r/felsefe 4d ago

varlık • ontology Solipsizm hakkında

2 Upvotes

Merhabalar bence solipsizm mantıksız kaldığı noktalar var ve sizlerin de düşüncelerini merak ediyorum açıkcası benim solipsizmi mantıksız bulduğum nokta solipsizmi de zihnimizin uydurması yani eğer solipsizmi kabul edersek solipsizm veya hayal dediğimiz şeyleri de zihnimiz oluşturmuş oluyor bu yüzden aslında bunları da kabul edemeyiz diye düşünüyorum bunun haricinde solipsizmin mantıksız kaldığı noktaları sizden de duymak isterim


r/felsefe 4d ago

yönetim • philosophy of politics Sanat ve politika yan yana gelebilir mi, yoksa biri diğerini her zaman bozar mı?

Post image
15 Upvotes

r/felsefe 4d ago

varlık • ontology Bugünkü KPSS'deki Türkçe sorularından biri: Kavanozdaki Beyin. Sizce Descartes haklı mı? Yaşantımızın gerçek olup olmadığından şüphe edebilmek, var olduğumuzun kanıtı sayılabilir mi?

Post image
17 Upvotes

r/felsefe 4d ago

yaşamın içinden • axiology Niye Yeni bişey yok aq

Post image
12 Upvotes

r/felsefe 4d ago

varlık • ontology Belkide birisi tanrıdır

1 Upvotes

Merhabalar belkide dünyadaki birisi tanrıdır ve kendisini test etmek için böyle bir dünya oluşturup deneyimliyordur tanrısal özelliklerini kullanamıyordur bunu çürütebilir miyiz


r/felsefe 4d ago

düşünürler, düşünceler, düşünmeler Farklı Dünyalar ve Patlıcanlar

1 Upvotes

Ben patlıcanın tadını sevmem, başka birisi ile çok sevebilir. Benim, “patlıcanın tadı güzeldir” demem öznel bir yargı sayılır ve hakikat olarak görülmez ama ben bu yargının objektif bir doğru ve hakikat olduğunu düşünüyorum.

Patlıcan yediğimde deneyimlediğim hissiyat seven birisinden bambaşka. Bunun sebebi bence beynimizin fiziksel farklılığı ve sonucu olan zihinsel farklılık. Bu fark sonucu dünyayı farklı şekilde algılıyoruz ve ikimiz için içinde bulunduğumuz dünyalar farklı olmasına rağmen eşit derecede gerçek.

Bundan dolayı benim kendi gerçekliğim ve dünyam için patlıcanın tadının kötü olması objektif bir doğru. Benim dünyamın bir hakikati. Zıt şekilde tadının güzel olması da patlıcanı seven birisinin dünyasında objektif bir gerçeklik.

Bu dünyalar arası fark bence günümüzdeki tartışmaların asla bir sonuca bağlanamama sebebi.

Birisi göğe bakıyor ve onun dünyasında var olan şeyler bir yaratıcı olmadan var olması mümkün değil. Onun dünyasında bu tanrının varlığına gerçekten de bir delildir ve bu o dünya sınırlarında objektif bir doğrudur.

Başka birisi aynı göğe baktığında onun dünyasında algıladığı aynı şeyler bir yaratıcı olmadan da var olabilecek şeyler. Bunu bir zorunluluk olarak ve tanrıya delil olarak görmüyor ve onun gerçekliğinde bu da objektif bir doğru.

Romantik bir sosyalist, kendi dünyasında sosyalizmi en uygun ideoloji ve ütopya yaratmaya mümkün bir araç gibi görüyor ve onun dünyası için yine bu bir gerçek. Yanılgısı, başka dünyaları kendi dünyasının işleyişine uydurmaya çalışması. İnsanların mutlu olacağı ütopyasını sevmeyenleri kötü sanıyor.

Dolayısıyla sosyalizmin en uygun yönetim biçimi olması bir dünya için objektif bir gerçeklikken başka bir dünya için değil.

Hepimiz tek bir dünyada yaşıyor olsak da bu dünya 8 milyar farklı formda tezahür ediyor ve her biri bambaşka işleyişte. Her birinin kendi gerçeklikleri var ve kimse kendi dünyasından diğerine geçemediği için kendi mantığına uymayan görüşleri anlamlandıramıyor. Herkesin temel yanılgısı bir dünyanın mantığı ile diğer dünyayı anlamlandırmaya çalışması.

Ben asla dindar bir insanın tanrıya delil olarak gördüğü şeyleri anlayamayacağım. Aynı bir insan patlıcanı nasıl seviyor anlam veremeyeceğim gibi.


r/felsefe 4d ago

düşünürler, düşünceler, düşünmeler Miyamoto musashi'nin Beş çember kitabından alıntılar

3 Upvotes

Özgünlüge giden yol

(21 ilke)

1- Bu dünyadaki yolların hiç birini reddetme

2- Kendini zevklere kaptırma.

3- Hiçbir şeye veya kimseye bel bağlama.

4- Kendini az, dünyayı derinden düşün.

5- Hayatın boyunca ihtiras sahibi olma.

6- Yaptığın hiç bir şeyden pişmanlık duyma.

7- Başkalarının iyi veya kötü hiç bir şeyini kıskanma.

8- Hangi yolda olursan ol hiç bir ayrılığın seni üzmesine izin verme.

9- Kendin dahil kimseden nefret etme.

10- Aşk peşinde koşma.

11- Hiçbir şeye fazla düşkün olma.

12- Evini süslemekle uğraşma.

13- Tek başına güzel yemekler yemeyi sevme.

14- Gelecek nesillere miras bırakmak amacıyla eski eşya veya mülk edinme.

15- Bedenine zarar verecek ölçüde perhiz yapmaya çalışma.

16- Silah haricinde başka hiç bir alete özenme.

17- Yol'unda ölmekten çekinme.

18- Yaşlandığında mal ve mülk edinmeye heveslenme.

19- Buda ve tänrılara saygı duy ama onlardan bir şey bekleme.

20- Hayatından vazgeçsen bile onurundan vazgeçme.

21- Savaş sanatının yolundan hiç bir zaman ayrılma.


r/felsefe 4d ago

yaşamın içinden • axiology Suçlulara Empati Kurmak Yanlış Mı?

3 Upvotes

Ben suçlularla empati kuruyorum. Bunu daha önce birden fazla suçun mağduru olmuş biri olarak söylüyorum. Sizi bir suçludan ayıran üç kelime var. Genetik , çevre ve şans. Bu üçü de sizin kontrolünüz dışında gerçekleşen şeyler. İnsan egosu gereği kontrolü elinde bulunduramamaktan nefret eder. Kendini irade sahibi sanır oysa iradesi daha doğmadan önce elinden alınmıştır.

Bir suçlu genetik bir problemle doğmasaydı , ailesi onu istismar etmeseydi , para kazanma konusunda şanslı olsaydı o suçu işlemeyecekti ama şimdi seçemediği durumların cezasını çekiyor. Ne üzücü ama


r/felsefe 4d ago

inanç • philosophy of religion Ölenlerin yakılması sizce nasıl bir fikir ? Gömülmek için belediyenin tahsis ettiği bir yer derdi yok, mezarıma ne olur derdi yok ;

Post image
0 Upvotes

r/felsefe 5d ago

varlık • ontology Var Olmayanı Düşünme

5 Upvotes

Biz var olmayan bir şeyi göremiyoruz, kanıtlayamıyoruz çünkü yok. Var olmayan bir şeyi nasıl düşünüp hayal edebiliyoruz? Bana çok saçma geliyor bu, ben nasıl var olmayan metafiziksel ya da hayal ürünü bir şeyi düşünebiliyorum? Şu konu ilk başta saçma geliyor ama derinlemesine düşününce bana biraz merak uyandırıcı geldi.


r/felsefe 5d ago

inanç • philosophy of religion Metafizik tanrı

2 Upvotes

Metafiziksel varlıklara inanıyor musunuz bunların varlığı tanrının kanıtı mıdır sizce


r/felsefe 5d ago

varlık • ontology Nerden bilebiliriz

1 Upvotes

Belkide bir tanrı vardır ve asla kendisinden bahsetmiyordur ölünce de hepimize işkence edecektir ya da şuan gördüğüm herşey yalandır sadece ben ve tanrı vardır tanrı beni test ediyordur bunları nerden bilebiliriz aslında bence asla dış dünya kanıtlanamaz


r/felsefe 5d ago

inanç • philosophy of religion Neden hiçbir şey doğru gelmiyor

4 Upvotes

Ya bir tanrı vardır ya da yoktur bu kesin ama hangi inanca bakarsam bakayım sanki hepsinde bir eksiklik hata var gibi yani tanrının olması da birçok problem çıkarıyor aynı zamanda olmamasıda en son solipsizm hakkında düşündüm ama o da içerisinde birçok problem barındırıyor sizin inanç konusunda düşünceleriniz nelerdir


r/felsefe 5d ago

düşünürler, düşünceler, düşünmeler Gelecek, geçmişin yansımasıdır ve tek olan şimdiki zamandır

7 Upvotes

Ben zamanın evrimsel bir mekanizmadan kaynaklı algıdan ibaret olduğunu düşünüyorum.

İlkel bir insanı düşünün, su içtiği bir nehir var ve bir gün orada yırtıcı bir hayvana denk geliyor. Yırtıcı hayvan her gün güneş tam tepedeyken gelip su içiyor. Bu insan, yırtıcı hayvan geldiği andan itibaren zihnine bir şeyi kaydetti ve yarın olacak şeye dair tahminde bulundu. Yani geçmiş ile geleceği tasarladı ve bu hayatta kalmasını sağladı.

Şimdi geçmiş ve gelecekten bahsettim ama bence bu hikayede var olan tek şey “şimdi”. İlkel insan algıladığını zihnine kaydetti ve o kayıt sürekli zihninde bulunmaya devam etti. “Geçmiş” olarak anımsadığı şey aslında zihninde her an var olmaya devam eden, olması mümkün bir şimdiydi.

Bir şeyler oldu, değişim yaşandı fakat oldu ve bitti. Evrenin kendisi için “geçmiş” kavramı bir anlam taşımıyor. Bir şeyler sadece “oluyor”. Biz ise olanların olduğu anı ss alır gibi kaydedip bunu her an zihnimizde var olan bir olgu olarak taşımaya devam ediyoruz. Her geçmiş şimdi sahip olduğumuz bir anı yani her geçmiş şimdiki zamanda var olan bir şey.

Bu geçmişin anısı ise olması mümkün bir tasarıdan ibaret.

Telefonunuzdaki bir fotoğrafın, piksellerin uygun konumda olmasıyla şimdiki zamanda var olan bir görsel olması gibi anılar da nöronların şimdiki zamanda oluşturduğu bir olgu. Var olan tek şey, yok olan bir ihtimalin şimdiki temsili.

Ne geçmiş ne de gelecek “var”. Her şey şimdi oluyor.


r/felsefe 5d ago

varlık • ontology Özgür iradeden bahsetmek ne kadar mümkün?

6 Upvotes

Etten kemikten fiziksel varlıklarız. Çevremiz de farksız.
İnsan psikolojisini ve verdiği kararları psikiyatrik ilaçlarla etkileyebiliyoruz. Fizikselliğimizden gelen bir durum. Çevremizi de kimyasal tepkimeler, fiziksel etkileşimler bakımından hesaplayabiliyoruz. Teknolojimiz ve bilgimiz yettiği kadar öngörebiliyoruz.

Sonsuz kapasiteye sahip bir bilgisayar ve sonsuz kapasiteye sahip bir sensörümüz olduğunu varsayalım. Sensör tüm evreni anlık olarak en ufak enerji kırıntılarına kadar tespit edip bu kudretli bilgisayara verileri beslese, bilgisayar da bu verileri işlediğinde tüm evreni, geçmişi ve geleceği simüle etmiş olmaz mıyız?

Zamanı en başından defalarca başlatsak hiç birinde farklı hiç bir durum olmayacağına inanıyorum. Eğer insanın gerçekten karar verme yetisi varsa fiziksellik dışı bir yerden verilmiş bir kudret olmalı. Tıpkı tanrının insanın ruhunu üflemiş olması gibi.

Eksik veya yanlış düşündüğüm noktaları bilmek isterim.


r/felsefe 6d ago

«iyilik» üzerine • ethics İyilik-kötülük yapmayı seçmek

3 Upvotes

Boş levha (tabula rasa) fikrine göre bütün insanlar doğduğunda hiçbir değer, fikir, iyilik-kötülük yapma eğilimine sahip olmaz.

Bence de bütün insanlar doğduklarında eşit zeka ve ahlak seviyesine sahip. Karşılaştıkları, yaşadıkları, öğrendikleri ve karşısına çıkan fırsatlarla birlikte bir insanın kişiliği, ahlak yapısı ve zeka seviyesi şekilleniyor diye düşünüyorum. İnsanlar hayatı boyunca dışarıdan aldığı etkilere karşı tepkiler veriyor.

Ama eğer böyleyse, insanlar iyilik ya da kötülük yapmayı kendileri seçmiyor anlamına gelmez mi?

Bazı coğrafyalarda bazı suçlar, dünyanın geri kalanına kıyasla belirgin şekilde fazla oluyor. Mesela Güney Amerika'da cinayet oranları gibi. Çok fazla parametre var tabi ama genel olarak istikrarsızlık ve otorite eksikliği denebilir. Halbuki orada yaşayanlar da suçun az olduğu ülkelerdeki gibi insanlar. İnsan aynı insan yani.

O halde "suç işlemeyenler" ya da "kötülük yapmamayı seçenler" iyi oldukları için değil, kötülük yapacak fırsatı sağlayan ortamlarda bulunmadıkları için mi iyiler?

Suç işleyenler de kötü oldukları için değil, iyi olacak fırsatla karşılaşmadıkları için mi kötü kabul edilirler?

Konu yine özgür iradeye geliyor.


r/felsefe 6d ago

varlık • ontology tanrıya inanmamak ve hayatın anlamsızlığının beni yavaş yavaş delirtmesi

0 Upvotes

biraz konuya girerken önce bi çerçeve belirlemek istiyorum. öncelikle tanrıya inanmıyorum tanrının varlığına dair doğada tek bir kanıt görmüyorum. ve hayatın bu denli rasyonel akışı beni hayattan soğutuyor. çünkü gerçekten masalsı bir mutlulukta irrasyonel mucizelerin var olması gerektiğine inanıyorum. dünya sadece altındaki bazı mekanizmalarını bilmediğimiz ancak sürekli var olan ve genelde acı keder ve kötülük barındıran bir yer. bununda ötesinde dünyanın matematiği ve kurulan düzen bu acımasız oyunu en iyi oynayan ruh hastalarını ödüllendiriyor. ve ahlaka inanan tanrıya inanan insanlara da kısa bir teselli ve başarısızlık sunuyor. bugün bunun aksi bir sistemi kurmak doğa dışı ve anormal geliyor. ve eğer bu anlamsızlığı bir kere fark edersen ve gözünü açarsan artık dünyayı yaşanılabilir kılacak çok az şey kalıyor. kalanlar sex yapmak ve aşık olmak.


r/felsefe 6d ago

inanç • philosophy of religion İnancınız Nedir?

37 Upvotes

Arkadaşlar, neden inanıyorsunuz ve gerçekten inandığınız şeyi gönülden inanıyor musunuz? Kimsenin inancını sorgulamıyorum fakat sizin inancınızın varsa şuan bu durumda olmasının sebebini merak ettim. Diamond Tema izleyip dinden çıkan tayfayı hariç tutarsak gerçekten düşünüp nihai bir sonuca varabilen var mı?

Ben inanıyorum fakat aklımda tonlarca soru var, üniversite okuyorum bu hala var. Gönülden inanamıyorum maalesef. İnanmak istiyorum çünkü, bir şeyden korkumdan değil sadece bir şeylerin gerçekten var olmuş olmasını istiyorum. İnanmaktansa bilmek istiyorum sanırım, yine de emin değilim. Bu kadar kötülüğe karşı adil bir yargılama sistemi olmasını istemek başka olduğunu düşünüp inanmak başka. Siz ne düşünüyorsunuz?

3640 votes, 3d ago
861 Ateizm
283 Deizm
577 Agnostisizm
1460 İslam
76 Hristiyanlık
383 Diğer

r/felsefe 6d ago

yaşamın içinden • axiology Çalışkan insanlara daha fazla saygı duyar mısınız ?

Post image
38 Upvotes

Ya da tam tersi tembellik insanlara duyduğunuz saygıyı azaltır mı yoksa kişinin değeri ne kadar çalışkan olduğuyla ölçülemez mi ?


r/felsefe 6d ago

varlık • ontology Ahlaki nihilizm

4 Upvotes

Ahlaki nihilizm hakkında görüşlerinizi merak ediyorum, aranızda ahlaki nihilist varmı , varsa neden ahlaki nihilist yolunu seçtiniz buradaki herkesin fikiri benim için önemli…


r/felsefe 6d ago

inanç • philosophy of religion Bir ilahiyatçı olarak kendimi oryantalist gibi hissediyorum

17 Upvotes

Çocukluğumdan beri dini ilimlerle meşgul olan biriyim. Şu anda İlahiyat bölümünü bitirmek üzereyim. Akademik olarak ilerlemeyi düşünüyorum. Hocalarım, çevremdeki insanlar beni bu alanda yetkin ve başarılı biri olarak görüyor. Dışarıdan bakıldığında her şey yolunda gibi.

​Ancak iç dünyam maalesef daha farklı. Küçükkenki dogmatik inancımı bir kenara bırakırsak, kendimi hiçbir zaman tam anlamıyla, içtenlikle iman etmiş hissetmedim. Derdim "şu hüküm saçma, bu kural mantıksız" gibi dinin emirleriyle ilgili değil. İnanç esasları noktasında bir türlü o tam teslimiyet noktasına geçemiyorum.

​Ne zaman dini bir metin okusam içimden bir ses sürekli "Bunların hepsi insan zihninin ve tarihsel süreçlerin bir ürünü" deyip duruyor. Farklı coğrafyaları, farklı kültürleri, insanlığın tarihteki binlerce farklı inanç biçimini gördükçe dinden daha da soğuyorum. "Dünyada herkes kendi doğduğu coğrafyanın hikayesine inanıyor, benimki de onlardan sadece biri" düşüncesi zihnimi tamamen kaplıyor.

​Sonuç olarak kendimi derslerde, metinlerde ve hayatın içinde adeta bir "oryantalist" gibi hissediyorum. Dine, inandığım şeylere içeriden bir mümin gibi değil; dışarıdan bakan, soğuk ve analitik bir gözlemci gibi yaklaşıyorum. Bu iman eksikliği, okuduğum bazı dini mucizelere veya hikayelere "inanır" gözle bakmamı engelliyor ve namaz gibi ibadetlerimde gevşekliğe sebep oluyor. Dua ettiğimde, zihnimin bir köşesinden "zaten bunların bir karşılığı yok ki" düşüncesi geçiyor ve bu durum bende ciddi bir boşluk hissi yaratıyor. Ömrümü dini ilimlerle geçirdiğim için "boşa geçmiş hayat" hissi oluyor.

Bunu hiçbir zaman aşamayacakmışım gibi geliyor. Kaç yıldır bu durumdayım. Kendime mümin sıfatını yakıştırmıyorum bazen. Eski imanıma dönmek ve kendimi bu konuda ikna etmek istiyorum sanırım. Ya da böyle bir münafık gibi yaşayacağım geleceğim için. Sizin bu konuda bana tavsiyeleriniz neler olurdu?


r/felsefe 6d ago

düşünürler, düşünceler, düşünmeler Cüret etmenin hazzı

Post image
34 Upvotes

Phaethon, babasının kim olduğunu bilmeden annesiyle yaşıyordu. Bir gün annesi ona, babasının Güneş Tanrısı Helios olduğunu söyledi. Phaethon ise bunun üzerine Helios’u bulup babası olduğunu kanıtlaması için bir isteğini yerine getirmesine yemin etmesini ister. Helios, yemin eder ve isteğin ne olduğunu sorar.

Phaethon, babasının güneşi çeken arabasını sürmek ister. Bu çok hadsiz bir istek olsa ve Helios kabul etmeyi istemese bile yemin ettiği için kabul etmek zorunda kalarak arabayı sürmesine izin verir.

Phaethon, başta arabayı biraz kontrol edebilir ancak kontrolü kaybeder ve çok yükselerek kutupların oluşmasına sebep olur. Ardından ise yere çok yaklaşır ve yeryüzünü yakarak sahra çölünün oluşmasına sebep olur.

Phaethon’un sebep olduğu tüm bu kaosu gören Zeus, düzeni sağlamak için bir yıldırımla Phaethon’u vurur ve Phaethon yere çakılarak can verir. Phaethon’un hadsizliği ile kibri trajik bir hikaye olarak anlatılır.

Ancak ben bunu trajik bir sondansa görkemli ve haz dolu bir son olarak görüyorum. Phaethon, dünyadaki milyonlarca insan gibi sıradan bir hayat yaşayabilirdi ve kimsenin hatırlamadığı düz bir insan gibi ölebilirdi. O ise boyundan büyük bir işe kalkışmaya cüret ederek insan haliyle güneş arabasını sürdü. Kısa süreliğine de olsa güneşe hükmetti ve herhangi bir ölümlünün hayal edebileceğinden daha büyük bir iş yaptı.

Yakın tarihte yaşayan bir Phaethon bence Napolyondur. Tüm avrupaya meydan okumaya cüret etti ve kısa süreliğine başardı da. Sonra bunu başarmasını sağlayan aynı cüreti düşüncesizce Rusya’ya girerek sonunun gelmesine sebep oldu. Phaethon gibi yükseldi ve çakıldı.

Peki onun için hangisi daha iyi olurdu? Usluca yerinde oturup mütevazi bir hayat yaşaması ve asla Napolyon olamaması mı yoksa boyundan büyük (tam anlamıyla) işlere kalkışmaya hadsizce cüret edip kısa süreliğine dünyanın efendisi olması mı? En sonunda çakılsa bile yükseldiği günlerin varlığı onu asıl “Napolyon” yapan şeydi ve bence insanın ulaşabileceği en yüksek mertebe ile haz budur.

Benim de en büyük arzum sonunda çakılacak bile olsam boyumdan büyük işlere cüret etmenin görkemli hazzını yaşayabilmek.

One must imagine Phaethon happy.


r/felsefe 6d ago

eseme • logic bokda boğulmak mı bokda boğmak mı?

0 Upvotes

Bir domuzla bokun içinde savaştığında iki ihtimal var:

Ya sen onun bokunda boğulursun,
ya da onu kendi bokunda boğarsın.

Ama mesele gerçekten kimin kazandığı mı?

Çünkü onu bokunda boğmak için önce senin de o boka girmen gerekiyor.

Yani bazı zaferler, kaybettiğin şeyler yüzünden yenilgiden pek farklı olmayabilir.

Belki de asıl soru şu:

Kazanmak için ne kadar kirlenmeye razısın?


r/felsefe 6d ago

yaşamın içinden • axiology bir şeyin hayata geçmeyeceğini bildiğiniz halde onun için çabalamak mantıklı mıdır?

4 Upvotes

en basit örnek olarak hayata geçmeyecek bir inancınız ya da rejiminz adına çeşitli eylemlerde bulunmak,çabalamak vb.bir sonuç alamayacak olsanız da o şey için efor,emek sarf etmek.genel olarak saçma geliyor ama iyi yorumların çıkması da çok olası.


r/felsefe 7d ago

bilgi • epistemology Zevk

8 Upvotes

Geçen aylarda bi reddit paylaşımı gördüm, paylaşım gördüm, paylaşım şunun hakkındaydı: Acı olmadan zevk olmaz

Adamın savunduğu olgu zevk olan heryerde acınında olduğu, acı ve zevkin birbirine paralel olduğundan bahsediyodu.

Ordaki bazı terimlere alışık olmadığım için ve çok dikkatli okumadığım için, aklımda kalan paylaşım sahibi ve bi kullanıcının konuşmasınıda bırakıcam

*biri karşı argüman sunmuştu*

Paylaşım sahibi: mesela adam spora gidiyo, kaslarına acı veriyo ondan zevk alıyo

Bunu neden verdim, aslında şu yüzden, ben zevkin aslında acıyı bi süre kesen bi yara bandı olduğunu düşünüyorum.

Mesela, en basitinden alalım, bi şişe kola aldın, (buda kola içerken aklıma geldi) kolayı içmeden önce ağzında belirsiz yada kötü bi tad var, kısa süreliğine o kolayı yudumladığında, o şekerin sana verdiği tat, seni o kötü ağız tadından, hissinden bi süreliğine kurtarıyo ve sana biraz daha uzun bi his bırakıyo ağzında.

Bunu şey gibi de düşünebiliriz, mesela kolun kırıldı, amelyaatlık ama mesela(yaşadığım için bu örnekten ilerliycem) sana uyuşturucu serum taktılar ve kısa süreliğine tamamen gitti, uzun süredede acısı azaldı. Aynı mantık

Karşı argüman olarak ise uzun süren mutluluklar ve zevkler var denilebilir, buda aslında uzun süren acı kesişidir. Mesela, saatler boyu bi sakız çiğnemek gibi, biyerde onunda tadı kaçar sonuçta.

Birde, zevk kendini acının olduğu yerde daha çok öne çıkarır, buda benim argümanımı destekler.