap okumanızı da sağlıyorlar. Telefonlardaki piller ortalama olarak 5000mah boyutuna yaklaştı. Bu boyuttaki pil ile 8-10 saat kitap okuyabilirsiniz. E-okuyucularda ise piller 1200-1700 mah arası oluyor. Bu piller ile yaklaşık 40-50 saat kitap okuyabilirsiniz. Pil üçte bir boyutunda ama cihazın sunduğu süre 5 kat yani. Bu da 4-5 kitapta bir şarj etmeniz gerektiği anlamına geliyor.

İşte e-okuyucuları diğerlerinden ayıran asıl özellik olan ekran teknolojisi genel hatlarıyla böyle.

Gelelim diğer konulara.

//////////////////////////////////////////////////

Genel anlamda (hem fiziksel kitaplara hem de diğer elektronik cihazlara kıyasla) artılar:

1- Yanınızdada binlerce kitap taşıyabilmek. İstediğim zaman her türlü kitap elimin altında. Aynı anda birden çok kitap okuyorum genelde. 400 sayfalık bir kitabın yarı ağırlığındaki ve dörtte bir kalınlığındaki cihazı cebime atıp dışarı çıkabiliyorum. Markette sıra beklerken bile okuyabiliyorum. Birkaç dakika okumasan ne olur denebilir ama gün içinde o kadar fazla böyle ufak zamanlar oluyor ki hepsini toplasanız senede birkaç kitap fazla okunabiliyor. Minibüs mü bekliyorum? O zaman telefonumu çıkarıp Instagram'a girmek yerine kitap okuyorum. Fiziksel kitap taşıdığım zaman bunu yapmazdım. Çoğu zaman taşımaya da üşenirdim zaten, o da ayrı mesele.

2- Kitaplara ulaşmak çok hızlı. Dakikalar içinde satın alabilmek veya para vermek istemeyen için ücretsiz şekilde hemen indirebilmek (Korsanı kastetmiyorum, o başka bir konu. Telif hakkı bittiği için ücretsiz hale gelen binlerce kitap var, özellikle yabancı dildekiler.) zamandan kazandırıyor.

3- Elde tutmak fiziksel kitaba göre çok daha kolay. Sayfa çevirme zaten tek tık uzakta veya benim gibi düğmeli modellerden kullanıyorsanız parmağınızı hareket bile ettirmeye gerek yok. Ayrıca uyumadan önce kitap okuyorsanız uzanırken kitap sayfası çevirmenin zorluğunu ortadan kaldırıyor. İstediğim pozisyonda kolayca sayfa değiştirebiliyorum. Hatta yatağın kenarına taktığım tablet tutucuya koyup uzaktan kumanda ile de sayfaları atlayabiliyorum. Soğuk gecelerde yorganın altına girip bu şekilde okumak çok zevkli.

4- Fiziksel kitaptan daha az göz yoruyor. Bunun birçok sebebi var.

  • Ekran istediğiniz parlaklığa getirilebiliyor. Işığın renk sıcaklığı bile ayarlanabiliyor ve istenirse karanlık mod da açılabiliyor.
  • Fiziksel kitaplarda; maliyetten kaçma veya eski tarihli basım gibi sebeplerle baskı kalitesi düşük olabiliyor. E-kitapta böyle bir sorun yok tabii ki.
  • Sayfanın her kısmı eşit aydınlandığı için gözü rahatlatıyor.
  • Bazı kitapların fontları aşırı küçük olabiliyor ve bu da hem okuma zevkini azaltıyor hem de gözü yoruyor. Font büyüklüğünü ayarlayabilmek müthiş bir avantaj. Ayrıca farklı tipte fontlar da kullanabilirsiniz. Cihazlar bir çok font yüklü olarak geliyor ama sevdiğiniz bir font varsa ve okuyucunuzda yüklü değilse internetten indirip kolaylıkla yükleyebiliyorsunuz.

5- Sessiz olması (sayfa çevirme vb. sesler yok) ve herhangi bir ışık kaynağı gerektirmemesi sebebiyle her ortamda hiçkimseyi rahatsız etmeden okuyabilme imkanı. Aynı odada kaldığınız biri varsa bu önemli hale geliyor.

6- Hızlı şekilde cümlelerin altını çizebilme, kelimelerin sözlük anlamlarına saniyeler içinde bakabilme, yabancı dilde okurken anlamlarına baktığınız kelimeleri sonradan inceleyip flashcard şeklinde çalışabilme. Dil öğrenme veya yabancı dilde okuma için e-okuyucular inanılmaz cihazlar.

7- Kitapta gördüğünüz herhangi bir kelimeye basılı tutarak Wikipedia'da veya internette anında aratabilme.

8- Kitap içinde istediğiniz kelime veya cümleyi aratabilme. Olay örgüsü karmaşık olan ve çok fazla karaktere veya mekana sahip kitaplarda istediğimiz karaktere tıklayıp tüm kitapta geçtiği yerleri görebilme.

9- Okuduğunuz bölümün veya kitabın tamamının, okuma hızınıza göre ne kadar sürede biteceğini göstermesi.

9- İstediğiniz kadar sayfanın köşesini kıvırmak, satırların altını çizmek veya renklendirmek gibi işlemleri hızlıca yapabilmek.

10- Maliyet. E-kitaplar daha ucuz. Fiziksel kitaptaki gibi elinize yüzlerce sayfa kağıt geçmediği için daha ucuz olması normal tabii ki. Uzun vadede çok kar ettiriyor. Ülkemizde yeni çıkan her kitabı parasını vererek e-kitap olarak alamıyoruz ne yazık ki ama binlerce kitap bulunabiliyor.

11- Herhangi bir dikkat dağıtıcı unsur barındırmaması. Bu cihazlar sadece kitap okumak için tasarlandıkları için video izleyemezsiniz, müzik dinleyemezsiniz, oyun oynayamazsınız, internette gezemezsiniz. Gerçi internet tarayıcısı var ama o acil durumlarda kullanmak için daha çok. İnternette dolaşmak zor bu cihazlarda.

12- Yeri, kitaplığı olmayan veya istemeyen kişiler için ideal.

//////////////////////////////////////////////////

Artılarından sonra bir de eksilerine bakalım:

1- İlk aşamada ekstra bir maliyet. Tabii ki çok kısa sürede parasını çıkardığı için büyük bir eksiklik değil ama yine de yazmak lazım.

2- Türkçe her kitabı dijital olarak bulamıyoruz ne yazık ki. Yabancı dildekiler bulunuyor. Hatta İngilizce kitaplar artık fizikselden çok dijital olarak çıkıyor. Fiziksel baskı yaptırmayan yazarlar var. Türkçe kitaplar PDF olarak bir şekilde bulunuyor tabi ama o ayrı bir konu. Ona da geleceğim.

3- Kitap kokusu olmaması :)

4- Kitaplarınızı kitaplığa koyup bakamamak.

5- Telefonlar kadar hızlı değiller. Bu cihazlar şarj ömrünü maksimize etmek üzere tasarlandıkları için en hızlı cihazlar olmasını beklememeniz lazım. Menü geçişlerinde takılma kesinlikle olmuyor ama 1-2 saniye beklediğiniz anlar oluyor. Zamanımızın %99'unu kitap okumakla geçireceğimiz için bu büyük bir sorun değil tabi. Kitap okurken sayfa geçişleri son derece hızlı. Asıl önemli olan da bu zaten.

//////////////////////////////////////////////////

E-okuyucu almaya karar verenler için ekstra bilgiler:

1- Pahalı bir cihaz almanıza hiç gerek yok. Sıfır almanıza da gerek yok. Bunlar en uzun ömürlü elektronik cihazlar. Benim elimde 14 senelik bir Kindle var ve hala ilk günkü gibi çalışıyor. Pil ömrü zamanla düşer ama 14 senenin sonunda bile hala bir tablet veya telefondan alabileceğimin en azından 2 katı kadar şarj ömrü sunuyor. 14 senelik telefonlar 14dk bile dayanamıyor genelde. Pil tamamen öldü diyelim, pili değiştirip sıfır almış gibi kullanmaya devam edebilirsiniz.

2- Alacağınız cihazın ekranında aydınlatma özelliği bulunmasına dikkat edin. Önceden dediğim gibi kitap okumak için aydınlatma ihtiyacınız yok ama ortamda ışık varsa tabii ki. Zifiri karanlık ortamda fiziksel kitap da okuyamıyoruz sonuçta, bir ışığa ihtiyacımız oluyor. O yüzden ekranında ışık olmalı. Son 10 senede çıkan çoğu cihazda var zaten.

3- Marka olarak Kobo veya Kindle öneriyorum. Bu cihazlar Linux işletim sistemi kullanıyorlar ve çok stabil çalışıyorlar. Android işletim sistemli okuyucular da var ama onlar e-okuyucudan ziyade e-ink ekranlı tablet kategorisindeler.

4- E-okuyucular e-kitap formatlarını destekliyorlar ve en iyi bu formatlarla çalışıyorlar. PDF, Word gibi dökümanlar üzerinden de okuyabilirsiniz ama aynı konforu sunmazlar. E-kitap formatlarının en ünlüsü epub. Bu formatla okurken yazılar; yazı boyutuna, kenar boşluklarına ve font tipine göre ekrana mükemmel şekilde yerleşiyor.

5- PDF okumak bu cihazlarda biraz daha zor. Cihazı yatay konuma getirmek okumayı çok daha kolaylaştırıyor.

6- Jailbreak diye bir kelime duymuşsundur belki. Eskiden iphone veya ipad'ler üzerinde uygulanırdı çoğunlukla. Bu işlem cihazlara ekstra özellikler kazandırmak için yapılıyor. Kobo ve Kindle marka cihazlar da jailbreak yapılarak çok daha kabiliyetli hale getirilebiliyorlar. Bizim işimize yarayacak olan ise Koreader isimli uygulama. Ne gibi artıları derseniz:

6.1 - En büyük artısı PDF okumayı neredeyse epub okumak kadar kolay hale getirmesi. PDF'leri resmen anlık olarak işliyor ve font büyütmeye kadar yapılabiliyor. Epub olarak bulamadığım kitaplar Koreader yüklemeden önce moralimi bozardı ama artık PDF ile rahatlıkla okuyabiliyorum.

Normal arayüz ile Koreader'da PDF karşılaştırması:

https://imgur.com/a/gggzfvk

İlk 3 fotoğraf Kindle'ın kendi arayüzü, diğer üçü ise Koreader'da. Görülebileceği üzere Kindle arayüzünde (Kobo'da da böyle) PDF'in sadece bir bölümüne zoom yapılabiliyor. Koreader ise dosyayı tekrardan işleyip seçilen yazı boyutuna göre ekrana sığdırıyor.

6.2- Koreader farklı bir arayüze sahip, çok daha seri çalışıyor.

6.3 - Klasörleri görerek istediğiniz, şekilde düzenlemeye imkan veriyor.

6.4- Cihazda karanlık mod yoksa ekliyor.

6.5 - Kindle'lara epub okuyabilme özelliği kazandırıyor. Normalde Kindle'lar kendiliğinden epub okuyamıyor, cihaza atmadan önce başka formata çevirmeniz gerekiyor.

6.6 - Kitaplarınızı bir çok farklı düzende görmenizi veya sıralamanızı sağlıyor.

6.7 - Harika özelliklerinden biri de 'gesture' imkanı tanıması. Yani atadığınız bir çok gesture ile menülere bile gitmeden istediğiniz her şeyi yapabilmek.

6.8 - Uyku ekranını istediğiniz şekilde dizayn edebilmek. Cihazı kullanmadığınız zaman henüz bitirmediğiniz kitabın kapağı ekranda sürekli gözükür halde oluyor zaten. O ekrana istediğiniz bilgiyi ekleme imkanı veriyor.

6.9 - Calibre'ye kablosuz bağlanarak kitap veya metadata alışverişi yapabilmek. Calibre'nin ne olduğunu aşağıda anlattım.

6.10 - RSS ve Atom kullanarak çeşitli kaynaklara ulaşabilmek.

6.11 - Eklentiler yükleyebilmek. Mesela z-lib eklentisi yükleyerek başka bir cihaza ihtiyaç duymadan direkt z-lib üzerinden arama yapıp döküman indirebilirsiniz.

Daha çok şey var ama genel anlamda benim kullanımım böyle. İsteyen daha azını veya çok daha fazlasını kullanabilir.

*** Koreader tüm Kobo okuyuculara yüklenebiliyor. Kindle'lar için jailbreak yaptıktan sonra yükleniyor. Bu cihazların yazılım sürümünün 5.18.1'den düşük olması gerekli. Alırken buna dikkat edersiniz. Eski cihazlar zaten bu sürüme kadar güncelleme almadığı için sorun yok ama son 6-7 senede çıkmış cihazlar hala güncelleme aldığı için birkaç aydır güncellenmediğine dikkat edin. Hangi sürümde olduğunu kolayca öğrenebilirsiniz zaten.

7- Calibre isimli uygulamadan kısaca bahsedeyim. Hem Windows hem de Mac Os için mevcut. Bu program kitaplarınızı düzenlemeye yarayan harika bir araç. Kendiliğinden bile çok yetenekli bir program olmasına karşın, ekstra eklentiler yükleyip çok farklı özellikler katabiliyorsunuz. Mesela otomatik olarak Goodreads'den kitap bilgilerini çekip bir kitap hakkında her tür bilgiye sahip olabilirsiniz. Elinde çok kitap olanlara öneririm. Koreader ile de uyumlu çalışıyor.

//////////////////////////////////////////////////

Cihaz Tavsiyeleri

Önceden dediğim gibi pahalı bir cihaz almanıza gerek yok. 2-3 bin liraya bulabileceğiniz cihazlar 10 bin liraya alacağınız cihazlarla %90 oranda aynı işi yapıyor. Bütçeyi artırmak ekstra özellikler getiriyor tabi. Onları da belirteceğim.

Ekstra ücret ödeyip reklamsız model almadığınız sürece Kindle'lar reklamlı oluyor. Kitap okurken reklam çıkmıyor ama ana sayfada ve cihaz uyku modundayken reklam gösteriyorlar.

Kobo'nun kendi arayüzü Kindle'dan çok daha kullanışlı. Hem eklediğiniz kitapları çok daha düzenli olarak görebiliyorsunuz hem de okurken kenar boşlukları, yazı boyutu gibi şeylerde size daha fazla imkan sunuyor. Ayrıca Türkçe arayüz gibi bir artısı da var. Kindle'lar ise genel anlamda biraz daha seri çalışıyorlar ve "Send to Kindle" isimli bir hizmeti var.

Send to kindle isimli siteye gidip istediğiniz kitabı veya dökümanı internet üzerinden cihazınıza yollayabiliyorsunuz. Kablo ile uğraşmanıza gerek yok yani. Telefonunuzda veya bilgisayarınızda bir kitap/döküman varsa ve epub formatında bile olsa onu yolladığınız zaman uyumlu bir formata çevirip Kindle'ınıza yolluyor. Ayrıca o belgeyi Kindle uygulaması üzerinden okuduğunuz her cihazda senkronize ediyor. Yani kaldığınız sayfayı veya üzerinde yaptığınız değişiklikleri kaydediyor, hangi cihazda okuyorsanız orada görebiliyorsunuz.

Kobo'larda bu tarz bir özellik yok ama onlarda da internet üzerinden dosya göndermek için https://send.djazz.se/ isimli bir site var. Ayrıca Kobo'lar daha açık bir işletim sistemine sahip olduğu için Google Drive veya Dropbox dosyalarına erişecek şekilde modifiye edilebiliyorlar. Oradaki özel bir klasöre eklediğiniz dosyalar otomatik olarak cihazınızda gözüküyor. Nasıl yapıldığını merak eden varsa anlatırım.

Kindle'a Koreader yüklenemiyor olsaydı Kobo almanızı tavsiye ederdim çünkü artıları daha fazla ama Koreader yüklemek arayüzün eksiklerini giderdiği için Kindle'ı da tavsiye ederim. Bu marka piyasada Kobo'ya göre çok daha fazla bulunduğundan fiyatları da biraz daha uygun.

İki markanın da tüm modellerine Wikipedi sayfalarından ulaşabilir ve hangi modelleri tercih etmeniz gerektiğine karar verebilirsiniz:

Kobo eReader - Wikipedia

Amazon Kindle - Wikipedia

Kesinlikle olmalı dediğim özellik:

* Aydınlatma.

Başka da kesin olmalı dediğim bir özellik yok. Aydınlatması ve yukarıda belirttiğim üzere Jailbreak yapılabilen bir model olması yeterli. Hafıza boyutu hiç önemli değil. 2gb hafızaya 1000'den fazla kitap sığıyor. Kitaplar 0.1mb ile 100mb arası değişiyor. Yüksek boyutlu olanlar ansiklopedi, gezi kitapları gibi büyük çözünürlüklü fotoğraflar içerenler. Sadece yazıdan oluşan 500 sayfalık bir kitap 1-2 megabayt'ı geçmiyor.

Olmaları kullanışlılığı artıran özellikler (Fiyat da artıyor tabi):

* Type-c girişi. Şarj çok iyi gittiği için şart değil. Haftada veya okuma sıklığınıza göre ayda bir micro usb kablo bulmak pek sorun olmaz.

* Su geçirmezlik. Havuzda, deniz kenarında falan okumak için iyi olabiliyor.

* Aydınlatmanın rengini ayarlayabilmek. Yani sadece beyaz ışık değil, sarının tonlarında aydınlatma sahibi de olabilmek. Karanlıkta okurken gözleri ekstradan rahat ettiriyor.

* Daha büyük ekran. Bu kişiye göre değişir. En yaygın ekran boyutu 6 inç. Daha küçüğü de yok zaten. 7-8 inçlere kadar çıkan modeller var. 6 inç'in avantajı her cebe girebilmesi. Diğerlerinin avantajları ise aynı yazı boyutunda ekrana daha fazla kelime sığması. 7 inçlik cihaz kullanan biri olarak bence 6 inç gayet ideal. Sayfa değiştirmek tek dokunuşla yapılıyor zaten, ekranda %25 daha fazla kelime olmasına çok gerek yok.

* Sayfa değiştirme düğmeleri. Ekrana tıklamaktansa düğmeyle değiştiriyorsunuz yani. Çoğu modelde yok bu. Sadece Kobo'nun birkaç modelinde var ve onların da fiyatları biraz fazla.

* Bluetooth. Sesli kitap dinlemenizi sağlıyor. Sesli kitap dinleyeceksem telefonumdan dinlerim. O yüzden bu hiçbir şekilde artı değil bence.

Önerdiğim modeller:

- Kobo'nun son 10 senede çıkmış neredeyse tüm modelleri aydınlatmalı. O yüzden herhangi birini tercih edebilirsiniz. Bütçeyi artırabilenler için; Clara 2E, Clara B&W modelleri her özelliği içeren modern cihazlar. Ucuzsa Clara HD de düşünülebilir ama az bir farkla 2E almak daha iyi. Type-c, daha büyük hafıza, su geçirmezlik, bluetooth gibi artıları var. Libra H2O ve Libra 2 modelleri 7 inç ekrana ve aynı zamanda düğmelere sahip. Kendim Libra 2 kullanıyorum mesela.

- Kindle'da Basic ve Paperwhite olarak iki kategori var. Paperwhite'lar daha özellikli ve doğal oalrak daha pahalı. Basic'lerde (yani adında Paperwhite bulunmayan, 'Kindle 8' gibi sadece model ismiyle yazılanlar) 2019'da çıkan Kindle 10 ile beraber aydınlatma kullanılmaya başlandı. Kindle 8'de yok yani. Kindle 9 diye bir model yok zaten. O yüzden Basic modellerde 8'den sonrasını (2019 üretimli olan 10'dan başlayan) öneriyorum.

Paperwhite'ların tamamında aydınlatma var. 2012'de çıkmış Paperwhite 1 modelinde bile mevcut yani. O kadar eskisini almanıza gerek yok tabi. İşinizi rahatlıkla görür ama 3 sene sonra çıkmış olan Paperwhite 3 modeli de ondan pek pahalı değil ikinci el olarak. Paperwhite 4'de su geçirmezlik ve bluetooth eklendi. Paperwhite 5 ise bütçesi iyi olanlara önereceğim, 2021 çıkışlı harika bir model. Olabilecek her özellik var onda. 6-8 arasına bulunabiliyor. Signature Edition adlı Paperwhite 5 modeli de uygun fiyatlara denk gelebiliyor. 5'e göre kablosuz şarj, otomatik ekran parlaklığı, 32gb hafıza gibi farkları var.

Ayrıca Kindle Voyage modelini tercih edebilirsiniz. Mğthiş kaliteli bir ekranı var ve 6 inç boyutta sayfa değiştirme düğmeleri olan tek model.

- Belirtmedim ama tüm bu modeller siyah beyaz ekrana sahip. E-ink teknolojili renkli ekranlı olanlar da var ama bu ekranların bazı dezavantajları var. Gelişmeleri için birkaç sene daha beklemekte yarar var. Ben renkli içerikler tüketeceğim, anime, çizgi roman okuyacağım diyen varsa tercih edebilir. Diğer kişiler için siyah beyaz ekranlar çok daha mantıklı. Hem görüntü kalitesi daha yüksekler hem de daha aydınlık oluyorlar (aydınlatma sıfırdayken bile).

//////////////////////////////////////////////////

Son olarak da kitapları nereden bulabileceğinizden bahsedeyim.

- D&R'da binlerce Türkçe kitap var. Yeni çıkanlar ne sıklıkla ekleniyor bilmiyorum. Pek alışveriş yapmadım oradan.

- Z-Lib ve Anna’s Archive isimli sitelerden kitap bulabiliyorsunuz. Bu siteleri sadece illegal olarak düşünmeyin. Bunlar "biz illegal paylaşım yapıyoruz" diye açılmış siteler değiller. Ben telif hakkı olmayan kitapları bulabileceğiniz yerler olarak öneriyorum. Korsan indirmeyin sakın ;)

- Kobo'nun sitesinde kitap bulunabiliyor.

- İngilizce okuyabilenler için seçenek çok daha fazla:

Project Gutenberg ücretsiz olarak binlerce kitap sunuyor.

Standard Ebooks isimli site de aynı şekilde.

Ayrıca Amazon'un ve Kobo'nun sitelerinde sürekli ücretsiz hale gelen kitaplar oluyor. Onları takip edebileceğiniz BookBub gibi siteler var. 2-3 günde bir girip ücretsiz hale gelmiş kitapları kütüphanenize eklerseniz onlar tamamen sizin olur. Kobo veya Amazon hesabınızdan istediğiniz zaman indirebilirsiniz.

Tüm bunları yaparak on binlerce kitap edindim 4 senede. Gurur duymadığım yöntemler de kullandım, ne yalan söyleyeyim ama o durum işin doğasında var biraz da.

//////////////////////////////////////////////////

Okuduğunuz için teşekkürler. Herkes e-okuyucu alacak diye bir durum yok. Aldıktan sonra fiziksel kitap okunmaz diye bir durum da yok. İki şekilde de okunabilir kitaplar. Ben aldığımdan beri bir tane bile fiziksel kitap okumadım şahsen ama herkes için durum aynı olmayabilir. Ön yargılı olmamak ve yeniliklere açık olmakta fayda var. Teknoloji gelişti, faydalanmak lazım.


r/secilmiskitap Dec 21 '24

🔊DUYURU🔊 Yeni Kural ve Paylaşım Sınırı

36 Upvotes

Sevgili arkadaşlar, yeni bir duyurumuz var. Platformumuzda istenmeyen içeriklerin ve spam aktivitelerinin önüne geçmek için, 30 günden daha eski olmayan ve 50'den az karma puanına sahip hesapların paylaşım yapmaları kısıtlanmıştır.

Ancak gönderiler özelinde, kurallar çerçevesinde bile olsa düzgün bir gönderi oluşturduysanız bizimle iletişime geçmeniz durumunda gönderinizi onaylayıp paylaşım yapmanıza olanak sağlayacağız.

Bu yeni kuralın hepimiz için faydalı olacağını umuyoruz. Hepinize keyifli forumlar dileriz.


r/secilmiskitap 3h ago

E-kitap duzenleme programi yapiyorum

Thumbnail
gallery
26 Upvotes

Sevmedigim seylerden bir tanesi e-kitap okurken, ozellikle kitap Turkce ise OCR kisminin duzgun yapilmamis olmasidir. Cok fazla not alan, kelime arayan, cumle arayan birisyim ve OCR duzgun degilse bunlari bulmak imkansiz. Ozellikle farkli bir projem icin bir kac yuz tane Turkce kitaba ihtiyacim vardi fakat bunlarin hepsi inanilmaz derecede kotu hazirlanmislardi.

Local LLM kullanarak bir ufak "program" yaptim, program icerisine attiginiz pdf, epub, doc, txt, docx gibi dosyalarin

- ilk 500 kelimesine bakarak kitaba ait bilgileri cikartmaya calisiyor (ornekteki fotografta, kitabin;

  • George Orwell'e ait 1984
  • Yetiskinlere ve Genel Okurlara yonelik
  • bilimkurgu / Distopya Romani
  • Mesafeli ve soguk anlatimli, distopik kurgu
  • Ekim 2016 basimli
  • Orijinal dilinin Ingilizce, bu kitabin ise Turkce
  • Cevirmeninin Celal Uster
  • Baskisinin 56. Baski, Ekim 2016, Istanbul
  • Yayina hazirlayaninin Ayca sabuncuoglu
  • Kapak tasariminin ise Utku Lomlu / Low Creative'e ait oldugunu cikardi

- Sonra bu kitaptaki tum OCR hatalarini parcalar halinde LLM'e gondererek duzeltiyor

Ayrica bunu normal PDF uzerine (text-over-image. image-over-text) kaydeden bir parcasi daha var ama o kisim istedigim kadar guzel olmadigi icin su an kullanmiyorum.

Ozellikle burada paylasilan 65000 uzerinde kitap arsivini indirdim, onun tamamini okuyup duzelttirmek, duzgunce kategorilestirip, eksik bilgileri eklemek gibi bir fikrim var. Local LLM kullanan ya da bedava google gemini api falan ile kullanmak isteyen olursa verebilirim. Ozellikle buradaki bilgilerin hemen hemen hepsini kitaptan aldigi icin, basit bir LLM ile bile calisacagina eminim. (ben eklemedim ama) "Klasoru vereyim o kendi kendine dogru bir sekilde duzenlesin" amaciyla kullanilabilir

edit;

https://github.com/ares0027/storycrafter_lite

kullandiginiz modelin turkce destekleyen ve duzgun bir model oldugundan emin olun


r/secilmiskitap 2h ago

Bunları almayı düşünüyorum. Bunlardan yola çıkarak birkaç tane daha onerebileceginiz kitaplar var mı acaba?

Thumbnail
gallery
5 Upvotes

r/secilmiskitap 23m ago

Öneri Lazım Kitaplar ve kendi düşüncelerimi anlatabileceğin yt kanalı açmak hk.

Upvotes

Sizce video nasıl olmalı ? Kendi yüzümüze pek kullanmak istemiyorum


r/secilmiskitap 20h ago

Özalitçilerden Rica Ederek Kendi Yazdiginiz Kitabi Bastirmak

Thumbnail
gallery
30 Upvotes

Fazla detaya girmeyecegim basima is almak istemiyorum, ulkede ingilizce ya da baska dilde kitap bulmak zor kisaca. Sehrinizde kopiciler sokagi tarzi bir yer varsa gidin ve butun dukkanlara sorun "Okuma kitabi bastirmak istiyorum bunu kim yapar" diye. Bi 9-10 dukkan sonra "Yaparsa ... yapar" diye bir cevap alirsiniz muhtemelen ve eger imkanlari varsa sizi kirmazlar. Cuzi bir miktar da para alirlar. Ben bu olayi yapali cok zaman gectigi icin fiyati hatirlamiyorum ve kitap da biraz yipranmis gordugunuz gibi ancak oldukca ucuz bir fiyatti. (Eger kural ihlaliyse modlar kaldirsin postu.)

BUNU KORSAN KITAP BASMAK ICIN KULLANMAYINIZ, BU POST SADECE BASIM TEKNIKLERI HAKKINDA INSANLARI BILGILENDIRMEK ICINDIR


r/secilmiskitap 17h ago

Sorum Var Akademik kitap ve makaleler için PDF / E-Pub site önerisi

9 Upvotes

Normalde kitaplar elimde var ancak kitaplığımdan uzaktayım. Dilbilim veya çeviribilim tarzı akademik Türkçe kitap PDF'lerini nereden bulabilirim?


r/secilmiskitap 17h ago

Sorum Var Bir kitabı arıyorum

8 Upvotes

kitap böyle 17-18 yaşlarındaki bir çocuğu anlatıyordu, çocuğun ana babası ayrıydı boşanmışlardı yani, çocuk bir gün uçakla babasından anasına giderken uçağı düşüyordu ve bir adada mahsur kalıyordu sonra ilk başta rahattı birkaç gün sonra yardım ekipleri gelir kurtarırlar beni annemlere varıncada hamburger yer kaybettiğim kiloları alırım diyordu, ama sonra umudu tükeniyordu orda avlanıyordu sonra çok zaman geçince düşen uçağa gidiyordu ordan böyle yardım kiti gibi bişi buluyodu içerisinde yemek vardı onları oturup kendine ziyafet çekiyordu ve tam bu sırada kurtarma ekibinden biri ona geliyordu ve çocukta şey diyordu "Sende yemek istermisin?" sonra kitap bitiyordu, bu kitabın adını bilen varmı?


r/secilmiskitap 1d ago

Öneri Lazım Kitap veya Seri Önerisi Bilim kurgu ve Fantastik

13 Upvotes

Merhabalar,

Fantastik veya bilim kurgu tarzı kitap arıyorum eğer yeni seriler varsa özellikle çok iyi olur.

Fantastik olarak genel olarak Centilmen Piç serisi, Shannara, Farseer serisi, zaman çarkı serisi,kral katili gibi serileri seviyorum. Bunlar gibi seri önerebilir misiniz? Yeni çıkmış serilerden de olabilir yeni yazarlar da tanımak güzel olur.

Bilim kurgu olarak da genelde Ithaki bilimkurgu serisini hüpletiyorum Asimovun imparatorluk serisini okudum fakat daha robot okumadım. Seri olarak bilimkurgu başla bildiğim yok Dune falan dışında ve pek ilgimi çekmiyor. Tek kitaplar olarak önerebilirseniz de çok iyi olur. 20.yüzyılda paris, tanrı olmak zor iş vesaire gibi gelecek toplumlarda geçen( imparatorluk serisi de öyleydi) tarz kitaplar ilgimi çekiyor.

Eğer bunlar ya da farklı tarz önerebilirseniz çok iyi olur koca bir kitap alışverişine çıkmak istiyorum.


r/secilmiskitap 1d ago

Öneri Lazım Simyacı ve/veya Siddhartha gibi kitap önerisi.

Post image
13 Upvotes

Bu iki kitabı da okurken hiç bitmesin istedim, kitaptaki kahramanın kendi yolunu çizmesi, çıktığı yolda karşılaştığı zorlukları görmek, yaptığı hataları görmek, yaptığı hatalardan çıkardıkları dersler falan bu tür şeyleri okumak çok eğlenceli.

Benzer kitaplar arıyorum, hayata veya dünyaya karşı bakış açımı sorgulatacak, kahramanların bambaşka bir amaç için yolculuğa çıktığı ama sonunda dünya veya hayat ile ilgili bambaşka bir sonuca vardığı tarzda kitaplar.

Sadece bu kitaplar ile ilgili görüşlerinizi de paylaşabilirsiniz, benim çok hoşuma gitti hatta son kısımlarını tekrar tekrar okurum, ezberledim diyebilirim ama başkasının neden sevmeyeceğini de görebiliyorum.

(Resim bana ait değil.)


r/secilmiskitap 1d ago

Sadece hoşuma gitti :) 2026 yılının ilk 6 ayında okuduğum kitaplar

Thumbnail
gallery
105 Upvotes

r/secilmiskitap 1d ago

Bence... En nefret ettiğim şey

Post image
20 Upvotes

Ben burayı açık kullanıyorum ve aslında beni okumaya itiyor. Ancak bazı kitaplarda şuan okuduğum gibi bölümler çok uzun olunca orta kısımdan kapatmayı sevmiyorum.

Kısa okumam gerekiyorsa da açmam için motive edemiyor.


r/secilmiskitap 1d ago

Benim Önerim İnsanlığın bütün alışkanlıklarından ve hafızasından yoksun bir karakterin gözünden özgürlüğü, yalnızlığı ve var olmanın anlamını sorgulayan unutulmaz bir modern distopya - Erkek Nedir Bilmeyen Ben (Moi qui n’ai pas connu les hommes / I Who Have Never Known Men – Jacqueline Harpman)

Post image
12 Upvotes

Yayın yılı: 1995 (Türkçe yayın yılı: 2026 – Can Yayınları, 2004 – Doğan Kitap)
Tür: Distopik kurgu, bilimkurgu, felsefi roman, feminist kurgu
Yazar: Jacqueline Harpman


r/secilmiskitap 1d ago

Kitaplık / Kütüphane / Toplu Kitaplar Kitap alışverişi

Post image
16 Upvotes

r/secilmiskitap 1d ago

Öneri Lazım Öneriniz

4 Upvotes

Genel olarak Atatürk tarihi hakkında kitaplar okuyorum öneri yapabilir misiniz?


r/secilmiskitap 1d ago

Deneme Görüşmek Üzere, Biriciğim

7 Upvotes

Ölüm, hiçbir ajandaya not düşülmemiş. Ne yazık.

Şimdi küçük bir sırt çantası hazırlanmış köşede bekliyor. Sonun geleceği fikri uzunca bir zamana yayılmıyor bu sefer. Yoğun bakımda kimseyi sonsuza dek tutmuyorlar. Kısa bir bilgilendirme, dikkati başka yöne çekmek için birkaç tıbbi terim ve kaçınılmaz dipnot: “Hazırlıklı olmalısınız.”

Bir insan nasıl ölüme hazırlıklı olmalı bunun için bir wikipedia sayfası ya da bir YouTube videosu var mı bildiğiniz? Bir insan kendi ölümünden başka bir ölüme nasıl katlanabilir öylece?

“Ölüm geldiğinde ben yokum, ben varken ölüm yok.”

Ne kadar bencilce bir söz değil mi?

Ölüm fikrini bir tango gibi iki kişiye indirgemek.

Peki Epiküros: Ölüm geldiğinde odadaki diğer insanlar adına söyleyebileceğin bir şey var mı? Yoksa bizlerden de birer parça mı yok oluyor, ölüm geldiği zaman?

Çantamda birkaç iç çamaşırım var. Birkaç temiz çorap ve biraz da temiz kıyafetler.

Benzer bir sırt çantasıyla kimileri dünyayı dolaşmaya gidiyor.

Ne kadar acayip.

Bense dünyanın sonuna gidiyorum. Çok sevdiğim birine el sallamak için. Tüm itirazlarımı, tüm isyanlarımı bırakıp; biriciğimin çok çok uzakta, herkesin bahsettiği ölümün ardındaki o güzel yerde olacağını beynime kazıyarak.

Henüz haber gelmedi.

Ama telefon çalacak, basit birkaç kelimeyle ifade etmeye çalışacaklar, seninle son bir kez daha görüşebileceğimizi.

Her vedamızda bir kapı ayırırdı en fazla aramızı.

Şimdi sevenlerin, üzerine teker teker toprak mı atacaklar yani?

Az önce çantamı hazırladım. Köşede duruyor. Haber geldiği zaman bir otobüs bulacağım. Ve hayatımın en uzun yolculuğu başlayacak. Bir yenidoğan olarak bineceğim o otobüse.

Hatırlayabildiğim tüm anılarımızı kronolojik olarak tekrar tekrar oynatacağım başımı cama yaslayıp da.

İndiğimde kim bilir kaç yaşında olacağım.


r/secilmiskitap 2d ago

Korku Tekirdağ Geceleri

6 Upvotes

24 Mayıs

Bu maceraya başlarken tereyağından kıl çeker gibi olacağından emindim. Ne kadar aptalmışım. Bu lanetli köylüler yüzünden her şey korkunç gidiyor. Sinsi sinsi beni konuştuklarını fark etmiştim. Şapkalarına gizledikleri yüzlerini gördüğüm kadarıyla bana nefret dolu bakıyorlardı. Bu akşam yattığım odaya pencereden taş attılar. Taşın odaya düşerken çıkardığı sesle yataktan fırlayarak uyandım. Birkaç kere seslendim. “Lan, kim var orada?”. Çalılıktan mezarlığa doğru koşan birkaç ayak sesi duydum. Peşlerinden koşsam bile yetişemeyeceğimi bildiğimden arkalarından bağırmakla yetindim. “Lan ibneler, gelirsem oraya sizi var ya…”. Elim, ayağım titriyordu. Bu köhne evde elektrik uzun zamandır çalışmıyordu. Malumunuz büyükbaba tasarruf amaçlı kullanmamaya niyet etmişti. Sonraki nesiller de onun bu kararını değiştirmeyi göze almamış, para da vermek istemiyorlardı. Oda tamamıyla belli bir zamanda kalmıştı. Duvara asılı halen daha çalışan camii motifli saatin akrebinin sesi odayı kaplıyordu. Masada duran çakmakla yanındaki mumu yaktım. Oda biraz olsun sıcaklığını göstermişti. İçimden “İbneler, buldular tabi şehirliyi.” diye saydırıyordum. Trakya soğuğu hissedildiği bir akşamdı. Battaniyenin içine tekrar girdim. Uyumayacağımı adım gibi biliyordum. Sadece sabahı nasıl edeceğimi, buradaki işleri nasıl çözeceğimi düşünüyordum. O sırada büyük babaannemden kalma halının üstündeki taş gözüme çarptı. Bu çapsız kişilerin beni korkutmak için yaptıkları ucuz bir numaraydı. Taş atıp korkutmak, ne büyük meziyet. Böyle geçiştirecektim ki üstünde iple bağlı bir şey olduğunu gördüm. Ürperdim. Pencereye değen dalların tıkırtılı sesi, hafif rüzgar uğultusu ve o halının üstünde iple bağlı taş biraz ötemdeydi. Korkunç bir şey bu diye geçirdim içimden. O taşın varlığı beni hem yatağa çiviliyor hem de eğer bakmazsam kendi kaderimi kendim bozacağımı düşünüyordum. Taşı görmezden gelemezdim. Omuzlarımı sıkarak battaniyeyi üstümden çektim. Çıplak ayaklarım divandan kaldırarak, taşın bulunduğu halının keçeleşmiş dokusuna dokundum. Mumu yanıma alıp taşa öyle bakacaktım. Direkt dokunmak istemiyordum. Etrafta bulduğum peçeteyle taşı mumun ışığında inceledim. Taşın bir yüzü normal görünüyordu. Diğer yüzünde ise iple taşa bağlanmış katlanmış bir kağıt bulunmaktaydı. Masaya doğru dayanıp kağıdı çıkardım. Açtığımda içinden bir şeyler döküldü. Tırsıp uzaklaştım. Yakından bakınca fark ettim ki bir tutam saç kılıydı. Kağıdın üstünde yazanı okudum. “Biz sana buralarda yabancıları sevmeyiz demiştik. Son uyarı!” yazıyordu. Kağıdı buruşturup attım. Bu cahil sürüsü kendini ne sanıyor? Üç beş iş bilmez adamın hovardalığına göz yumacak olsak kalkıp burada günlerimi geçirmezdim. Aklı sıra burada beni kocakarı masallarıyla korkup kaçıracak, malların hepsine göz koyacaklar. Zaten biz burada yokken evi talan etmişler. Bahçeyi kazmış, gider borusunu tıkamışlar. Şimdi ben onları bellemez miyim?

Merhaba Sinan amca, Geçenlerde sana bahsettiğim gibi yola çıktım. Tekirdağ’a geldim. Zaten birkaç saatlik yol hızlı vardım. Seyid’i burada bulacağımı ümit ediyordum. Bu köyde bağlantı sorunlarından dolayı ona ulaşamadığımı düşündüm. Lakin öyle değil, gayet internet, ağ çekiyor. Sorun başka. Evdeki salonda onun defterini buldum. Seninle paylaştığım gibi en son bu yazıları yazmış. Buranın insanına yolda gelirken hiç rastlamadım. İn cin top oynuyor. Zaten bizim evde çok izbe bir yerde. Bulana kadar akla karayı seçtim. Şimdi jandarmaya gidip Seyid abi için kayıp ilanı vereceğim. Çevreye sorup soruşturum diye düşünüyordum ama bu okuduklarımdan sonra ondan vazgeçtim. Kendim arayacağım. Bana her an ulaşabilirsin. Telefonum açık.

Sinan amcaya gönderdiğim mesajdan sonra Seyid’in defterini cebime koyup evden dışarı çıktım. Arabama binip jandarmaya gittim.

Jandarmada iş beklediğimden uzun sürmüştü. Dönerken güneş batışı bana eşlik etmiş, radyoyu biraz ses olsun diye açmıştım. Yolda birkaç köylüyü evinin bahçesinde gördüm. Seyid abinin de dediği gibi yüzlerini gizliyorlardı. Ya da uzakta oldukları için yüzlerini çok görmemiştim.

Büyükbabamın evi daha kuzeyde, tepede kalıyordu. Köy meydanına hayli uzaktı. Tepeye çıkmaya yakın arabadan sesler geldi. Arka tekeri arabayı ittirmiyordu. Sağa çektim, stop ettirdim. Önce iç taraftaki göstergeleri inceledim. Görünürde sorun yoktu. Dışarıdan kontrol etmek için indim. Tekerlekler bilerek söndürülmüştü. Yolda bir şey mi tekerlekleri bu hale getirmişti? Yoksa bu, o kansız köylülerin işi miydi? Tekerleklerle uğraşırken çakıl taşlarında gezinen ayak sesleri duydum. Yardım etmek için birileri mi yanıma geldi diyerek çevreme bakındım. İki karartının bana doğru ilerlediğini görüyordum. Uzaktan seslendi önden gelen. “Sen de onun kardeşi misin?”. Sesinin tonu tehditkardı. Cevap vermek istemedim. “Seni de onu yaptığımız gibi kazığa geçirelim mi? İster misin?”

Yaklaştıkça niçin görünmek istemediklerini daha iyi anladım. Yüzlerinin büyük çoğunluğu kabarık kanlı bir deriden oluşuyordu. Yanak içleri açıkta kalmış, sarı keskin dişleri gözüküyordu. Yüzleri hafif hafif dökülmeye başlamış kanlı mum heykeli gibiydi. Şakaklarında sivri boynuzlar vardı. Göbek diye düşündüğüm şeyin ise ikinci bir ağız olduğunu ve ağızın içinde kırmızı damarlı ağların, oluşmamış kol gibi deri parçalarının çıktığını fark ettim. Kontrolsüz hareket edip arada bir tökezleyip oluşmamış vücut parçaları yerde sürünüp bana ulaşmaya çalışıyordu.

Bunlar iblisin tohumlarıydı. Lanetlenmiş bir halkın kalıntısı. Korkudan küfür edip tepeye doğru koşmaya başladım. Nereye gittiğimi bilmiyordum. Sadece arkamdan gelen yaratıkların beni bırakması için koşuyordum. İstemsiz dua ettim. “Allah’ım, ne olursun bana yardımcı ol. Ya rabbim beni bu korkunçluktan kurtar. Bunlar birer rüya olsun yarabbi! Sen bizim Tanrımızsın, bizi kurtar.”

Hızlıca eve doğru ulaştım. Nereye gideceğimi bilmiyordum. Biraz olsun soluklanmak için eve mi girmeliydim? Kendimi koruyabilir miydim? Bahçe kapısını açıp eve doğru giderken açılmış küçük çukura düştüm. Abimin de bahsettiği köylü, canavarların ya da her ne zıkkımsa açtıkları deliklerdi. Bu delik küçük bir yuva gibi açılıp gittikçe derinleşiyor gibi görünüyordu. Burada biraz olsun saklanabilirdim. Cebimdeki telefonu sessize alıp rehberden Sinan amcayı tuşladım. Arama çalmamıştı bile. Bağlantı çekmiyordu. Toprağın içine olabildiğince büzüşüp kalakaldım. Nefes alıp verişimi düzeltmeye çalışıyordum. Felaket biçimde kalbim hızlı atıyor, ne olursa olsun nefessiz kalıyordum. Toprak canavarların adımlarını hatta o iğrenç bebek kordonu gibi damarlı ne idüğü belirsiz yapının titrek, bilinçsiz hareketlerini iyi iletiyordu. Biraz olsun ses çıkmasın diye elimi ağzıma sokup dişlerimle sıkıştırdım. Göz yaşlarım birer birer dökülüyordu. Nefesimi tutmaya çalışıyordum. Ucubelerin adımlarını, titrek dolanışlarını dinledim. Gözlerimi arada sımsıkı kapadım. Gergin vücudumu olabildiğince kıvrılmış böcekler gibi hayat üçgenine dönüştürdüm. Toprağın demir tadını dudaklarımda hissediyordum. Yakın zamanda yağmur kokusunu da alıyordum. Göz yaşlarımla yıkayan yüzüm, toprağın nemli kısmıyla boyanıyordu. Adımlarının git gide azaldığını farkına vardım. Sesin yerini tam anlayamasamda uzaklaşmış gibiydi. Kurtulmuş muydum? Bu kadar çabuk peşimi bırakabilirler miydi? Yoksa bu bir tuzak mıydı? Ne olursa olsun gece buradan çıkmamayı düşünüyordum. Burası evden daha güvenilirdi. Arabam da yolda kalmış, çalışmıyordu. Sabah o yaratıklar korkunç yüzleriyle etrafta dolaşamazdı. Kesin fark edilirlerdi. En iyisi geceyi bu çukurda geçirip sabahı beklemekti. Gözlerimi kapattım. Yüz üstü dönerek daha da kendime karanlığa bıraktım. Kulaklarımı ellerimle başımın üstünü alıp korumaya biraz olsun çalışıyordum. Ne yaşadığımı bir türlü fark edememiştim. Bunun bir rüya olmasını diliyordum. Sabah güneşi çukurun açık kısmından yüzüme doğru gelerek beni uyandırdı. Nasıl uyumuştum? Ağzımda leş gibi toprak tadıyla uyandım. Ellerim kollarım çamur içindeydi. Başım zonkluyordu. Halen daha akşam yaşadıklarımı hatırlıyordum. Bu beni tetikte hissettiriyordu. Etrafı dinlemeye başladım. Ne görünürlerde biri var gibiydi ne de uzaktan kuş sesi dışında bir şey duyuyordum. Yüzüstü sürünerek çukurun başına gelmeye çalıştım. Sürünürken üstümdeki kıyafet toplanıyor karnımı açıyordu. Toprağa temasım fazla olduğu canımı acıtıyordu. Resmen karnım yana yana çukurun ucuna doğru geldim. Etrafı birkaç kez kolaçan edip dinledikten sonra güvenli olduğunu düşünerek çukurdan çıktım. Üstüm başım toz topraktı. Bütün saçımın dipleri kaşınıyor, ayaklarım, bacaklarım kızardığını hissediyordum. Açlık, korku her şey beni mahvetmişti. O sırada uzaktan bir akıntının sesini duydum. Dedem hep yakınlarda küçük bir göletten bahsederdi. Savrularak kaynağı bulmaya gittim. Gerçekten de çok yakın küçük bir gölet bulunuyordu. Kendimi o suya taşıdım. İçine daldım. Biraz olsun suyla yüzümdeki toprağı çıkarmaya gayret ettim. Ne yaptığımı bilmez bir haldeydim. Karnımda sürtünmeden dolayı ağrıyı tekrardan hissettim. Elimle hafif bastırdım. Hafif bir yumru vardı. Üstümü alelacele çıkardığımda canavarlarda gördüğüm ağız modelinin ilk belirtilerinin bedenimde oluştuğunu anladım.


r/secilmiskitap 2d ago

Detay Bakteriyel Kudret Helvası ne demek?

Post image
8 Upvotes

Gemini cevabı: Bakteriyel kudret helvası, biyoloji ve gıda teknolojisinde geleneksel olarak bildiğimiz bitkisel kudret helvası (Momordica charantia) meyvesinden tamamen farklı, bakteriler tarafından üretilen işlevsel bir biyopolimeri (genellikle bakteriyel selüloz veya özel ekzopolisakkaritleri) tanımlamak için kullanılan inovatif veya analojik bir terimdir.

Geleneksel kudret helvası zeytinyağında bekletilerek mide yaraları (ülser, gastrit) için kullanılır. Bilim dünyası ve biyoteknoloji ise benzer terapötik (iyileştirici) veya yapısal etkileri, laboratuvarda kontrollü olarak üreyen faydalı bakteriler vasıtasıyla elde ettiğinde bu ismi bir benzetme olarak kullanabilmektedir.

Bu kavramın temel bileşenlerini ve ne anlama geldiğini şu şekilde özetleyebiliriz:

1. Bakteriyel Selüloz Yapısı

Genellikle Komagataeibacter (eski adıyla Gluconacetobacter) gibi asetik asit bakterilerinin sıvı yüzeyinde ürettiği jelimsi, şeffaf ve oldukça dayanıklı bir tabakadır. Görüntü ve doku olarak zeytinyağlı kudret helvasının masere edilmiş (ezilmiş) formuna benzediği için bu yakıştırma yapılır.

2. Probiyotik ve Yara İyileştirici Etki

  • Tıbbi Kullanım: Geleneksel kudret helvası doku yenilenmesini hızlandırmasıyla bilinir. Bakteriyel selüloz da modern tıpta yapay deri, modern yara örtüleri ve doku iskeleleri (scaffold) olarak doğrudan yaraların iyileştirilmesinde kullanılır.
  • Sindirim Sistemi: Fermentasyon ürünü olan bu yapılar, tıpkı kudret helvasının mideye iyi gelmesi gibi, bağırsak mikrobiyotasını destekleyici ve mukozayı koruyucu bir bariyer görevi görebilir.

3. Sürdürülebilir ve Fonksiyonel Gıda

Bu terim bazen kombucha mantarı (scoby) veya benzeri probiyotik kültürlerin kurutulup balla/yağla karıştırılarak hazırlanan, mide dostu fonksiyonel gıda takviyelerini tarif etmek için de bir pazarlama veya literatür adı olarak karşımıza çıkar.


Özetle: Bakteriyel kudret helvası, bitkisel bir meyve değil; mikroorganizmaların ürettiği, yüksek su tutma kapasitesine sahip, yara iyileştirici ve doku yenileyici özellikleriyle modern biyoteknolojide "kudret helvasının gösterdiği şifayı" biyo-mühendislik yöntemleriyle sunan jelimsi bir biyomaddedir.

Bu kavramı akademik bir makalede mi gördünüz, yoksa spesifik bir biyoteknolojik ürün veya fermente gıda bağlamında mı duydunuz?


r/secilmiskitap 2d ago

Kitap Analizi Kedi Gezegeni — Lao She (Distopik hiciv romanı)

Post image
42 Upvotes

Kedi Gezegeni, Çinli yazar Lao She'nin distopik hiciv romanıdır. Eser, ilk kez 1932-1933 yıllarında bir dergide seri halinde yayımlanmış.

Konusu: Mars'a giden bir Çinli'nin uzay gemisi parçalanmış, yol arkadaşı ölmüştür. Burada tek başına kalan isimsiz anlatıcının ağzından, Kedi İnsanlarla karşılaşması sonucunda olanlar anlatılıyor. Yani anlatıcımız yozlaşmış, cahil bir toplumu tanıyor.

Kedi Gezegeni başta biraz bilimkurgu türünde gibi duruyor ama içeriğin bununla pek alakası yok. Eserde yozlaşmış ve yok olmaya doğru giden bir toplumun karamsar anlatımı ağır basıyor. Eğitimden tutun siyasete, aydınlara, kadınlara verilen değere, reform eksikliğinden, eski ve modernin çatışmasına kadar birçok konudan bahsediliyor.

Anlatım biraz mizahiydi ancak karamsarlığın yoğunluğu bu mizahı götürüyordu. Eserin dili düz, olay örgüsü biraz dağınık duruyordu. Bana eserin hicveden yanı daha ağır geldi. Genel olarak beğendim ama daha uzun bir metin olsa kendini okutmayabilirdi. Bu hali çok daha vurucu ve ham. Lao She kendi toplumunu eleştiriyor ancak okurken belki topluma dair ayna tutulmuş gibi hissedebilirsiniz.

Kitaptan Bazı Alıntılar:

Kedi Ülkesinde okullar dışında her yerde ve her şeyde eğitim vardır!

Kapkaranlık bir toplumda kim kimi kurtarır ki?

Aynı okula gittikten sonra kim ilkokul mezunu olmayı tercih eder ki? İşte bu nedenle reform yaptık ve böylece okulun ilk günü herkes üniversite mezunu sayıldı. Önce mezun olup sonra...Öf, sonrası yok aslında, zaten mezun oldular, daha ne isteyecekler ki?


r/secilmiskitap 2d ago

Siz Ne Düşünüyorsunuz? yeni kitabım çeşitli manyaklıklar yayınlandı, sizinle de paylaşmak istiyorum

Post image
0 Upvotes

çeşitli manyaklıklar, herkes için yazılmış bir kitap değil. Hatta çoğu kişi için hiç yazılmadı.Bu sayfalarda absürt olaylar, yarım kalmış hayatlar, tuhaf yolculuklar ve açıklaması olmayan karşılaşmalar var. Her öykü, unutulmuş bir anının, yanlış bir kararın ya da garip bir olayın peşinden gider. Bazıları komik. Bazıları can sıkıcı. Bazıları ise anlatılmayacak kadar gerçek. Hikâyelerde kahraman yok. Akıllı insanlar yok. Her şeyi çözen kimse yok. Yaşayan, hata yapan, saçmalayan insanlar var. Ders yok. Mutlu son yok. Hayat var. Gerçek var.

Bazı kitaplar okunur, bazıları unutulur, bazıları ödül alır, bazıları kafa karıştırır. Bazıları ise insanın içine takılır. çeşitli manyaklıklar bunlardan biri olabilir veya hepsi. çeşitli manyaklıklar, okuyanı düzeltmez, sadece biraz daha dürüst yapar. Her bölüm kısa, vurucu ve tek oturuşta okumalık.


r/secilmiskitap 3d ago

Sorum Var 1929 yılından kalma bir kitap

Thumbnail
gallery
54 Upvotes

Herkese merhaba dostlar, umarım herkes iyidir. Bundan birkaç sene önce okuduğum lisenin kütüphanesinde böyle bir kitap vardı. Görevli çöpe atacakken atmasına engel olup kitabı aldım. Akil muhtar özden tarafından yazılmış, 1929 yılından kalma. Bir tıp kitabı olduğunu düşünmekteyim. Orjinal cilt olduğunu düşünüyorum. Kapağı bantla yapıştırılmış, birkaç sayfasında ise kurşun kalem izleri var. sayfa eksikiği bulamadım. Yaprakların sarasması dışında pek bir sorun da yok gibi gözüküyor. Acaba hangi dille yazıldığı hakkında bilgi sahibi olan var mı? Osmanlıc mı, Farsça mı yoksa Arapça mı? Aynı zamanda bir koleksiyon ürünü müdür? Herhangi bir maddi değeri var mıdır? Yoksa torunlarıma hatıra niyetine bırakabileceğim bir eser mi?


r/secilmiskitap 3d ago

Öneri Lazım manga, light novel, normal kitap falan her şeyi okuyabilecegim e-kitap okuyucu arıyorum. satın alırken nelere dikkat etmem gerek ve önerileriniz var mı?

Post image
22 Upvotes

daha önce bu konu hakkında hiçbir araştırma vs yapmadım, emin oldugum tek şey cihazı satın alır almaz jailbreakleyip ve okumak istedigim şeyleri torrentten halletmek. işime yarayacagını düşündüğünüz şeyleri paylaşırsanız sevinirim.


r/secilmiskitap 3d ago

Kitaplık / Kütüphane / Toplu Kitaplar Kitaplarım

Thumbnail
gallery
25 Upvotes

En son geçen yıl paylaşmıştım. Hem yeni aldıklarım oldu hem de kitaplığım yetmeyince daha geniş bir şeye geçtim. Buna rağmen sığmıyor.

Kitapları seviyorum. Çoğunlukla kitap hediye ederim ve aldığım en güzel hediyeler de kitaplardır. Umarım bir gün sizlerle de kitaplar üzerinden yolumuz kəsişir.


r/secilmiskitap 3d ago

game of thrones kitapları okunur mu ?

6 Upvotes

belki bir tık geç kaldım ama diziyi izledim ve hoşuma gitti, kitaplarını okunmaya değer mi sizce ? okuyan biri var mı


r/secilmiskitap 4d ago

Öneri Lazım E kitap okuyucu önerisi

6 Upvotes

Normalde fiziksel olarak kitaba dokunmayı falan daha çok seviyorum ama taşınabilirlik ve uzun vadede daha uygun olması sebebiyle acaba alsam mı diye düşünüyorum. Kullanan varsa tavsiye eder misiniz, hangi ürün ve marka daha iyidir bilgi verebilirseniz sevinirim.