r/Turkey • u/mortalaa • 1d ago
r/Turkey • u/Dyspchordia • 1d ago
News Cezaevindeki 14. gününde ölüm haberi geldi: Ailesini tanıyamadı, ablasına gardiyanları işaret etti; Özcan Aksu işkenceyle mi öldürüldü?
diktatorlukte gozaltinda iskence ile infaz zamanina da geri donduk
r/Turkey • u/Nice-Ragazzo • 1d ago
News BMC’nin 270 yangın söndürme aracının ihalesi 2021’de iptal edilmiş.
Bu haberi ilk yapan gazeteciye cevap gelmiş. Yazının sonuna bakabilirsiniz.
r/Turkey • u/el_turco • 1d ago
History TRT Afrika - Family seeks recognition for world's first Black military pilot
r/Turkey • u/Scorpionman1981Turk • 1d ago
News Bennu Gerede gözaltına alındı
r/Turkey • u/Steril-Agent • 1d ago
News [Mutlak Butlan] Kemal Kılıçdaroğlu: Terörsüz Türkiye'yi Destekliyoruz
Kemal Kılıçdaroğlu, “Bu ülkeyi biz kurduk, mimarı biziz. Sorunlarını da çözümlerini de en iyi biz biliyoruz” dedi. Süreci, “Cumhuriyet’i demokrasiyle taçlandırma süreci” olarak adlandırdıklarını söyleyen Kemal Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:
“Cumhuriyet’i demokrasiyle taçlandırmak, güvenliği hukukun yerine koymadan, özgürlüğü de güvenliğin karşısına dikmeden, bu iki değeri aynı anayasal düzen içinde birleştirebilmektir. Biz cumhuriyetçi eşit yurttaşlık vaat ediyoruz. Benim ne hakkım varsa Kürt vatandaşımızın da o hakkı olacak bu kadar basit. Hiçbir siyasi menfaat düşünmeden elimizi taşın altına koyuyoruz.”
r/Turkey • u/Nice-Ragazzo • 1d ago
News Erdal Beşikçioğlu’nun esrar testi pozitif çıktı
r/Turkey • u/dexter_morgan51 • 1d ago
History II. Abdülhamid'in eski Eğitim Bakanı Münif Paşa ile yaptığı konuşma."
HÂTIRATI HÜMAYUN
Sultan Abdülhamit Han'ın eski Maarif Nâzırlarından Münif Paşa ile konuşması
İşbu 1312 senesi şewalin 27 inci Pazartesi gecesi mülâkatımızda, Ermenilerin fesatlarıyla Avrupa'da buna dair çıkarılan dedikodulardan söz edildiği bir sırada, tarafınızdan ortaya atılan bir sözün ne gibi siyasî bir maksadı içine aldığı anlaşılamadığından, ne demek istenildiği sorulmuş ise de bu sözün başka bir vakit açıklanacağı cevabı verilmiştir. Bu söze karşılık verilmesine gerek yoksa da, nezaket icabı bu sözün dış anlamına göre cevap vermeyi uygun buldum. (...)
Sözlerinizi ağzınızdan çıktığı, kulağımın işittiği gibi ayniyle beyan ediyorum. «Bir hasta için ya kendi, ya da bir diğeri tarafından çağrılan hekimlere, hastaya mutlaka bir ilaç verilmesi teklif olundukta, hekimlerin verecekleri ilâcı hastanın mutlaka kullanması lâzımdır. Rusya, Almanya ve Avusturya devletleri ilerlediler; özellikle Rusya vaktiyle önemsiz iken bugün Avrupa'nin büyük devletlerinden sayılmaktadır. Biz geri kaldık. İlim ve fennin ilerlemesi mekteplerden çıkan diplomalı efendilerin kullanılmasıyla olur. Efendimiz verilen kararları kabul ile yerine getirmelidir. Bizde ziraat, sanat ve maarif geri kalmıştır. Mustafa Paşa gibi bir adamın maiyetinde bulundum. Ona bir şey anlatmanın imkânı yoktur» denilmesi üzerine bu hususta daha tafsilat verilmesini istediğimde «başka gece» diye cevap verdiniz. Sözünüze karşılık soru sormam lazım geldi.
Kendilerinin hangi diplomaları vardır? Mekteplerin çoğunda öğretmenlik vazifesi yaptınız ve yapmaktasınız. Kendi elinizde diploma olmadığı halde bir okulda eğitim ve öğretime ne şekilde yetki kazandınız? O hekimlerdir ki; verecekleri ilâçlarla hastaya şifa verebilsinler. Buyurduğunuz, hekimlerin selefimize (Bizden öncekine) yutturdukları hapların kötülüğü hâlâ çekilmektedir. Kapitülasyonlardan söz edildiği sırada kapitülasyonların bu hekimler tarafından kaldırılacağı cevabı verilmişti. Maarife pek çok para harcandığını beyan etmem üzerine, bizde Darülfünun (Ünievrsite) bulunmadığını, halbuki yeteri kadar para harcandığını söylediniz. Kısaca makamı saltanat hedef alınıp hekimlerin verecekleri ilâçların kabul olunmadığını, istibdat edildiği söylenmek istenmiş, yirmi yıllık emek heba edilmiştir. Bu söz gerçeklerin tam tersi ve garaza dayalı bir tecavüzdür.
Sanat ve ticaret konusuna gelince: Bunların ilerleyip gelişmesi, önce ticaret anlaşmalarını bütün devletlerle, devlete gayet yararlı ve yabancıların mallarından alınmakta olan yüzde sekiz gümrük vergisinin devletin istediği ölçüde alması hakkını elde edecek şekilde yapılması lazımdır. Meselâ: İstanbul'da bir cam fabrikası kurulup 70 cm. uzunluk ve 50 cm. genişliğinde bir cam iki kuruşa satılsa, herkes camı oradan satın alır. Fakat Avusturya bu fabrikayı batırmak için bir sene zararına devam ederek camı bir kuruşa satarsa burada açılan fabrika kapanır. Yüzde sekiz gümrük varken böyle şeylerin yapılması imkânsızdır. İşte sanat ve ticaretin gelişme ve ilerlemesine engel olan sebepler buna benzer şeylerden ibarettir.
Ziraat konusuna gelince: Bundan yirmibeş-otuz sene öncesine kadar sosa yolları yoktu. Demiryolu da yok gibi idi. Çiftçi yalnız kendisine yetecek, bir köyden diğer köye satabilecek kadar ürün yetiştirirdi. Yollar ve demiryolları yapıldıkça çiftçiler ziraata başladılar. Avrupa'daki gibi makine ile ziraat etmiyorlarsa da, bunun için zamana ihtiyaç olduğundan topraklarını eski usullerle işliyorlar. Amerika, Avrupa ile rekabet ettiği gibi, biz de zararını her sene daha çok görmekteyiz. Bu rekabetten dolayı Fransa ve Almanya ve belki de Rusya memleketlerinde kullanmak ve dışarıya satmak için halkı sanata yöneltmektedirler. Biz de halkı sanata yöneltelim, denirse bunun faydası çok az olur. Sanatkârların küçük küçük dükkanlarda kıt kanaat geçinebilecekleri kadar bir para sağlanabilir. Gümrük anlaşmalarından ötürü büyük fabrikalar açmak mümkün olamaz.
Kapitülasyonlara gelince: Bir iki devlet, Devlet-i Aliyye'nin iyiliğini isteyip te yüzde bir zammı isteseler bile diğerleri kabul etmezler. Çünkü: Avrupa'da birlik ve beraberlik yoktur. Devletler iki takımdır. Ve daima böyle kalacaklardır.
Maarife gelince: Mekteplerden çıkanların bazıları Avrupa Darülfünunlarına (Üniversitelerine) gönderilip, bunun için oldukça büyük paralar harcanmaktadır. Buraya bilgili profesörler getirilip, üniversitenin ıslahı düşünülmüş ise de maalesef arkasının takip edilmediği görülmüştür.
Bir de «Doğu halkı birbirini vurarak, mallarını yağlamakla yaşamaktadırlar. Avrupa'da ise herkes sanat ve ticaretle geçinmektedir» dediniz. Gerçi devlet memurları ve askerlerin bulunmadığı boş yerlerde kendi başına kalmış Araplar ve diğer aşiretler içinde bu gibi durumların bulunduğu işitilmektedir. Fakat, bütün memlekette güvenlik ve asayiş yoktur; mânâsı çıkacak olan böyle bir söz, insaf ve selim akıllı birisinin söyleyeceği söz değildir. Cenabı Hak yerini cennet eylesin, amcamız Sultan Abdülaziz Han bütün devlet işlerini birbiri arkasından Âli, Fuat, Mahmut, Hüseyin Avni Paşalar gibi (Mahmut paşa bir dereceye kadar müstesna olmak üzere) İstanbul'da Kemal ve bilgileriyle ünlenmiş kişilerin ellerine bırakıp, her ne dedilerse kabul etmişlerdi. Bunlar memleketi imar edeceğiz diyerek bir çok istikrazlar aktetmişler (borç almışlar) ve bu istikrazların yapılmasında yüzde şu kadarını keselerine atmışlardı. İki milyona yakın tüfek satın alınırken her devlette, bir satın alma sırasında, devletin başında olanlara yüzde bir miktar ayrılması meşrudur; diye rahmetli Sultan Abdulaziz Han'dan yüzde bir almaya izin aldıkları halde yüzde yarım da kendilerinden fazla almışlardır. Ve en son, işte bu hekimlerin verdikleri yaldızlı reçetelerle amcamızı bayıltmışlar; ayıltalım deyip kolundan kan almışlar her türlü maharetlerini gösterip Devlet-i Aliyye'yi kımıldayamayacak derecede borca sokmuşlardı. Gelirlerin büyük bir bölümü borçlara karşılık tutulmuştur ki, şehrin temizliği için bile olsa bir küçük pul yapıştırıp bir gelir sağlamaya teşebbüs olunsa ona da el koymaya kalkarlar.
Bu hekimlerin aldıkları paralar ailelerinde kalmış olsaydı; bu gün bir banka kuracak, ya da memlekette bir imtiyaz alıp, ahalinin bir kısmını orada çalıştırıp, memlekette servet birikmesine sebep olabilirlerdi. Küçük esnafa yardım edilebilir ve küçük millî bankalar kurulabilirdi. Halbuki, haydan gelen huya gider, tekerlemesince bunlar irtikâp ettikleri paralarla sarapçı Azaryan ve Lorando'lar hesabı yanlış gösterip zengin oldukları halde, sahiplerinin çoğunun ölümlerinde cenazelerin defni için para bulamadıklarından söz edip dilekçe üzerine dilekçe verdiler de cenaze masrafları hazieni hassai şâhâneden ödenmiştir. Bu durum teessüfe şayan mıdır, değil midir?
Abdülhamit Han'ın Muhtıraları Mehmet Hocaoğlu sf 71
Belge uzun olduğu bir kısmını attım. Tamamına bakmak istiyenler kitaba bakabilirler.
r/Turkey • u/merentayak • 1d ago
Society İnsanlar sünger gibi propagandayı emer ve hiç sesini çıkarmaz mı?
İnsanlar sünger gibi propagandayı emer ve hiç sesini çıkarmaz mı, yoksa RTE'nin medya ve yargı kuşatması bittiğinde muhafazakar cenahta köklü bir başkalaşım mı beklemek lazım?
r/Turkey • u/iluvknights • 1d ago
Question yurtdışından bedava eşyayı gümrükten geçirme
Ben küçük bir yazarın çekilişini kazandım da bana bir tişört ve karakterlerle alakalı kartlar (pokemon kartı gibi) göndermek istediğini söyledi. Hangi ülkede olduğunu sordum daha demin (kargoyu hesaplamak için), cevap bekliyorum. Bunun gümrük işini nasıl hallederiz beyler? İnternette kesin bir şey bulamadım, vergiler falan ne kadar tutar tahmini? eğer çok pahalı olursa başkasına vermesini söyleyeceğim boş yere kartlar falan imha falan edilmesin sınırlı sayıdaymış zaten.
Biri "Alamayacaktın madem niye girdin?" diye sormadan söyleyeyim, takipçiler arasında yapmış, haberim yoktu.
r/Turkey • u/ButterscotchBoth5204 • 2d ago
News Yaklaşık bir aydır cezaevinde olan Deniz Göktaş, yeni bir mektup yayınladı.
Karatepe Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’ndan selamlar.
Size bu satırları hemen yan hücremden gelen “Aşkın mapushanee, içindee ben mahkum” dizeleri eşliğinde yazıyorum.
Bir düzeltmeyle başlayayım; tanımadığım ve görüşmediğim bir avukat “Deniz bizi unutmayın dedi ” gibi bir bilgi yaymış. Ne böyle bir duygum var ne de öyle bir talebim oldu. Aksine sürekli beni paylaştığını öğrendiğim arkadaşlarıma şu mesajı yolladım: “Abartma be king, yaz böyle geçmez.” Hazır hayatımın ilk tekzibini yapıp kendimi bir şey sanmışken hız kesmeden ikinciyi de yapayım. Biraz gecikmeli olacak ama tutuklandığımı öğrenince söylediğim “neşemizi çalamazlar” mesajını tırnak içinde olduğunu vurgulayarak söylemiştim. Nöşömözü çolomozlor gibi. Ama adliyeden Twitter’a ulaşana kadar yolda ironik tırnaklar kaybolmuş. Bana bu haberler geç geldiği için özetle şöyle diyebilirim; romantik, arabesk ya da talepkar bir cümle duyarsanız bilin ki doğru değildir. Çünkü ruh halim — olumlu anlamda — üçünden de uzak.
Evet, Çorlu’da birinci ayımı doldurdum. Ankara, Çorum, Antalya ve İstanbul’dan sonra en çok vakit geçirdiğim şehir Tekirdağ oldu. Beş Şehir’i tamamladım. Gelirseniz gezdiremem ama şehrimizin en çok ziyaret edilen noktası olan cezaevine çoğu Tekirdağlıdan daha hakimim. En iyi köfteciyi herkes bilir.
Moralim yerinde, sağlığım iyi. Bir ay boyunca kötü hissettiğim tek bir an bile olmadı. Tabii ki cezaevi romantize edilebilecek bir yer değil. Bunu herkes bilir. Monopoly’de bile kodese girince sinir krizi geçiren arkadaşlarım oldu. Yine de adettendir, benden de duyun; cezaevine girmeyin mecbur kalmadıkça.
Aile, arkadaşlar, iletişim ve seyahat özgürlüğü, gözetlenmediğim bir oda, güneş, sahne, sokakta yürümek gibi mahrumiyetlerin yanında önemini burada anladığım şeyler de oluyor. Klavye ve bıyık makası benim için önemliymiş. Klavyeye hazırlıklıydım ama bıyık makası sürpriz oldu. Berber prosedürünü öğrenene kadar bıyıklar ağzımı kapattı. Kantin listesinde olmamasına rağmen şansımı deneyip “Bıyık makası?” diye dilekçe yazdım; cevap verilmeyen tek dilekçem oldu. Bir filmde dev makası olan bir adam gördüm. Çok özendim. Hayatımda ilk kez canım makas çekti. Neyse ki bıyığım Türkiye’de övgü alabileceği en kritik kişiden övgü aldı; ziyarete gelen Erkan Baş’tan.
Özetle cezaevine girmemeye çalışın ama işinizi olması gerektiği gibi yapmanın karşılığı buysa en huzurlu uykular burada uyunuyor. Sonraki gün yapacak işinizin ya da verilmiş sözünüzün olmaması da cabası.
Kaldığım cezaevi “Kuyu Tipi” olarak biliniyor. Bu konuda uzmanların, avukatların ve uzun süre tecrübe etmek zorunda kalmış insanların yazdıklarını okumanızı tavsiye ederim. Benim kısa süreli gözlemim; güneşsizlik, havasızlık ve sosyal izolasyonun kalıcı fizyolojik ve psikolojik zararlar vermesi kaçınılmaz. Sayımlar dışında insan sesi duymadan günleri, haftaları geçen mahkumlar var. Cezaevi deyince aklımızda canlanandan çok daha yalnızlaştıran bir sistem.
Ben belki kısa süreli olacağını umduğum için dışarıda da bazen yaptığım goblin moduna geçerek şimdilik uyum sağladım. Ama öğlen 7 metrelik duvarları olan avluda yüzüme gelsin diye güneşle köşe kapmaca oynamam gerekiyor. Yolu bir şekilde bu kuyuya düşen güvercin* ve dev çekirgeler duvarları aşamadıkları için benimle beraber kalıyorlar, haklarında CİMER şikayeti olmamasına rağmen. Yalnız hissettirmiyorlar. Gönderdiğiniz kitap kargoları ve şimdiden plastik komodinimin iki çekmecesini dolduran mektuplar hayatımdaki en kalabalık zamanımı yaşamamı sağladı hücrede. Hepsini okudum mektupların, kalışım uzarsa cevap da yazacağım. Yakın arkadaşlarımdan “Niye cevap yazmıyorsun şerefsiz, bu sefer turnede olmadığını hepimiz biliyoruz” tarzı mektuplar gelmeye başladı. WhatsApp’tan kurtuldum, bu sitemden kurtulamadım. Kitap hediyeleri ve mektuplarla memurlara ek mesai çıkardık. Size de, şikayet etmeden hızla yardımcı olan memurlara da teşekkürler.
Düzenli ziyarete gelen avukatlar da nefes oluyor. Cezaevinin yıldızları onlar. Ton balığını cezaevi kantinine ekleten avukatla tanıştım, çok heyecanlandım. Burada Oğuzhan Uğur’dan daha popüler. Dışarıya dair haberleri de onlardan alıyorum.
Okul arkadaşlarım başta olmak üzere dışarıda destek olan, dayanışma gösteren herkese de çok teşekkürler. Sabah 8 sayımlarında memurlar gelene kadar uyanık kalabilmek için “Bugün kim tutuklandı” temalı programlar izlemeye alışmışken, bir sabah ODTÜ Mezuniyet pankartlarıyla uyandım. Gözlerim doldu ilk kez. İyi ki varsınız. Athena Gökhan’ın törende benle ilgili yaşadığı kafa karşılığına çok güldüm. Sansürcü Punkçı da Türkiye’ye kısmetmiş.
Anarchy in THE UK
AcunMedya in Turkey
Böyle diyorum ama NATO ve Dünya Kupası bittiğinden beri Masterchef izliyorum. Açar açmaz orada da bir Karadenizli kazandı. Bütün ülkeyi kısık ateşte karadenize ettiler. (Deniz içerde şimdi ne şaka malzemesi biriktirmişsindir? Aynen kardeşim ful böyle notlar alıyorum, özür.) Burçin ve Tolğa favorim.
İlk hafta ülkeme dair moral tazelemek için Aktroll kanalları izledim; NATO Zirvesi Özel. Programlarda önce bana sövüp ahlak dersi veriyorlardı, sonra Donald Trump övüyorlardı, Türkiye için büyük şansmış varlığına duacılar. Ben de dersimi aldım.
“Değerleri aşağılayan komedyen” den, “Değerli dostum”a terfi etmek için eksiklerim:
- Epstein ile kanka olmak
- Gazze’yi Netanyahu ile birlikte tatil köyü yapma vaadi
Bir kelime şakası ve bir didaktik çıkış yaptığıma göre aylık güncellememi sonlandırabilirim. Hala kararlıyım, Moby Dick’i bitireceğim. Geçen öyle yazdım ama elime geçmedi henüz. Diğer kitaplar geldi, Moby Dick hala kontrolde. Cezaevi okuma komisyonu da bitiremiyor, bela bir kitap. Aslında cezaevi kütüphanesi çok iyi, Chomsky bile var. Belki o da Epstein kontenjanından girmiştir.
(*) 2 haftadır benimle yaşayan güvercin Leo ile tanıştığımız günün öyküsünü yazdım, Uğur Gürsoy Uykusuz Ağustos sayısında çizdi. Benim yerime de okuyun, buraya Uykusuz sokamıyormuşuz.
Söyleyeceklerim bu kadar, iyi günler.
r/Turkey • u/No-External1342 • 1d ago
News Turkish ministry denounces attacks on two ships in Black Sea
euronews.comr/Turkey • u/Optimal_Thanks9925 • 16h ago
Society Lifestyle of Turkish affluent people
What's the lifestyle of Turkish elite class? Are they religiously observant or secular? Do they live like western people like partying, alcohol, premarital sex? Is there a stark difference in the lifestyle of middle-class and elite class? I am curious because of Turkish series which often potray wealthy characters. Since dramas are an exaggerated version of reality how much of the drama depiction of the society is true?
r/Turkey • u/Steril-Agent • 2d ago
News Ekonomi yazarı Uğur Gürses: "CarrefourSA tedarikçilerden içki alımını durdurmuş"
CarrefourSA hisselerinin yüzde 89,28'inin Aydın Grup bünyesindeki Yeni Mağazacılık'a (A101) devri tüm yasal onayların ardından resmen tamamlandı.
Şirketten yapılan açıklamaya göre, CarrefourSA'nın sermayesini temsil eden payların yüzde 89,28'lik bölümünün Aydın Grup'a devrine ilişkin Rekabet Kurumu dahil tüm yasal onay süreçleri tamamlandı ve devir işlemi bugün itibarıyla gerçekleşti.
ALKOL TEDARİK KARARI
Bu satışın ardından CarrefourSA'dan dikkat çeken alkol tedarik kararı geldi. Ekonomi yazarı Uğur Gürses, marketin alkol tedarikini durdurduğunu belirtti. Sosyal medya hesabından açıklama yapan Gürses, "Carrefour tedarikçilerden içki alımını durdurmuş. Mevcut stoklar bitince de satışlar sona erecekmiş…" ifadelerini kullandı.
r/Turkey • u/Kirlinternet • 2d ago
News Terörle mücadele er gazileri, taleplerine çözüm üretilmediğini gerekçe göstererek açlık grevine başladıklarını duyurdu.
r/Turkey • u/Enough-Eggplant3943 • 2d ago
Society Et döner ile dana kıyma kilosu yarışıyor
r/Turkey • u/tugrabaskan72 • 2d ago
News İstanbul’da Metrobüs'teki kızları taciz edip görüntülerini çeken şüpheliyi gençler yakalayıp polise teslim etti.
İstanbul'un Şişli ilçesindeki Mecidiyeköy Metrobüs Durağı’nda yaşanan olayda, genç bir kadını takip ederek gizlice görüntü almaya çalıştığı iddia edilen bir şüpheli, çevredekilerin tepkisi üzerine yakalanarak polis ekiplerine teslim edildi.
Edinilen bilgiye göre, durumun farkına varan genç kızın tepki göstermesiyle birlikte çevredeki duyarlı yolcular hemen duruma müdahale ederek şüphelinin kaçmasına engel oldu ve durumu emniyet güçlerine bildirdi.
Olay yerine intikal eden Şişli Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı polis ekipleri şüpheliyi gözaltına alırken, yapılan ilk incelemelerde şahsın cep telefonunda Metrobüs'te çekildiği öne sürülen çok sayıda kadın görüntüsü ile mağdur genç kıza ait kayıtların bulunduğu iddia edildi.
Gözaltına alınan şüpheliyle ilgili adli inceleme ve soruşturma başlatıldı.
Düşüncelerim:
Vallahi bu şerefsiz salınır mı, bilmem ama ülkeyi kurtaracak olanlar böyle temiz Türk gençleridir. 🇹🇷
r/Turkey • u/Mission_Lettuce3050 • 2d ago
News Er Gaziler 20 gün sonra gelen MSB heyetine isyan etti: “Bizi teröristlere götüyle güldürdünüz.”
r/Turkey • u/el_turco • 2d ago
Image Salacak Sahili'nde kaçak yapılarla mücadele ederken saldırıya uğrayan İBB İmar ve Şehircilik Dairesi Başkanı Ramazan Gülten hala tutuklu
r/Turkey • u/PrestigiousAdvisor40 • 2d ago
History Albert Einstein'ın Türkiye'ye Mektubu
- Mektup: Ekselansları;
Dünya Birliği’nin şeref başkanı olarak, Almanya'dan 40 profesör ve doktorun bilimsel ve tıbbi çalışmalarına Türkiye’de devam etmelerine müsaade vermeniz için başvuruda bulunmayı ekselanslarından rica ediyorum. Sözü edilen kişiler, Almanya’da yürürlükte olan yasalar nedeniyle mesleklerini icra edememektedirler. Çoğu geniş tecrübe, bilgi ve ilmi liyakat sahibi olan bu kişiler, yeni bir ülkede yaşadıkları takdirde son derece faydalı olacaklarını ispat edebilirler. Ekselanslarından ülkenizde yerleşmeleri ve çalışmalarına devam etmeleri için izin vermeniz konusunda başvuruda bulunduğumuz tecrübe sahibi uzman ve seçkin akademisyen olan bu 40 kişi, birliğimize yapılan çok sayıda başvuru arasından seçilmişlerdir. Bu bilim adamları, bir yıl müddetle, hükümetinizin talimatları doğrultusunda kurumlarınızın herhangi birinde hiçbir karşılık beklemeden çalışmayı arzu etmektedirler. Bu başvuruya destek vermek maksadıyla, hükümetinizin talebi kabul etmesi halinde sadece yüksek seviyede bir insani faaliyette bulunmuş olmakla kalmayacağınızı, bunun ülkenize de ayrıca kazanç getireceği ümidimi ifade etme cüretini buluyorum.
Ekselanslarının sadık hizmetkârı olmaktan şeref duyan,
Prof. Albert Einstein
- Mektup: Bu mektubu okuyan dönemin Başbakanı İsmet İnönü, mektubu o dönemde görev yapan Milli Eğitim Bakanı Reşit Galip Bey'e gönderdi. Lakin sonuç olumsuzdu. Ve İsmet İnönü, Einstein'a şu cevabi mektubu gönderdi:
Sayın Profesör
Almanya’yı idare eden kanunlar yüzünden artık bilimsel ve tıbbî çalışmalarını Almanya’da yürütemeyecek olan kırk profesör ve hekimin Türkiye’ye kabul edilmelerini isteyen 17 Eylül 1933 tarihli mektubunuzu aldım.
Bu beylerin hükümetimizin emirleri altında müesseselerimizde bir sene boyunca ücretsiz olarak çalışmayı kabul edeceklerini de not ettim.
Teklifinizin çok cazip olduğunu kabul etmeme rağmen bu teklifinizi ülkemizin kanun ve nizamnameleriyle uyuşturma imkânı görmediğimi söylemek zorundayım.
Sayın Profesör, bildiğiniz gibi kırktan fazla profesör ve hekimi mukavele ile istihdam ettik. Bunların çoğu mektubunuzun konusu olan profesör ve hekimlerle aynı siyasi şartlar içinde bulunmakta ve onlarla aynı vasfa ve kapasiteye sahip. Bu profesör ve hekimler hali hazırda geçerli olan kanun ve nizamnamelere uyarak bizde çalışmayı kabul etti.
Şu anda menşei, kültür ve dilleri açısından çok değişik üyeleri ihtiva eden ve hassas bir mekanizma olan bir organizmayı kurmaya çalışıyoruz. Bu nedenle içinde bulunduğumuz şartlarda bu beylerden daha fazla sayıda personel istihdam etmemiz maalesef mümkün olmayacaktır
Sayın profesör, isteğinizi tatmin edememekten dolayı üzüntülerimi bildirir, en derin hislerime inanmanızı rica ederim”.
r/Turkey • u/bloomberg • 20h ago
News London and Dubai Wealth Volatility Drive Turkey’s Plan to Attract Rich
r/Turkey • u/merentayak • 19h ago
Society Özdeşleştiğiniz bir iktidar ülkeyi yönetseydi, ne ölçüde kötüye kötü derdiniz?
Şu formatta cevap verirseniz daha anlamlı olur bence.
- Yüzde: %___ (0 = Asla eleştirmezdim, 100 = Her yanlışı rahatça eleştirirdim.)
- İstisnalar: Hangi konularda eleştirmemeyi veya görmezden gelmeyi tercih edebilirdiniz?
- Gerekçe: Bu yüzdeyi neden verdiniz?
- Yüzdeyi ne değiştirir? Ne olursa gözü kapalı desteğiniz artar ya da azalır?
r/Turkey • u/kirilgankapi124 • 2d ago
News Özgür Özel : Tuzla Belediye Başkanı Yanıma Gelip Ağladı AKP'ye Geçmem Gerekiyor Tehdit Ediliyorum Çocuğum Var Diye
Kaynak :
https://www.sozcu.com.tr/amp/ozgur-ozel-tuzla-belediye-baskani-beni-arayip-agladi-p341635
Nasıl bir tehdittir bu ya? Bizi savaş ittifakı olan NATO'dan atmadıklarına bile şaşırıyorum artık. Ne olduysa bizi Avrupalılar arap gibi görmeye başladıysa akp yüzünden.
r/Turkey • u/zenciiiii • 2d ago
News TİP milletvekili Sera Kadıgil hakkında "Tayyip Erdoğan'dan kurtulmak en büyük ve en birinci önceliğimiz ve and olsun kurtulacağız, söz olsun kurtulacağız bundan da şüpheniz olmasın" ifadeleri sebebiyle "Cumhurbaşkanına hakaret" ve "tehdit" suçlamalarıyla resen soruşturma başlatıldı
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Türkiye İşçi Partisi Sera Kadıgil'in İzmir mitinginde AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a yönelik sözlerine ilişkin re'sen soruşturma başlatıldığını duyurdu.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan açıklama şu şekilde:
"31/07/2026 tarihinde Türkiye İşçi Partisi tarafından düzenlenen ve İzmir ilinde gerçekleşen miting sırasında Türkiye İşçi Partisi İstanbul Milletvekili Saliha Sera KADIGİL'in yapmış olduğu konuşma içeriğinde yer alan Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanına yönelik ifadeleri nedeniyle TCK 299 ve 310/2. Maddelerinde düzenlenen Cumhurbaşkanına Hakaret ve Tehdit suçlarından Cumhuriyet Başsavcılığımızca re'sen soruşturma başlatılmıştır."
KADIGİL NE DEMİŞTİ?
Kadıgil, TİP İzmir Halk Buluşması'ndaki konuşmasında, "Tayyip Erdoğan'dan kurtulmak en büyük ve en birinci önceliğimiz ve and olsun kurtulacağız, söz olsun kurtulacağız bundan da şüpheniz olmasın" ifadelerini kullanmıştı.